Ekonomik Güven Endeksi (EGE), tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen birleşik bir endekstir. Aşağıda beş ayrı endeksin nasıl birleştirildiğini inceleyeceğiz. Ekonomiden sorumlu olan ve gelecek tahmininde bulunan herkes için ‘tüketici davranışları’ kadar yakından takip edilecek başka bir gösterge olamaz. Bu bakımdan önceliği ona veriyoruz.
Eğer bir ekonomide Tüketici Güven Endeksi (TGE) düşük seyrediyorsa, diğer sektör endekslerine daha temkinli yaklaşılır. Oysa uzun zamandır 60 civarında gezinen endeks değerine gereken dikkatin verilmediğini, görece daha olumlu gözüken diğer endekslerin ise öne çıkartıldığını izliyoruz.
Güncelleme ve alt endekslerdeki değişiklikten sonra 80’li seviyelerin görülmesi yukarda söylediklerimi değiştirmez. Onu iki hafta önce açıklamıştım zaten.
Burada sihirli kelime olan ‘güven’ faktörü üzerinde de fazla durulmuyor. Oysa ekonomik anlamda güven; ekonomide karar alıcıların, icraatlarından ne kadar emin olabileceklerini de test etmeye yarar.
Ekonomik krizlerde hiç istenmeyecek durum güven eksikliğidir. Elbette siyasi istikrar ve kararlılık ile küresel düzeydeki istikrarsızlığa bakış da güveni en fazla etkileyen hususlardır.
Enflasyon oranı, büyük tüketici kesimi için bir nirengi noktasıdır. Gelir de, faiz de ona endekslenir. Tüketici gelir artış oranının, enflasyon oranı gerisinde olduğuna inanıyorsa güven eksik kalır. Faize bakışı ise iki şekildedir. Kredi kullanıyorsa düşük faize, tasarruf yapıyorsa enflasyon oranı üzerindeki reel faize göre beklentileri şekillenir.
Reel Kesim Güven Endeksi, şirketlerin üst düzey yöneticilerinin genel ekonomik şartlara bakışlarını, sektörün yakın geçmişi ve geleceğe yönelik beklentilerini saptamak üzere hazırlanmış anketlere dayanır. Bu anket; genel gidişat, yatırım, iç ve dış talep, üretim, stok ve enflasyon gibi konulardaki beklentileri anlamak üzere düzenlenen sorulara verilen cevapları kapsar.
Ekonomiyi yönetenler üretimi canlandırmak istiyorlarsa, önce iç tüketimi (talebi), bunun için de güven telkin eden politikaları ortaya koymak zorundadırlar.
Nasıl mı?
Kamu kesimindeki israfı önleyen tedbirleri alarak, yolsuzlukları ve ayrımcılığı dışlayan yasal düzenlemeleri yaparak ve otomatik işleyen bir piyasa mekanizmasını hayata geçirerek sağlayabilirler.
Ekonomik Güven Endeksi; tüketici güven endeksi ile mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi (reel kesim), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.
Şimdi bu birleşik beşli endeksin her birinin alt endekslerine bakalım.
Tüketici Güven Endeksi‘nin alt endeksleri (gelecek 12 aylık döneme ait):
• Hanenin maddi durum beklentisi,
• Genel ekonomik durum beklentisi,
• İşsiz sayısı beklentisi (çıkartıldı, yerine ‘hanenin mevcut maddi durumu’ geldi),
• Tasarruf etme ihtimali (çıkartıldı, yerine ‘dayanıklı tüketim malı satın alma düşüncesi’ geldi).
Reel Kesim (imalat sanayi) Güven Endeksi‘nin alt endeksleri:
• Toplam sipariş miktarı (mevcut durum),
• Mamul mal stok (mevcut durum),
• Üretim hacmi (gelecek 3 ay),
• Toplam istihdam (gelecek 3 ay),
• Toplam sipariş miktarı (son 3 ay),
• İhracat sipariş miktarı (son 3 ay),
• Sabit sermaye yatırım harcaması,
• Genel gidişat.
Hizmet Sektörü Güven Endeksi‘nin alt endeksleri:
• İş durumu (son 3 aylık dönemde),
• Hizmetlere olan talep (son 3 aylık dönemde),
• Hizmetlere olan talep beklentisi (gelecek 3 aylık dönemde).
Perakende Ticaret Güven Endeksi‘nin alt endeksleri:
• İş hacmi- satışlar (son 3 aylık dönemde),
• Mevcut mal stok seviyesi,
• İş hacmi- satışlar beklentisi (gelecek 3 aylık dönemde).
İnşaat Sektörü Güven Endeksi‘nin alt endeksleri:
• Alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi,
• Toplam çalışan sayısı beklentisi (gelecek 3 aylık dönemde),
Alt endekslere dağıtılarak değerlendirilen beş sektörün ağırlıkları;
Tüketici yüzde 20, reel kesim (imalat) yüzde 40, hizmet yüzde 30, perakende ticaret yüzde 5, inşaat yüzde 5…
Ekonomik Güven Endeksi hesaplamasında; her bir sektörün ağırlığı o sektörün alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Beş adet endekse ait yukarda saydığım 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.
Önemli aktör tüketici olmasına rağmen, en uzağı görme ve gösterme imkânı da bulunmasına rağmen, tespitlerini yaşayarak ve aracısız söylemesine rağmen, birleşik endekste etkisinin eksik kaldığını düşünüyorum.
Bana göre; TGE ilk bakılacak endekstir. İşini planlayan iş adamlarının ve yöneticilerin, tüketicinin ne söylediğini bu öncü göstergeden direk öğrenmeleri mümkündür. Ancak, Ekonomik Güven Endeksi içinde beşte bir söz hakkı bulunması, gerçek resmin görülmesini engeller.
Peki tüketiciyi sürekli kötümser yapan nedir?
2006 yılında halkın yüzde 53,3‘ü ev kredisi hariç borçlu durumdayken, 2019 yılında bu oran yüzde 71,1’e yükselmiştir (Kaynak: TÜİK). Ev kredileri de eklenince bu oranın daha yukarı gideceği bellidir.
Reel gelir (enflasyondan arındırılmış gelir) artmadığı için yoksullaşma artıyor (TÜİK’e göre sadece 2019 yılında 412 bin kişi yoksullar arasına katılmış), borçlulukta arttığı için bu TGE’yi düzeltmeye yetmiyor!