Ailenin kökleri, bugün Gürcistan sınırları içinde kalmış olan Ahıska’ya dek uzanıyor. 1827 yılına değin orada yaşayan bu Türk topluluğu, o yıl büyük bir Rus ordusunun Ahıska yönüne doğru geldiğinin duyulması üzerine yurtlarından ayrılıp Posof, Şavşat, Ardanuç ve Yusufeli’ne doğru kalabalık bir göç başlar. Mevlutgil’in büyükleri de o göçün içindedir. Ailenin ilk yerleşim yeri Ardanuç’un Yaylacılar köyü olur. Yaylacılar (Solyana) köyü, 1950’lerde başlıca iki mahalleden oluşurdu. İki mahallenin ortasında, tek bir ev vardı. Yaylacılar köyünde yerleştikleri yer orasıdır. Ev zamanla yenilense de,1970’lerde bile evin yanında bulunan tek çam ağacını köylü, ‘’Mevlutgilin çam’’ adıyla anardı. Aile (Mevlutgil), daha sonra Aşağı Irmaklar’daki bugünkü yerleşim yerine gelir. Buranın toprakları daha sıcak, daha verimlidir.
Mevlutgil’in etkinliğinin yaygınlaşması, ailenin tek temsilcisi Süleyman Ertürk’ün (1902-1986) döneminde başlar. Aile Cumhuriyet döneminde yıldan yıla büyür. Süleyman Ertürk, 1928 yılında köyde açılan Millet Mektebi derslerine katılır, okuma yazma öğrenir. Işığı orada görmüştür. Evine, köyüne kapanıp kalmaz, Artvin ve Artvin çevresinde değişik işlerde çalışır, dışa açılır, bilgili kişilerle tanışır, konuşur, öğrenmeye açıktır. Cumhuriyet’in değerlerini gördükçe, onlara sarılır. Bilmeyenlere de yılmadan, usanmadan anlatır. Bilgilendikçe köyde ve çevrede akıl danışılan kişi olur.
Süleyman Ertürk’ün altı çocuğu olur. Kâzım Ertürk (1927), il milli eğitim müdürlüklerine kadar yükselir. Nazire Ertürk (1930),ev hanımı. Nazım Ertürk (1935) ilköğretim müfettişi. Servet Ertürk (1936) öğretmen. Hüsnü Ertürk (1941) avukat. Nusret Ertürk (1945) öğretmen. Süleyman Ertürk, kendi çocuklarını okutmakla kalmadı, o bütün köye, bölgeye çocukların okuması için yardımcı olmuştur.
Aile, köyün ve bölgenin en çok okuyan ailesi olmuştur. Geniş çevreleriyle Ertürkler, çevrelerine aydın olmanın bir gereği olarak yardım eli uzatmıştır.
1934 yılında Mevlutgil, Ertürk soyadını alır. Mevlutgil, Süleyman Ertürk ve oğullarının çevrede başarı ve saygınlık çıtası yıldan yıla yükselir. Tanındıkça, ‘’Mevlugil’’den çok, uzaktakilerce ‘’Ertürkler’’ soyadıyla anılır oldular. Zamanla aile, Ardanuç’tan, Artvin’den Ankara’ya, İstanbul’a, İzmir’e dağılır. Nerede olurlarsa olsunlar Mevlutgil’in Ertürkler aranan, sevilen, güvenilen kişilikleriyle öne geçtiler.
Süleyman Ertürk 1950’lerin ortasında bir dönem, ilçenin en büyük köyü, Aşağı Irmaklar muhtarlığına seçilir. Süleyman Ertürk, muhtar olsa da, olmasa da gelen konuklara kapısı her zaman açık olmuştur. İki evinin bulunmasından dolayı, orada konaklamak uygun bir seçimdi. Köye gelen devlet memurları, gerekse ‘’tanrı misafirleri’’ doğrudan bu eve gelirdi. Yaz kış evlerinden konuk eksik olmazdı.
Ertürk kardeşlerin 2021 yılında bulundukları iller şöyledir:
Kâzım Ertürk İzmir’de, yaşıyor.
Nazire Ertürk Irmak Ankara, ölü.
Nazım Ertürk İstanbul’da, yaşıyor.
Servet Ertürk Ankara, ölü.
Hüsnü Ertürk Ankara’da, yaşıyor.
Nusret Ertürk Ankara’da, yaşıyor.
Ertürk kardeşler, mesleklerinin yanında yazarlıklarıyla, şairlikleriyle de tanındılar, eserler verdiler:
Kâzım Ertürk, şair olarak tanınmıştır. Gazap Çiçekleri (şiirler), Zaman Dönemeci (şiirler), Zaman Dönemecinde Bir Yolcu (şiirler)
Hüsnü Ertürk şair olarak tanınmıştır. Aklın Kavgası (şiirler)
Nusret Ertürk öykücü, denemeci. Köydeki Keklikler (öykü), Küçük Adam (öykü), Hurma Ağacı İle Sarmaşık (masal), Bir Günün İki Sabahı (öykü), Mor Ali (öykü), Kanatlı Karıncalar (öykü), Güneşler Kararmasın (öykü), Güzel Gelecek (öykü), Aklın Atları (deneme), Kanat Sesleri (deneme), Söz Yüzüğü (deneme) ve Kapı Çalınıyor (deneme)
Nusret Ertürk ayrıca uzun yıllardır Cumhuriyet yazarıdır.
Koşullar değişip oradan ayrılmış olsalar da Ertürkler için, gittikleri, bulundukları çevrede güzel bir adla anılmış olmaktan daha iyisi ne olsun?