Ekonomik büyüme mi, kalkınma mı?

Başlıktaki sorunun cevabı, “her ikisi de” olmalıdır. Zira yeterli büyüme olmadan kalkınma olmaz, kalkınma olmadan ise büyüme gerçekleşebilir ama o da vatandaşa ilaç olmaz.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2025’in ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2 büyüme kaydetmiş.

Kalkınma olmadan büyüme, toplumun çoğunluğu tarafından hissedilemiyorsa sadece bir veri olarak kenarda durur. Zira gelir dağılımında adaletsizlik sürdükçe, ülkede çalışmaya hazır nüfusun üçte biri işsiz ise (geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 32,2) rakamsal artış kâğıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Yani halkı ilgilendiren kalkınma tarafıdır. Bu da sadece üretimin artması ile değil gelir adaletinin sağlanması, kurumsal yapının güçlenmesi, eğitim ve sağlık sistemlerinin genişlemesi ve de refahın yaygınlaşması ile ölçülür. Kısaca kalkınma ekonomik büyümeden çok daha fazlasını ifade eder.

Kaldı ki büyüme tarafında da sorunlarımız var…       

Üretici tarafına baktığımızda; tarımda yüzde 2, sanayide ise yüzde 1,8 küçülme gerçekleştiğini görüyoruz.

Peki büyümeyi yukarı çeken nedir?

Büyümenin lokomotifi deprem konutları ve kentsel dönüşüm etkisiyle gelen inşaat sektöründeki yüzde 7,3’lük, bilgi ve iletişim faaliyetlerindeki yüzde 6,1’lik büyümedir.  

Bugüne kadar hep ‘tüketime dayalı büyüme’ diyorduk, şimdi o da sadece dayanıksız tüketim harcamasından gelen yüzde 2,05’lik büyüme ile sınırlı kaldı. Dayanıklı tüketim malları harcamasındaki dramatik küçülme oranı ise yüzde 6,52’dir.

2025 ilk çeyrekte GSYH, geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2 büyüse de, bu oranın ülke büyüme potansiyelinin çok altında kaldığını söylemeye bile gerek yoktur. Yüzde 4’ün altındaki her oran kalkınmadan biraz daha uzaklaşıldığını ifade eder.

Ekonomik büyümenin nasıl kullanıldığı da önemlidir.       

Birleşmiş Milletler Üniversitesi Dünya Kalkınma Ekonomisi Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen bir çalışmada, “Yoksulluğu azaltma ve kamu mallarına erişimi artırma konusunda başarı gösteren ülkelerin çoğu, bu ilerlemeyi güçlü ekonomik büyümeye dayandırdı” deniyor.

Enstitü, ancak faydaların yalnızca seçkin bir gruba akması durumunda büyümenin sürdürülemeyeceğini de belirtiyor.

Dolayısıyla Türkiye örneğinde olduğu gibi sıcak para girişleri ile finanse edilen tüketim iştahı, sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin garantisi olamadı.

OECD raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,9 ve gelecek yıl yüzde 3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Rapora göre, daha sıkı finansal koşullar ve mali konsolidasyon hane halkı tüketimini sınırlandırırken, bu yıl zayıf dışticaret nedeniyle özel sektör yatırımları ve ihracattaki büyümenin yavaşlaması ancak 2026’da kademeli şekilde toparlanmayı işaret ediyor.   

İşte ekonomimize dışardan bakan iki ayrı gözün tespitleri bunlar…

Sonuç olarak; bizde büyüme adına daha çok tüketim ve daha az tasarruf tercihi sürdükçe, ‘üretimde verimlik’ ihmale uğradıkça, ne enflasyonla mücadele kazanılır ne de refah gelebilir. Büyümede üretime ağırlık vermek (tarım ve sanayi başta olmak üzere) bize bir türlü uymuyor.

Oysa üretimde gerileme en kötüsüdür. Zira geniş halk kitlesinin yoksullaşmasına sebep olur. Sağlıksız büyüme dediğimiz de budur.

