Bir zamanlar bu ülkede dünyanın en kaliteli tarım ürünleri yetişirdi. Aşağıda konu edilen ürünler ya artık sofralarımızda yok ya da sembolik miktarda yerel üretimler olarak kayıtlarda kalmayı sürdürüyorlar.
Gülnar’ın nohutu, Erzincan’ın dermason fasulyesi, Erzurum’un İspir fasulyesi, Yozgat Sarıkaya’nın yeşil mercimeği, Gaziantep’in kırmızı mercimeği, İznik’in müşküle üzümü, Bozcaada’nın çavuş üzümü, Trakya’nın ayçiçeği, Taşköprü’nün sarımsağı, İzmit Maşukiye’nin frenk armudu, Alanya-Gazipaşa ve Anamur’un muzu öncelikle talep gören ürünlerdi…
Bugün mü?
Nohut Meksika ve Hindistan’dan, kuru fasulye Meksika, Hindistan ve Arjantin’den, mercimek Kanada’dan, arpa Fransa ve Danimarka’dan, buğday Ukrayna ve Rusya’dan, ayçiçeği Moldova ve Bulgaristan’dan, muz Ekvador ve Kosta Rika’dan, ceviz Amerika ve Şili’den, sarımsak Çin’den gelmekte…
Elbette gıda ürünleri ihtiyaçlar doğrultusunda ithal edilebilir. Hatta ithal edilmiş malın ihracı da mümkündür. Bu durum transit ticaret (re-export) olarak yaygın bir küresel ticari faaliyettir. Bunu kenara not ettikten sonra esas konumuza dönelim. Bir taraftan nüfus artarken, üretimin azalması veya aynı kalması durumunda; eğer ekim alanları artırılamıyor veya mevcudu korunamıyorsa bundan daha olumsuz bir durum olabilir mi?
Ülkemizde bunun savaşçıları vardır. Örneğin Mehmet Reis’in, Taşköprü sarımsağının markalaşması için verdiği mücadele her türlü övgüye değerdir.
- Ülkemizde muz ithalatı ilk defa 1984 yılında çıkarılan kararname ile serbest bırakıldı. 1989- 1993 yılları arasında ithalat rejimindeki esneme ile ithal muz girişinde ve satışında patlama yaşandı. O tarihe kadar tüketime yeten yerli muz birden azınlığa düştü, ithal muz ise kategorinin kralı oldu. Muz bahçelerine neler olduğunu da üzülerek izledik. Neticede ithal muz miktarı katlana katlana artmasına rağmen dünyanın en pahalı ürününü tüketir olduk. Küresel perakende fiyatlar 1-1,5 dolar seviyelerinde iken bizde 2,5-3 dolar seviyeleri görüldü…
- Dünyaca ünlü müşküle üzüm hâlâ sembolik miktarlarda İznik’te yetiştirilse de o eski ihtişamlı günlerini arıyor. İsviçre’ye yapılan vagonlar dolusu ihracat çalışmalarında yer almış bir kişi olarak bugün tek salkımını göremiyorum.
- “Sofralık üzümlerin kralı” olarak bilinen Bozcaada’nın, ince kabuklu, az çekirdekli çavuş üzümü de şaraplık üretime yönelim sebebiyle sofralardan kalkmıştır.
- Maşukiye’nin frenk armudunu seneler önce bahçeden kamyonlarla soğuk hava depolarına sevk eder, bütün bir yıl müşteriye sunardık. Bugün ise üretim yetersiz hale gelmiş olmalı ki tezgahlarda artık göremiyoruz. Maşukiye, geçmişte yaygın olan armut yetiştiriciliği ile anılırken, bugün daha çok doğa turizmi ve kiremitte alabalığı ile öne çıkmaktadır.
- 1960’lı yıllarda ceviz ihraç eden bir ülke iken; 2000’li yıllardan itibaren, üretim artan talebi karşılayamaz hale geldi. Dolayısıyla bugün en çok ceviz ithal eden ülkeler arasına girdik.
- Sarımsak ülkemizin kendi kendine yetebilen bir ürünü iken, 2003 yılından bu yana ithalat yapmaktayız. Taşköprü kalitede dünyanın en iyisi, Çin ise dünyanın en büyük üreticisidir. Acı olan Çin mallarının da Taşköprü etiketi ile rahatça satılabilmesidir.
- O üstün kalitesi ile şöhret yapan Gülnar nohudu neredeyse unutulmaya yüz tutmuştur. Tekrar üretimi canlandırma çabaları sürse de (Mersin Belediyesi öncülüğünde), sonucun ne olacağı kestirilememektedir. Ülke genelinde ise üretim 2003 yılında 600 bin ton iken, 2025’e gelindiğinde 412 bin tona düşmüştür. Yani nohutta da dünyada en fazla üretim yapan ülkeyken bugün ithalatçı durumundayız. 2024 yılı ithalat miktarı 280 bin tondu…
- Türkiye, geçmişte kuru fasulye üretiminde ve ihracatında üst sıralarda yer alırken, özellikle Erzincan’dan sağlanan dermason fasulye hem iç piyasada hem de dış ticarette önemli bir değerdi. Türkiye, dünya ekim alanlarından aldığı yüzde 0,3 payla oldukça gerilerdedir. Üretim miktarında ise 250 bin ton ile 22. sıradadır. Bu hak ettiğimiz bir durum değildir. Toplam tüketim 280 bin ton civarındadır. Kalitede Erzincan, üretim miktarında Konya ilk sıradadırlar. Erzincan ili üretimi sadece 1300-1400 ton civarındadır ki çok düşüktür.
- Erzurum İspir fasulyesinin dünyada rakibi yoktur. Yuvarlak şekli, ince kabuklu yapısı, çabuk pişmesi ve sindiriminin kolay olması ile tanınır. Ancak üretiminde zorluklar vardır. Bölgenin dağlık yapısı nedeniyle makineli tarım yapılamaz. Üretim miktarının sınırlı olması nedeniyle diğer fasulye türlerine göre daha değerlidir. Yıllık üretim miktarı 300-500 ton civarında olup, desteklenmezse yukarda saydığım “kaybolan lezzetler” arasında yerini alabilir.
- Dünyanın en kaliteli yeşil mercimeği Türkiye’de, Türkiye’nin en kalitelisi ise Yozgat ilinde yetişmektedir. Türkiye yıllık üretimi ortalama 71 bin ton, Yozgat üretimi ise bunun yüzde 38’i kadardır. Yeşil mercimek kişi başı tüketimimiz (0,6 kg), kırmızı mercimek kişibaşı tüketiminin (4,7 kg) yüzde 13’ü seviyesindedir ve bu nedenle en az sorunlu ürünümüzdür.
- Kırmızı mercimek yıllık ortalama üretim miktarımız 400 bin ton kadardır. Kendine yeterlik oranımız yüzde 90’dır. Üretimin yüzde 70’i Şanlıurfa ve Diyarbakır illerindedir. İleriye dönük acil tedbirlere ihtiyaç vardır.
Sonuç olarak; kendimize yetmeyen ürün kategorileri yanında, en kaliteli çeşitlerin yetişebildiği bölgelerdeki üretim yetersizliği daha büyük sorundur. ABD’de olduğu gibi tarım arazileri mutlaka koruma altına alınmalı, hatta ekim alanları artırılmalıdır. Elbette geriye kalan daha birçok tarımsal ve hayvansal değerimizin tarihsel gelişimini konu etmeye devam edeceğiz.
- Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün iki güzel sözüyle bitirelim. “Milli ekonominin temeli tarımdır.”
- “Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima yenilmiştir.”




