Son zamanlarda konkordato ilan eden şirket sayısında artış var. Peki her şeyin güllük gülistanlık gözüktüğü yıllarda iflas erteleme girişimleri yok muydu?
Şimdi biraz artmış olabilir. Ekonomik bozulmadan en fazla etkilenen sektörün ayakkabı kategorisi olduğu söyleniyor.
Biz de bunun üzerinde duralım. Markaları tek tek saymaya gerek yok, konkordato ilan edenlerin tamamı tanınmış firmalar…
Yıllardır sağlıksız, özsermayesiz hızlı büyüme üzerine yazılar yazıyorum. Sadece krediye dayalı büyümeyi bu kârların kaldırmayacağını söylüyorum. Daha çok perakende zincirler üzerinden yaptığım bu eleştirilerin, elbette üretici markaları da dışarıda tutması düşünülemez.
Bütün olumsuzlukları sadece ekonominin sıkıntılı atmosferine bağlayamayız. Şirketlerin de korunma yöntemleri vardır. Ancak maalesef bu kurallara fazla uyulmadığı da bir gerçektir.
• Perakende zincirlere mal satmak uğruna 18 aya varan uzun vadelere rıza gösterildiğini gördük. Vadeyi kısaltmaya kalkınca da ilişkiler bozuldu.
• Yıllardır e ticarete dikkat çeken yazılar yazıyoruz. Küresel rakipler internet üzerinden her zaman indirimli ve rekabetçi fiyatlardan satış yaparlarken, bizimkiler vitrin süsü olarak kaldılar. Arada bir mecburiyetten modaya uyan yerli markalar da yüzde 50’den başlayan indirimlerle kârsız kaldılar.
• Genel gider oranlarının artışına brüt kâr marjının düşüşü de eklenince bu noktaya gelindi.
• İşletme sermayesi ticaretin ana unsurudur. Yokluğunda yerine borçlanarak konan kaynak, borcun borçla kapanması sebebiyle şirketleri eritmiştir.
• Bilinçsizce ve hesapsız kredi kullanımının alışkanlık haline gelmesi ve giderek kredilere ulaşmanın zorlaşması ayakta kalmayı engelliyor.
Ülke büyümesi gibi şirket büyümesini de; “hızlı büyüme için borç almaya mecburuz” diye izah edenlerin, parayı yatırım dışında harcadıktan sonra da “bu kriz nereden çıktı” diye şaşırmaları var ya işte ben de en çok buna şaşırıyorum.
• AVM’lerde döviz cinsinden anormal kiraları kim ödedi?
• Hiç döviz geliri olmayan kiracılar…
“Açılan her AVM’de olalım” arzusu, markaları ticareti tek taraflı gören AVM yatırımcılarının insafına terk etmiştir.
Dolar bazında yapılan uzun süreli sözleşmeler; hem kiraların katlanarak artmasına, hem kira-ciro oranının yükselmesine, hem de kârların erimesine sebep oldu.
10 sene önce 10 bin lira olan kira bugün 45 bin lira olmuş durumdadır. Merak edenler kur farkından kolayca çıkartabilirler.
Bu sıcağa kâr mı dayanırdı?
Bu olacakları en az 10 senedir yazıyoruz.
Neyse ki gecikmeli olsa da kira sözleşmelerinde TL’ye dönüş sağlandı.
Sonuçta, bugün karşılaştığımız hiçbir şey sürpriz değildir. Kendimiz ettik, kendimiz bulduk. Hâlâ düzelirmiş gibi yapıyoruz. Oysa, diğer birçok konuda aynı yanlış yoldan yürümeye devam ediyoruz.
Peki neden en olumsuz etkilenen grup ayakkabıcılar oldu?
Kriz dönemlerinde en öncelikli tasarruf kalemi olduğu için.
Önce gıdanızdan mı kesersiniz, dördüncü, beşinci ayakkabıyı almaktan mı vazgeçersiniz?
Sormak bile abestir ama sormuş bulundum…
Böyle söyledim diye mesela gıda perakendeciliğinde işlerin tıkır tıkır yürüdüğünü söyleyebilir miyiz?
“Verimlilik” kelimesi herkesin ağzındadır ama uygulanması çoğunluğun ilgi alanında değildir. Elbette Migros, BİM ve birkaç yerel zinciri ayırdıktan sonra…
Şimdi sizlere bu topraklardan bir gıda perakendecisi örneği vereceğim:
• Bu market zincirinin 13 şubesi vardır ama merkez deposu yoktur.
• Akdeniz Bölgesinde 1 şubesi, Ege Bölgesinde 1 şubesi, İç Anadolu Bölgesinin iki ayrı şehrinde birer şubesi bulunuyor.
• Geri kalan şubeler Marmara Bölgesindedir ama orada da şubeler arasındaki mesafe 65-70 kilometredir.
• Böyle bir ticaret olur mu?
Olursa neticesinin ne olacağına bir bakalım:
• Merkezi satın alma yapılamaz.
• Lojistik plan yapma imkânı kalmaz.
• Her şubenin ayrı distribütörden alım yapması rekor sayıda tedarikçi ilişkisi demektir.
• Lojistik gücün olmadığı, dağınık şubelerin yer aldığı zincirde bakkaldan bile daha avantajlı alım yapılamaz.
• Mal alımının yüzde yüzü tedarikçiden direk alımı gerektirdiğinden, mal kabulü için daha fazla elemana ihtiyaç duyulur.
• Mağaza içinde müşteri kadar tedarikçi elemanı dolaşır. Bu da mağaza içi trafiğini sıkıştırır ve güvenlik sorunu oluşturur.
• Bakkaldan daha avantajlı alım yapamayan bu zincirin gider oranı ise bakkaldan daha yüksek çıkar.
• Böyle bir zincirin normal rekabet koşullarında ayakta kalması mümkün mü?
Bir şartla; fiyata bakmayan, gönül bağı olan müşteriler bulunursa mümkündür ama o da tek taraflı aşk demektir!
Karşılıksız aşkın sürdürülebilir olması da mümkün değildir.