Forbes’un küresel dolar milyarderleri listesindeki 35 Türk’ün toplam serveti 79,5 milyar dolar çıkmış. Bunun “bir rekor” olduğu, Forbes Türkiye’nin yayımlanmaya başladığı 2005’ten bu yana milyarderlerin toplam servetlerinin hiç bu kadar yüksek olmadığı da açıklanmıştır. Bu rekorun, ekonomik sıkıntıların arttığı bir durgunluk dönemine tesadüf etmesi de dikkat çekicidir.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin yaklaşık yüzde 48’1’ini alırken, en yoksul yüzde 20’lik kesim sadece yüzde 6,3’ünü alabilmektedir. Bu zengin ile yoksulun arasındaki makasın oldukça açık olduğunu gösteriyor. 

Dolayısıyla Türkiye Gini katsayısına göre de Avrupa’da gelir dağılımı eşitsizliğinde ilk sıradadır. Dünyadaki 130 ülke içinde ise 28. sıradadır. (Bianet)      

Kaldı ki, önümüze gelen her veriyi birbiriyle de kıyaslamak zorundayız. 2024 yılı fert başına gelirimizin 15.463 dolara yükseldiğini görüyoruz. Ancak bu durumda 4 kişilik bir ailenin 62 bin dolara varan yıllık gelirinin karşılığı 2.5 milyon lira ve bu da aylık 208 bin lira demektir. Böyle bir gelir nüfusun çoğunluğunu acı acı gülümsetir. Çünkü ayda 208 bin lirayı yan yana hiç görmeyen büyük bir kitle vardır. Elbette açıklanan fert başı gelir ortalama bir değerdir ve ülkede bir yıl içinde yaratılan toplam katma değerin (GSYH’nin) nüfusa bölünmesi ile bulunur. Ancak yukarda da belirttiğimiz gibi piramidin üst kısmında birikme yapmaktadır. İşte esas sorun da zaten buradadır…

Öne Çıkanlar

Hukuk-Yoksulluk ve Yolsuzluk…

Az gelişmiş, ya da gelişmekte olan ülkelerde, yönetim zafiyetleri...

Cezaevindeki Gazeteciler Listesi

Tutuklu ve Hükümlü28 Eylül 2026 Ali Ünal - Zaman Gazetesi...

Altın Koza’da Orhan Kemal Emek Ödülleri Sahipleriyle Buluştu

Çukurova’nın köklü sinema geleneği, 33. Uluslararası Adana Altın Koza...

İstanbul’da Drone Destekli Denetim: Aranan 3 Kişi Yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beyoğlu genelinde kamu düzeni ve asayişi...

Fatma Betül Sayan Kaya AKP’deki görevlerinden istifa etti

Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve AKP Genel...

Gündemden

Hukuk-Yoksulluk ve Yolsuzluk…

Az gelişmiş, ya da gelişmekte olan ülkelerde, yönetim zafiyetleri...

Cezaevindeki Gazeteciler Listesi

Tutuklu ve Hükümlü28 Eylül 2026 Ali Ünal - Zaman Gazetesi...

Altın Koza’da Orhan Kemal Emek Ödülleri Sahipleriyle Buluştu

Çukurova’nın köklü sinema geleneği, 33. Uluslararası Adana Altın Koza...

İstanbul’da Drone Destekli Denetim: Aranan 3 Kişi Yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beyoğlu genelinde kamu düzeni ve asayişi...

Fatma Betül Sayan Kaya AKP’deki görevlerinden istifa etti

Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve AKP Genel...

Çıkar Çatışması mı Çıkar Çakışması mı?

Türkçede kullanılan kimi kavramların mantığını anlamakta zorlanıyorum. Sözgelimi “çıkar...

Gazeteci Saygı Öztürk’e dair…

Bir Gün gelecek gazeteci arkadaşım- kardeşim Saygı Öztürk’ün yazdığı...

Sayılarla Ankapark’ın maliyet tablosu Ankaralılara ne söylüyor?

Ankapark'ta ABB'nin maliyet tablosu 131 kalemi üç başlığa ayırıyor...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img