Sonunda İzmir’de bir süreden beri beklenen gerçekleşti.
İki yıl önce, 2024 yerel seçiminde CHP adına yarışıp önemli bir oy oranıyla seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “en üst düzey parti töreniyle” AKP’ye katıldı.
Üstelik katılırken hiç yabancılık çekmedi, ortamı ve çevredekileri garipsemedi.
Teşbihte hata olmaz, “40 yıllık AKP’li” gibi konuştu.
“AK Parti kimsesizlerin kimsesizdir!” dedi, yeni genel başkanı, “son 25 senedir ülkemizin büyük lideri” diye tanımladığı Erdoğan’ın sıkça yinelediği sözlere atıfta bulunarak.
Erdoğan bu övgüleri gülümseyerek karşıladı, ardından yaptığı “hoş geldin”
konuşmasında, bu katılımın İzmirlilerde coşku yarattığını söyledi.
Gerçi, saf değiştiren İzmirli başkanın eşi önce durumu yadırgamış gibi görünse de, Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanının sıcak yaklaşımı ile sahnedeki AKP’lilerle birlikte el ele kollarını havaya kaldırıp Türkiye’yi selamlayarak nispeten ortama uyum sağladı.
Sonuçta, AKP tarafında katılan- kabul edilen herkes durumdan memnun görünüyordu.
Tabii meselenin bir de başkanın eski aidiyeti dolayısıyla ilişkili olduğu CHP-Yeni Parti boyutu vardı.
Gerçi kendisi CHP’den istifa ettikten sonra Yeni Partiye katılmayıp bağımsız kalmıştı.
Lakin İzmir Büyükşehir Belediye başkanlığına layık görüp aday gösteren o zamanki CHP, şimdiki Yeni Parti genel başkanı Özgür Özel’di.
Şimdiki CHP, işin kolayına kaçıp zaman zaman alaycı bir dille Özel’i suçluyordu.
Hatta, aday belirlenirken Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’i arayarak Cemil Tugay’ı aday yapmamasını “rica ettiği” söyleniyordu.
Özgür Özel ise belki de bu suçlamalara söyleyecek laf bulamadığı için, saklayamadığı bir öfkeyle transfer olanın hainliğinden, ihanetinden söz ediyordu.
Ancak, bu olayın, kendisine bağlanan umutlardan vazgeçmek istemeyen seçmenlerinde ve destekçilerinde yarattığı hayal kırıklığının önüne geçemiyordu.
Daha önce AKP’ye geçen Aydın büyükşehir belediye başkanını “Kemal Bey’in ricasıyla” aday gösterdiğini söylemiş ve bu Kemal bey tarafından yalanlanmamıştı ama, son gelişme başka bir şeydi!
Cemil Tugay’ın Kemal Bey’in “sürpriz şekilde” genel başkan olduğu 2010 yılında partiye katıldığından, ardından hızla örgüt ilçe kademelerinde görevler üstlendiğinden, 2019 yılında Karşıyaka belediye başkanı yapıldığını söylemek bile Yeni Parti cenahında kimsenin aklına gelmiyordu..
Zira, CHP’de Özgür Özel tarafından son aday yapıldığı ve seçildiği görev sürerken ayrılmış, “ben kimsesizlerin kimsesi olan AK partiliyim” deyivermişti.
Oysa, 2024 yerel seçimlerinde İzmir Büyükşehir belediye başkanlığına talip olan önceki başkan dahil 10’a yakın aday adayı vardı.
Üstelik, bunların bir kısmı ön seçim yapılmasını istiyordu.
Daha önce tüm adayların ön seçimle belirleneceğini vaat eden %Özgür Özel’in ise bunun için vakit olmadığını söylediği belirtiliyordu.
Doğal olarak ayrıldığı cenahta bu meselenin hesaplaşması yapılırken, en büyük sorumluluk Özgür Bey’e yüklenecekti.
Zaten Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorumlu tutulduğu o kadar çok mesele vardı ki, Tugay’ı partide “ilk yükselten” olması konusu çok ufak kalırdı!
Zaten şimdiki CHP, bu transferi pek det etmiş gibi de görünmüyordu.
Yükselme, iktidara aday olma iddiasındaki Yeni Parti için durum farklıydı.
Öncelikle, bizzat genel başkanlarının eliyle İzmir gibi kale sayılan bir yerde seçmen nezdinde çok önemli bir güven kaybı söz konusu olmalıydı.
Bundan daha önemlisi, ülkeyi yönetme iddiasındaki bir partinin, adaylarını belirlerken inançlar, ilkeler, ideoloji gibi ölçütlerle hareket etmesi gerekirken, en azından bu olayda günü kurtarma yanlışına saplandığı ortaya çıkmıştı.
Partinin genel başkan düzeyindeki üst yönetiminin önemli makamlar için aday seçerken siyasette “olmazsa olmaz” ilkeleri fazla kafasına takmadığı, derinlemesine analizler yapmadığı görülmüştü.
Kendilerini destekleyen basın ve medya tarafından anketlerde “hala” birinci parti oldukları söylense de, bu eksiklikler siyasal başarıların sürdürülebilir olmasının önündeki en büyük engellerdi.
Kurulan partinin sağlam program ve tüzükle, deneyimli siyasetçi ve siyaset bilimcilerini harekete geçirip her şeyden önce laik cumhuriyet ilkeleri ve ideolojisini güncellenmiş sağlam parti politikası haline getirmesi gerekiyordu belki de.
Böylece, burada kolay başarıya ulaşıp içindeki başka partilere inançlarıyla gelenlerin, yüksek mevkilerdeyken çekip gitmelerinin önüne geçilebilirdi.
Herkes istediği partinin politikalarını benimsemekte özgürdür elbette.
Ancak, her parti de ilerde kendisini yarı yolda bırakmayacak, ideolojisini benimsemiş partililerle yol almaya mecburdur.
Yoksa o kuruluşun adı parti olmaz.
Şu anda merak ediyorum.
Yeni Parti, son gelişmeler sonrasında insanların partiye nasıl üye yapılacağı, üyelerin parti program, tüzük ve ideolojisine bağlılığını sağlamak için nasıl eğitileceği gibi konularda çalışma yapıyor m?
Yoksa, yayınlanan anketlere bakılıp “bu halk bize kıyamaz “ rehavetiyle bu işlerin hep böyle gideceği gibi saplantılarla kendini giderek yıpratıyor mu?
CHP artık seçimlerde başına gelecekleri anlamış, giderek daha da güçsüz hale gelirken, özellikle sol seçmen için bir umut ışığı gibi ortaya çıkan Yeni Parti, kendinden bekleneni vermek zorunda.
Yarın hiçbir desteğin garantisi yok.




