Yakın yıllara değin sabahı ne çok severdim. Sabah, aydınlığa açılan kapıydı. Sabah uyanıştı. Sabah umudun adıydı. Kuşlar bile her sabah, mutlu olduklarını öterek gösterirdi. “Taze ekmek kokuları”nı sabahleyin duyardık. Büyüklerimiz, “Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir!” demişti. Sabah başlangıçtır. Ders kitaplarına konan Necati Cumalı’nın “Sabahları Severim Oldum Bittim” adlı şiiri kolay kolay unutulmaz: “Ben sabahları severim oldum bittim/Sabahları çocukları bütün başlangıçları” Şimdi o şiire bile yabancı olduk. Sabahları severiz diyemiyoruz.
Günümüzde dört yanı “sabah korkusu” sardı! Acaba bu sabah neresi basıldı? Kaç kişi içeri alındı? Televizyonlar anında naklen yayına geçiyor! Belli aralıklarla kadınlı erkekli eli kelepçeliler sabahın sersemliğiyle sendeleyerek polisler arasında, başlarına basılarak götürülenler! Dört yan engellerle çevrilmiş. Benzerlerini nerdeyse her sabah çoluk çocuk canlı izliyoruz. Günden güne sabahtan korkar olduk. Ne oluyoruz?
Merak ediyorum; dünyanın başka bir ülkesinde aynı duyguları yaşayan var mı?
Korku saçan sabahları, değil yaşamak görüp de ruh sağlığı bozulmayan çıkar mı?
İfade alma işleminin daha insancılı yok mu? Olmaz olur mu? Geçen günlerde gördük. Bir beyefendi, ağzında sakız çiğneye çiğneye savcıya ifade vermeye gitti, birkaç saat sonra evine döndü. Başka? On binlerce kişiyi ilgilendiren “Fon” olayında, görevlilerin daha görevleri başında oldukları söyleniyor! O haberleri yazan gazeteciler ise içerde! İfadeye bile çağrılmayan daha niceleri. Demek böyle de oluyormuş. Sabaha karşı bir televizyon kanalının basılması tüm güzellikleri silip süpürüyor. Hadi diyelim orada birkaç suçlu (!) var. Milyonlarca izleyicisi olan kanalın anayasal hakkı olan haber verme görevi elinden nasıl alınıyor? Rüzgâr eken fırtına biçermiş!
Ünlü şairimiz Tevfik Fikret’in 1905 yılında yazdığı “Sabah Olursa” adlı şiiri bugün de günceldir. Fikret, oğluna (gençliğe) seslenerek beklentilerini anlatır. Şiir, karanlıkla aydınlık teması üzerine kurulmuştur:
“Evet sabah olacaktır, sabah olursa, geceler
Geçer, kıyamete dek sürmez, en sonunda bu gök
Bu mavi gök size bir gün acır; üzülme sakın
Hayata neşe güneştir, dert içinde kişi”
Yaşanası, sevgi dolu sabahlara uyanmak istiyoruz artık.





