Orta Direk Yıkılırsa…

İlk defa Turgut Özal tarafından seçim sloganı olarak kullanılan ‘orta direk’ tabiri, esasında o güne kadar çadırı ayakta tutan güç merkezi olarak bilinirdi.

O tarihten itibaren de ekonomiyi ayakta tutan gücün orta sınıf olduğu kabul görmüştü. Bu ifade orta direği sağlam tutmanın önemine bir vurguydu…

Peki kimlerden oluşuyor bu orta direk?

Ücretli çalışan (üst kademe yöneticileri hariç), esnaf, küçük çiftçi, emekli olup belli bir düzeyde gelire sahip olan ve bugün için temel ihtiyaçlarını zorlansa da karşılayabilen kesimler…

En fazla korunması gereken alt gelir grubunu çok dile getirdik. Yani onların önceliği vardır. Ancak uzun süren ekonomik sıkıntılar ve pahalılıktan dolayı orta direk için de tehlike çanları çalıyor. Ve devamında da reel sektörün en önemli sorunu haline geleceği gözüküyor. Maalesef reel sektör ancak orta sınıf ile ayakta durabilir. Zira üst gelir grubu sayıca yetersiz kalır. Alt gelir grubu ise sadece barınma ve karın doyurma ile yetindiğinden reel sektöre ilaç olamaz.

ERCU 08 12 2025

Ülkemizde GSYH’nin paylaşımını yüzde 20’lik dilimlere ayırırsak; en yüksek gelire sahip yüzde 20’nin (5. dilim) ülke problemleri ve yüksek enflasyonla pek ilgileri yoktur. En düşük gelire sahip son iki dilimlik yüzde 20’nin ise (1. ve 2. dilim), geçim derdine düştüğü için motivasyonu zaten kaybolmuştur.

Konumuz 3. ve 4. yüzde 20’lik orta gelir grubudur ki; işte tamamen kaybedilmek üzere olan da bu gruptur. On sene öncesine kadar “bir evim, bir arabam olsun; senelik izinde de güzel bir tatil yapayım” hayalini orta sınıf dışında kalanlar kurmazdı / kuramazdı. Bugün ise bunu gerçekleştirmek orta sınıf için de hayli zorlaşmıştır. Daha iyi anlaşılması için istatistiklere bakmak yeterlidir. Yukardaki tablo üzerinden yorumlayalım…         

TÜİK’in açıkladığı gelir dağılımı istatistiklerine göre; en zengin yüzde 20’lik grubun gelirdeki payı 2014 yılında yüzde 46,5 iken, 2023 yılında yüzde 48,1’e yükselmiştir. Aynı dönemde en yoksul yüzde 20’nin payı yüzde 6,1’den yüzde 6,3’e gelerek hemen hemen aynı seviyede kalmıştır.

Konumuz olan ve orta sınıfı gösteren, gelir dilimlerinin tam ortasındaki üçüncü yüzde 20’nin aldığı pay ise son 10 yılda yüzde 15,2’den yüzde 14,6’ya; yine orta sınıfa ait dördüncü yüzde 20’nin payı da son 10 yılda yüzde 21,5’den yüzde 20,7’ye inmiştir. Ve orta direk böyle yıkılmıştır. Yani orta sınıftan eksilen 1.5 puan en yüksek gelir grubuna ilave olmuş, böylece aradaki fark son 10 yılda 9,8 puandan 12,8 puana çıkmıştır.   

Bir başka gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında iyileşmeyi, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade eder. Gini katsayımız 2014 yılında 0,379 iken, 2024 yılında 0,418’e yükselmiştir. Eurostat verilerine göre AB ortalaması 0,344’dür. Dünya Bankası ölçüsüyle; endeksin 0,40 üzerine çıkması yüksek eşitsizliğin ifadesidir. Dünya’da 0,50’den yüksek ülke sayısı oldukça azdır. Ülkemiz ise gelir eşitsizliğinde Avrupa birincisidir. Dünya Bankası’nın sıralamasına göre de 195 ülke arasında gelir dağılımının en bozuk olduğu 25. ülke olmuşuz.

Şimdi de kişibaşı milli gelir hesabına bakalım. Türkiye 1trilyon 340 milyar dolarlık GSYİH ile (2024), dünyanın en büyük 17. ekonomisidir. Ancak vatandaşı ilgilendiren kısmı; 15.325 dolar olan kişi başı gelirimizle tablodaki 67. sıramızdır. Üstelik bu rakamın içinde ekonomiye dahil olan ama nüfusa dahil edilmeyen sığınmacılar da yoktur. Buna rağmen diyelim ki 2025 sonunda kişibaşı gelirimiz 18.000 dolar olsun; dört kişilik ailenin evine aylık 1.500 x 4 = 6.000 dolar girdiği varsayımı ortalama hesaptır. Zira toplam milli gelir toplam nüfusa bölünüyor. Yani bebekler, eğitim çağındaki çocuklar ve gençler, çalışamayan engelliler ile ev hanımları da hesabın içindedir. Peki nüfusun yüzde 80’i için böyle bir gelir ihtimali var mı? Hayır.

