Almanya Federal Cumhuriyeti 16 eyaletten oluşur. Nüfusu 84,7 milyondur. Avrupa Birliği’nde en yüksek nüfusa sahip olması yanında, dünyanın en çok ihracat gerçekleştiren ikinci ülkesidir. Bu özelliği ile de dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi olmayı başarmıştır. ABD, Japonya ve Çin’in ardından…
Almanya’da yüksek öğrenim herkes için ücretsizdir (yabancı öğrenciler için bile). Dünyada tatil için en çok bütçe ayıran millettir Almanlar. Bunun sonucu olarak da bu ülkeden 2024 yılında 95 milyon defa (nüfusundan % 12 fazla) yurt dışı seyahat yapılmış. TÜİK verilerine göre 2024’te Türkiye’den yurt dışına çıkış sayısı 11 milyon 391 bin oldu. Nüfusları hemen hemen aynı olan iki ülke arasında yurt dışı seyahatlerdeki fark 8 kattır.
Kişi başı geliri 59.925 dolar olup, Türkiye’nin 15.463 dolardır. Fark 3,8 katıdır. 2026 yılında Almanya’da asgari ücret saatlik 13,90 euro olup, haftada ortalama 40 saat çalışanın aylık brüt geliri 13,90 x 160 = 2.224 Euro’dur. Net asgari ücret ise yaklaşık 1.845 euro olmaktadır. Türkiye asgari ücreti net 28.075 TL ve karşılığı ise 557 euro dur. Buradaki fark da 3,3 katıdır. Ancak bizim asgari ücret neredeyse ortalama ücrettir. Asgari ücretli çalışan oranı sadece yüzde 6,6 olan Almanya’nın ise ortalama ücreti 4.334 Euro’dur. Buna rağmen biz yine de usulü bozmuyor ve net asgari ücretler üzerinden devam ediyoruz. Ancak gerçek fark gösterdiğimizden daha fazladır.
- Almanya’da fiyatlar LIDL’dan, “De Almanya Günlüğüm” adlı YouTuber tarafından 3 Ocak 2026 tarihinde, Türkiye fiyatları ise iki ulusal marketimizden alınmıştır. Alışveriş tarihindeki güncel euro kuru 50,38 TL seviyesindeydi.
- İlişikteki listenin birinci sütununda Almanya fiyatları euro cinsinden, üçüncü sütundaki Türkiye fiyatları TL cinsinden, orta sütunda ise kolay kıyaslanabilmesi için Türkiye fiyatları euro cinsinden gösterilmiştir.
- Aynı alışverişe Almanya’da 50 euro, Türkiye’de 68,99 euro ödenmiştir.
Listede görüleceği üzere 32 ürünlük aynı alışverişe, euro bazında ülkemizde yüzde 38 daha fazla ödenmiştir. 26 üründe biz pahalıyız, 6 üründe ise daha ucuzuz. Üstelik pahalı olduğumuz ton balık ve ayçiçeği yağı bizde market markasıdır (diğer markalar daha pahalı). Ucuz olduğumuz havuç Almanya’da organiktir. Dana kıyma ve çikolatada 2katı aşan fiyatlarımız dikkat çekicidir. Pahalı kaldığımız muz, Almanya’da ithal, Türkiye’de yerli üründür.
- Bir Alman tüketici bu alışverişi 1.845 Euro’luk geliri ile bir ay içinde 37 defa tekrarlayabilirken, ülkemiz tüketicisi 557 euro karşılığı olan geliri ile aynı alışverişi 8 defa tekrarlayabiliyor.
- Eğer her iki tarafın da gelir ve fiyat düzeyleri benzerlik gösterseydi, bizdeki alışverişin tutarı 3.476,87 TL yerine 760 TL olmalıydı. Veya 3.476 TL’lik alışverişi yapan vatandaşımızın asgari ücreti 128.612 TL olmalıydı.
- Almanya’da yıllık enflasyon yüzde 2,2 seviyesindedir. Bizde ise sadece ocak ayı enflasyonu bile bu oranın iki katından fazladır (yüzde 4,84).
Yukardaki tablo sadece bizim yaptığımız market kıyaslamalarında ortaya çıkmıyor. TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara’nın ‘Big Mag Endeksi’ üzerinden yaptığı değerlendirmede; 2022 başından bu yana dünyada dolar bazında yüzde 25 artan ürün fiyatlarının Türkiye’de yine dolar bazında yüzde 224 oranında yükseldiğine dikkat çekiliyor. Yani ülkemizdeki artış dünya ortalamasının 9 katı oluyor.
