İdris Naim Şahin o kadar güzel anlattı ki, pes doğrusu!
İnsanın “bana da sık, bana da sık” diyesi geliyor.
Organik mi organik, doğal mı doğal.
Diyemedi ama muhabir arkadaşlar biraz dürtüklese, “sağlığa sayılamayacak kadar faydalı” bile diyebilirdi.
Polisin kullandığı gaz yüzünden ölen yokmuş!
Çayan Birben gaza maruz kalmadan önce “benim astımım var, bana sıkmayın” dese, belli ki ona sıkmayacaklarmış. Ama dememiş, gaz sıkıldıktan sonra söylemiş astım hastası olduğunu!
Ya Metin Lokumcu? O hengâmenin içinde polise sağlık raporunu gösteriverse, “ben kalp hastasıyım” dese, bugün aramızda olacaktı.
“CIA” raporuna göre, Türkiye’nin nüfusu 79 milyon 749 bin 461 kişiye ulaşmış. TÜİK nüfusumuzu CIA kadar iyi sayamıyor. Raporda kaç kişinin astım hastası olduğu, kaç kişinin kalp sorunları belirtilmemiş ne yazık ki. Eminim CIA bu önemli ayrıntıyı atlamamıştır.
Hastalanmadan doktora gidebilen kaç kişi var bu 80 milyona dayanan nüfus içinde?
Kaç kişi kalp hastası olduğunu biliyor?
İşte biber gazı, kalp hastası olduğunu bilmeden yaşayanlar için de kaçırılmaması gereken bir fırsat.
İlk eylemde İdris Naim Şahin’in bu “helal biber gazı”ndan yararlanmaya bakın. Hemen çıksın ortaya kalp ve solunum yolu rahatsızlıklarınız. Yalnız dikkat edin, hakkınız olandan fazlasını sıkmasın polis, yoksa “katkı payı”, “muayene ücreti” ve de “reçete parası” ödemek zorunda kalabilirsiniz!
SAĞLIK BAKANI AÇIKLAMA YAPMALI
Toplum olarak siyasetçilerimize güvenimiz vardır!
Konu, sağlıkla doğrudan ilgili. Bu nedenle Recep Akdağ, yanına İdris Naim Şahin’i de alıp, kameraların karşısına geçmelidir.
Madem sağlığa zararlı değil, inandırıcı olmak uğruna, kameraların karşısında birbirlerinin gözüne gözüne sıkmalıdırlar bu “doğal biber gazı”nı!
Ben başka türlü ikna olmam!
Biz, karşımızda radyasyonlu çayı yudumlayan bakanlar gördük.
Cahit Aral, “biraz radyasyon iyidir” diyerek yudumlamıştı basının karşısında radyasyonlu çayı.
Dönemin Başbakanı Turgut Özal “radyoaktif çay daha lezzetlidir” diyerek poz vermişti. Cumhurbaşkanı Kenan Evren “radyasyon kemiklere yararlıdır” demişti onlara destek olmak için.
BU AÇIKLAMADAN SONRA ÖLÜMLERDEN BİZZAT BAKAN SORUMLUDUR!
Şahin’in açıklaması açık açık polise “sık aslanım, gözüne gözüne sık, arkanda ben varım” demekten başka anlam taşımamaktadır!
Bu nedenle İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, toplumsal olaylarda bundan sonra meydana gelecek her ölümden bizzat sorumlu tutulmalıdır.
Polisin bütün çareler tükendikten sonra, o da orantısız olmamak koşuluyla başvurması gereken güç kullanımı, ilk seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bas gazı, vur copu, savunmasız kalan eylemcilerin gözünün yaşına bakmadan bas kafasına, at içeri!
Nasılsa basın da yazamaz, dünya da duymaz!
Yazanın da son yazısı olur!