DÜNE BAKMA DURAĞI
Sene 1919… Osmanlı 1. Dünya Savaşı’nda pek çok cephede savaşta. Yaklaşık 2,5 milyon askerle giriyor savaşa; bunların 250 bini esir. Hidayet Efendi onlardan sadece biri. İngiliz’in elinde. Basra’da…
Basra bölgesi 1917 yılı başında İngilizlerin eline geçiyor ve binlerce Osmanlı askeri esir alınıyor. İngilizler burayı esirleri çalışmaya götürdükleri Mynmar ve Hindistan- Burma’ya sevkiyat için de kullanıyorlar. Esir kampları bu yüzden o kadar kalabalık… Küçücük çadırlarda üç-dört kişi kalıyor.
İşte o kalabalığın içindekilerden biri Kırşehirli Hidayet Bey. 1894 doğumlu yani Sultan Abdülhamid’in iktidarında doğmuş. Esir düştüğünde ise Sultan Vahdettin oturuyor tahtta. O günlerde Kırşehirli Hidayet Efendi 25 yaşında. Yaklaşık iki yıl kalmış Basra’daki bu kampta. Hidayet Bey, bir Osmanlı subayı. Okur yazar. Kamptan, Anadolu’nun her köşesine yazılan, “mahsus selam edilen” mektuplar ya onun ya da onun gibi okur yazar olan birkaç arkadaşının kaleminden çıkmış. Okur yazar olduğu için İngiliz Subaylar’ın “lisan” yani yabancı dil öğrettiği esirlerden biri olmuş Hidayet Efendi.
Savaşın ocakları söndürdüğü o günler için kesin tarihlerden söz etmek güç ama 1921’de taraflar arasında yapılan anlaşma sonrası pek çok Osmanlı esirinin serbest bırakıldığı bilinen bir gerçek. Kırşehirli Hidayet Efendi memleketine dönmüş dönmesine ama ülke yangın yeri gibi. Savaş bitmemiş ki; Hidayet Efendi bu kez “Topçu”. Yıl 1921-22.
CUMHURİYETİN KURULUŞUNU DA KURTULUŞU DA GÖRMÜŞ
1923’de cumhuriyetin kuruluşunu da kurtuluşu da görmüş. Esareti de özgürlüğü de yaşamış.
Gördüğünüz Fotoğrafların kenarlarındaki notları cumhuriyet sonrası öğrendiği Latin harfleriyle yıllar sonra yazmış. İki yılını geçirdiği çadırdaki arkadaşlarının adlarını da not etmiş Hidayet Efendi. Sadece kendi çadırından değil komşu çadırlardan da görüntüler var fotoğraflarda.
Kırşehirli Hidayet Efendi kim mi? Cumhuriyetle tebaa olmaktan kurtulup, Gürson soyadını almış, madalyasını gururla göğsüne takmış bir kurtuluş savaşçısı…