Sonuç olarak; Almanya’nın daha yüksek satınalma gücü ve daha yüksek yaşam standartları yanında, bizim oldukça düşük satınalma gücümüz ve düşük yaşam koşullarımız (en üst % 20’lik dilim hariç) iki ülke arasındaki uçurumu ortaya koyuyor. Almanya’daki çalışan zorunlu harcamalarını yaptıktan sonra maaşının yaklaşık yüzde 25’ini biriktirme imkanına sahipken, bizim ülkemizde ise gelirlerin tamamı temel ihtiyaçlar için harcanarak tasarruf imkânı bulunmuyor.

Not: İstanbul PERDER Başkanı Rahmi Kartal’ın dergimize verdiği bir röportaj sonrası bir konuda bilgilendirme ihtiyacı hasıl olmuştur. Kendisine öncelikle yeni görevinde başarılar diler, şahsım için söylediği güzel sözler için teşekkür ederim. Sayın Başkan, benim “Fiyatlamada davranış bozukluğu” görüşüme itirazla ÇAYKUR çaylarındaki fiyat istikrarından bahsetmiştir. Ancak bu örnek isabetli değildir. Zira bu kurum bir iktisadi devlet kuruluşudur ve elbette ürünlerinde fiyat esnekliği düşüktür. Yaptığımız işin esası, Sayın Başkan’ın da belirttiği şekilde; marka, çeşit ve gramaj bakımından ürünlerin tıpatıp aynı olmasını sağlamaktır. Tek istisnası, yurt dışı raflarda bulunamayan yerli ürünlerin zorunlu olarak o ülkelerdeki benzer ürünlerle kıyaslanmasıdır. Küresel markalarda ise (Coca Cola, Pepsi Cola, Nestle, Milka, Red bull, Nutella gibi) dışarda ve içerde birebir aynı ürünleri karşılaştırıyoruz.
Kaldı ki geçen yıl ABD’de bulunan bir Türk market ile de yerli markalarımızda birebir kıyaslama imkânı bulduk. Şaka gibi ama ek lojistik maliyete rağmen aynı sanal alışveriş döviz bazında yine bizde yüzde 15 pahalı çıktı.
Şimdi aşağıda 8 güncel örnek daha vereceğim:
- Fiskobirlik fındık ezme 180 gr ulusal markette 227,90 TL, Mopaş’ta 89,90 TL.
- Marmarabirlik kuru sele zeytin 400 gr (3xs yeşil kutu) ulusal markette 184,90 TL, Mopaş’ta 109,95 TL, Boldy’de 99,90 TL.
- Sütaş tereyağ yayık 225 gr ulusal markette 200,95 TL (Birim fiyat 893 TL), Şok’ta 350 gr 215 TL (Birim fiyat 614 TL).
- Sütaş tereyağ 750 gr yerel bir markette 632,45 TL (Birim fiyat 847,26 TL), Boldy’de 449,90 TL (Birim fiyat 599,86 TL).
- Milka çilekli-yoğurtlu çikolata 100 gr tablet, yerel bir markette 164,95 TL, Çağrı’da 89,95 TL, Boldy’de 79,90 TL.
- Palmolive aroma sensations 500 gr ulusal markette 330 TL, Watsons’ta 129 TL.
- Solo 6’lı havlu, yerel bir markette 132,20 TL, Özkuruşlar’da 59,95 TL.
- Canped Mesane pedi (L) 10’lu, yerel bir markette 204,65 TL, Hakmar Eksperes’te 115,00 TL.
Neticede, aynı üründe 2 katı aşan fiyatlara küresel genişlikte rastlamak o kadar kolay değildir. Fiyatlamada sorun olduğu inkâr edilemez bir ülke gerçeğidir. Bunu yukarda da belirttiğim üzere benim dışımda da araştıran ve açıklayan birçok akademisyen vardır. En sonuncusunu 2 ay önce ele aldığım bu sorunu TCMB 23 Ocak 2026 tarihinde adeta teyit etmiştir. Yapılan açıklamada; “Yüksek enflasyon dönemlerinde kârlılığın kaybedileceği korkusu firmalarda baskın bir duygu haline gelmekte ve fiyatlama davranışını bozabilmektedir” deniyor. Sanıyorum, artık bu konuyu tartışmak boşa zaman kaybı olacaktır.





