MEB, 81 ile gönderdiği genelgede “meslek saygınlığı”, “öğrencilere örnek olmak” öne sürülerek öğretmenlerin önlük giymesi zorunlu kılındı!
Dr. Behçet Aysan, 1980 öncesi Ankara’dan başka bir ile sürgün edilir. Ancak ailevi nedenlerle Ankara’dan ayrılamaz. O da mesleğini bırakır, Ankara Kolej dolayında simit satmaya başlarsa da simit alan çıkmaz. Yakınındaki simitçiye bunun nedenini sorar. Simitçi der ki:
“Ağabey, senin tipin simitçiye benzemiyor! “
Bu çok önemli ve yerinde bir tanıdır. Doktor tipinde yetişmiş olabilirsiniz ama kolay bir meslek sanılan simitçi, hemen olamazsınız. Bir meslekte çalışanın o tipi kazanması yıllar alır. Bir önlük giymekle bu işin olacağını sananlar yanılıyor.
“Meslek saygınlığı!”,
“Öğrencilere örnek olmak!”
Kim istemez ki? Ama nasıl? Öğretmen, toplumun önderi, öğrencilerin örnek alacakları model olacaksa işe öğretmenin yetiştirilmesinden başlanmalı. Öğretmen kişilikli, donanımlı bir önder olarak yetiştirilmeli. Uzağa gitmeye gerek yok, Köy Enstitülerimiz öğretmen yetiştirmede dünya gençlerine UNESCO tarafından örnek gösterilen bizim geliştirdiğimiz “yerli ve milli” bir okul türümüzdür. Öyle bir okul türü ki, dünyada bir eşi yok. Oradan yetişen öğretmenler şimdi mumla aranıyor! Orada yetişenler “saygın” kişilerdi. Orada yetişenler mesleği en “saygın” yere taşıdılar. Köy Enstitülerinde yetişenleri sadece öğrenciler değil, toplum örnek aldı. Büyüğü, küçüğü onları anlatır. Köyden alınan köy çocukları beş yılda topluma yön verir oldular. Enstitülerde demokrasi eğitimi yapılırdı. Herkes özgürce çıkar konuşurdu. Kişilikli yetişen öğretmenler yurda ışık saçtılar.
“Kıyafet özgürlüğünü getirdik” diyenler, siz değil miydiniz? Kıyafetle özgür olunmuyormuş demek! Bilimsel eğitimi bırak, dinsel eğitime sap, tarikatlara okulu kapısını aç! Bir önlükle tüm bunları kapamaya çalış! Oyalamadan başka bir şey değildir. Sonra da “meslek saygınlığı! “, “öğrencilere örnek olmak! “Çok yanlış. Öğretmen, her konuda söz sahibi olmalı. Hangi öğretmene sordunuz, hangi öğretmen örgütünden görüş aldınız? Bakanlığın tepesinde otur, genelge yaz! Eğitim, emir komuta ile olmaz! Siz öğretmene bir kadro vermeyi çok görüp mevsimlik işçi gibi “sözleşmeli” yaptınız! Mesleğe ve öğretmene en yıkıcı kötülük!
Cumhuriyet’in ilk yıllarında öğretmenlik neden saygındı? Aklın ve bilimin ışığında kurallar geçerliydi. Her türlü bozukluk kuralsızlıktan kaynaklanır. Bir okula giriyorsunuz temizlikçi mi, öğretmen mi, müdür mü, cami hocası mı seçilmiyor! Öğrenci hangisini örnek alacak? Burada önlük neyi değiştirecek?
“Öğretim Birliği” yasası rafa kaldırıldı, çok başlı eğitime kapı açıldı. Eğitim, eğitimcilere bırakılmalı. Orada eğitimciler söz ve karar sahibi olmalı. Atatürk ilkeleri ve laik eğitime dönülmeli. Bizi bu ilkeler kurtaracak.
Öğretmen, önlükten önce saygı istiyor.





