DÜNE BAKMA DURAĞI
Bir kırık aşk hikâyesi…
Ah bir dikiş makinesi olsaydı keşke ama yoktu. Çok şeyin yokluğu gibi… Hoş askerin mermisinin olmadığı günlerde neydi ki bir dikiş makinesi? Hemencecik bulmuştu çareyi elde dikiyordu perdeleri Fikriye Hanım. Yokluğa meydan okuyan o derin inanç parmaklarına batan iğnelerin acısını hafifletiyordu. Günlerce sürdü perdeleri bitirip Direksiyon Binası’nın boş pencerelerine asmak ama yapmıştı işte.
Binayı dip köşe temizlemiş, çiçekler koymuştu evin her tarafına. Askerin tabldotuna el atmış çeki düzen vermişti yenilip içileceklere. Sadece yaverlerin filan değil muhafız bölüğünün tabldotunda da düzenlemeler yapmıştı. İrmik helvası kavurur dağıtırdı askerlere. Çırpınmak ne demekse o onu yapıyordu.
ZEYNEP FİKRİYE HANIMIN, “AĞABEYİ”
Rumeli’nin en güzel kızlarının doğduğu Moralıydı Fikriye Hanım. İlk adı Zeynep’ti… “Ortadan az uzun, ince, kara gözlü, kara kaşlı, aydınlık yüzlü bir kadındı. Güzelden fazla, alımlı idi. İstediği zaman kişiliğini insana duyurur, istediği zaman odanın içinde varlığı fark edilmezdi.” demişti onun için Başyaver Salih Bozok.
“Mustafa Ağabey” diyordu Mustafa Kemal Paşa’ya. O 24 yaşındaydı Paşa 40’ında… Direksiyon Binası’na adımını attığı ilk gün emir eri Bekir Çavuş değil Fikriye Hanım ilgilenmeye başlamıştı Paşa’yla. Yabancı gazetecilerin, Ankara’yı ziyarete geldiği o günlerde Mustafa Kemal Paşa’nın ütüsüz kıyafet giymemesi için uğraşıyordu o. Her akşam tek tek kontrol ediyordu düğmelerini. Tek marifeti ev kadınlığı değildi elbet. Eğitim mevzusu önemliydi babası Miralay Hüsamettin Bey için. O yüzden de okutmuştu kızını hatta yetinmemiş ona piyano çalmayı da öğretmişti. Şimdi o kadın Ankara’da Direksiyon Binası’ndaki piyanonun tuşlarında dolaştırıyordu zarif parmaklarını. “Cânâ rakibi handan edersin”i çalıyordu Mustafa Kemal Paşa’ya. Bir de, “Mani oluyor halimi takrire hicabım”ı. Sanki içindekileri dile getiriyordu… Çocuk yaşında tanışmıştı Mustafa Kemal Paşa’yla. Herkesin hayran olduğu bir adama o aşıktı. Milli Mücadele günlerinde Mustafa Kemal Paşa’nın en yakınındaydı hep. Ama birlikte tek kare fotoğrafları yok. Bir gölge gibi yaşamıştı sanki Fikriye. Bir büyük mücadelenin gölgesinde yaşanmıştı ne yaşandıysa…
Kimilerine göre intihar kimilerine göre cinayetti ölümü. Bir şarkı daha severdi Fikriye Hanım; “Boynu Bükük Sümbüle Döndüm…” Ölümünden sonra günlerce Çankaya Köşkü’nün arka bahçesinde bu şarkıyı söyledi Mustafa Kemal Paşa…
Fikriye Hanım Atatürk’ün armağanı atıyla. Fikriye Hanım’ın en bilinen fotoğrafı. Fikriye Hanım, Ankara’da Direksiyon Binasında. Boynunda Mustafa Kemal Paşa’nın kehribar tesbihi ile. Koyu bir sigara tiryakisi olan Fikriye Hanım, Millî Mücadele yıllarında verem oldu. Fikriye Hanım, Direksiyon Binasında günün yorgunluğunu kahve ile atarken. Fikriye Hanım’ın, Ankara’daki en büyük keyfi yaz kış atla gezintiye çıkmaktı.