O zaman halk fakirleşirken kişibaşı gelirin 18.000 dolara çıkmasının (tahmin) anlamı; suni olarak kurun baskılanması ve enflasyonun serbest kalması ile halkın reel gelirinin azalmasıdır. İşte bu nedenle çoğunluk bununla ilgilenmiyor

Sonuç olarak; bazılarının söylediği gibi bu sorun küresel değildir. Elbette bize benzeyen ülkeler vardır. Ancak ABD’de (gelir eşitsizliği olmasına rağmen) ve Avrupa’da orta direk kendisini muhafaza etmektedir. Dünyanın her yeriyle gelir ve fiyat düzeylerini karşılaştırıyoruz. Arşivimizde 25 ülke ile yaptığımız kıyaslamalar görülebilir. Vardığımız ortak sonuç, dolar ve euro bazında geliri bizden kat be kat fazla olan ülke vatandaşlarının, temel ihtiyaçlarını bizden çok daha ucuza getirdikleridir. Onların yıllık yaşadığı yüzde 2-3 enflasyonu bizim aylık olarak yaşadığımız bir başka gerçektir. Üstelik o ülkelerdeki orta sınıfın avantajı, sadece market arabalarını bizden daha ucuza doldurmaları da değildir. Kira öder gibi ev sahibi olmaları, aynı otomobilleri daha fazla gelir ile yarı fiyatına alabilmeleri, her türlü mobilya ve teknoloji ürünlerine bizden kolay ulaşabilmeleridir. Bu durumda; o ülkelerle en küçük bir benzerliğimiz var mı?

Bugün ülkemiz 2 sınıfa doğru yol almaktadır; zenginler ve yoksullar…

İşte esas sorun budur. Alım gücünün nasıl aşağı doğru gittiğini açlık ve yoksulluk sınırı istatistikleri göstermektedir. Gıda perakendecileri dışındaki diğer perakendecilerin durumu da bunu teyit etmektedir. Gelirin gerçek enflasyon kadar artırılmaması yanında; zengin ve yoksulun eşit oranda ödediği dolaylı vergilerin yüksekliği de orta ve alt gelir grubunu sürekli geri götürüyor.     

Eğitimli iş gücü kendi ülkesinde gelecek göremediği için yurt dışına gidiyor. İşte bunun için reel sektör yeni bir dünyanın programını yapmak zorundadır. Zira orta sınıf ile birlikte orta ölçekli işletmeleri de zor günler bekliyor.

Öne Çıkanlar

Hukuk-Yoksulluk ve Yolsuzluk…

Az gelişmiş, ya da gelişmekte olan ülkelerde, yönetim zafiyetleri...

Cezaevindeki Gazeteciler Listesi

Tutuklu ve Hükümlü28 Eylül 2026 Ali Ünal - Zaman Gazetesi...

Altın Koza’da Orhan Kemal Emek Ödülleri Sahipleriyle Buluştu

Çukurova’nın köklü sinema geleneği, 33. Uluslararası Adana Altın Koza...

İstanbul’da Drone Destekli Denetim: Aranan 3 Kişi Yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beyoğlu genelinde kamu düzeni ve asayişi...

Fatma Betül Sayan Kaya AKP’deki görevlerinden istifa etti

Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve AKP Genel...

Gündemden

Hukuk-Yoksulluk ve Yolsuzluk…

Az gelişmiş, ya da gelişmekte olan ülkelerde, yönetim zafiyetleri...

Cezaevindeki Gazeteciler Listesi

Tutuklu ve Hükümlü28 Eylül 2026 Ali Ünal - Zaman Gazetesi...

Altın Koza’da Orhan Kemal Emek Ödülleri Sahipleriyle Buluştu

Çukurova’nın köklü sinema geleneği, 33. Uluslararası Adana Altın Koza...

İstanbul’da Drone Destekli Denetim: Aranan 3 Kişi Yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beyoğlu genelinde kamu düzeni ve asayişi...

Fatma Betül Sayan Kaya AKP’deki görevlerinden istifa etti

Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve AKP Genel...

Çıkar Çatışması mı Çıkar Çakışması mı?

Türkçede kullanılan kimi kavramların mantığını anlamakta zorlanıyorum. Sözgelimi “çıkar...

Gazeteci Saygı Öztürk’e dair…

Bir Gün gelecek gazeteci arkadaşım- kardeşim Saygı Öztürk’ün yazdığı...

Sayılarla Ankapark’ın maliyet tablosu Ankaralılara ne söylüyor?

Ankapark'ta ABB'nin maliyet tablosu 131 kalemi üç başlığa ayırıyor...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img