Ölüm, yaşamın doğal ve kaçınılmaz bir gerçeğidir. Yaşamı değerli kılan da bu gerçekliktir.
Son aylarda yine çok sayıda arkadaşımızı yitirdik. Aramızdan ayrılan yazar, gazeteci ve sanatçıların listesi hayli uzun. Yalnızca tanıdıklarımın adlarını yazmak bile içimi karartıyor:
Çetin Örgen (19 Nisan), Tamer Kayaş (22 Nisan), Rahmi Yıldırım (28 Nisan), Mustafa Uysal (1 Mayıs), Vedat Baranoğlu (13 Mayıs), Karabey Kalkan (27 Mayıs), Sabahattin Yalkın (21 Haziran), Bayram Balcı (23 Haziran), Ahmet Telli (10 Temmuz), Bilgesu Erenus (5 Ağustos), Hasan Hüseyin Yalvaç (5 Ağustos), Ruhi Türkyılmaz (11 Ağustos), Taylan Erten (16 Ağustos), Hayri Kurtgözü (28 Ağustos 2026)…
Tablo gerçekten karanlık. Günler ölüm haberleriyle geliyor ve her gün biraz daha eksiliyor, yalnızlaşıyoruz…
***
EYLEMCİ BİR YAZAR: BİLGESU ERENUS

Bilgesu Erenus
Yıllardır uzaktan tanıdığım, kimi oyunlarını izlediğim, şarkılarını dinlediğim Bilgesu Erenus’la ancak 2010 yılında TEKEL Grevi sırasında Ankara’da yüz yüze tanışabilmiştik. 27 Şubat akşamı, gazetemiz yazarı Prof. Dr. Meryem Koray’la gelmişlerdi Ankara’ya. Karlı bir kış gecesiydi. Grevci işçilerin odun sobalarıyla ısıtılan çadırlarını ziyaret etmiş, kendileriyle sohbet etmiştik. Bilgesu, gözlemlerini ve izlenimlerini bir oyuna dönüştürmek istiyordu. Bu süreçte grevci işçilerden Mehmet Aslan’la birlikte çalışacaktı. Ben de 3 Mart 2010 tarihli mektubumda kendisine kimi notlar göndermiş ve şöyle yazmıştım:
“Sevgili Bilgesu Erenus,
Dün Türk-İş önündeki çadırlar söküldü ve TEKEL işçileriyle vedalaştık. Sevinçle hüzün karışımı duygular içindeydik. 78 günlük savaşımın başarıyla sonuçlanmış olmasına sevinirken Sakarya’daki ‘Kâbe’mizin yıkılması hüzünlendirmişti bizi. Direniş çadırlarına öylesine alışmıştık ki onlarsız bir Kızılay’ı düşünmek bile istemiyorduk. Ama söz verdiler, ‘1 Nisan’da yine buradayız!’ dediler; böylece giderayak içimize su serptiler…
Ekte bir emekçi kardeşimizin sıcak izlenimlerini paylaşıyorum sizinle. Sıcağı sıcağına yazmış. Ben de imlasına bile dokunmadan, olduğu gibi gönderiyorum. İçinde, yeni oyununuzda kullanabileceğiniz çarpıcı öğeler olduğunu düşündüm. Böyle ‘içerden’ gözlemlere dayalı mektupları, yazıları bundan böyle de göndermeye çalışacağım size. Kolektif bir başarı öyküsünü ortak emekle kotarabilirsek ne mutlu!”
Bilgesu dayanıtında Acının Külrengi kitabıma gönderme yaparak, “Kavganızdan ayrı tutmadığınız şiiri öpüp başınıza koymanıza tanıklık etmek çok güzeldi. Kitabınız, Mehmet Aslan‘ın oyununa başlarken beni TİP’li günlere taşıyacak” diye yazmıştı.
Bilgesu Erenus, duruşunu eylemleriyle de ortaya koyan devrimci bir yazardı. Oyunlarında hep emek, göç, kadın, insan hakları ve toplumsal mücadele konularını işledi. Duyarlı bir sanatçı olarak, bedel ödemeyi de göze alarak her zaman kavganın ortasında, ezilenlerin yanında oldu. Onun ölümüyle bir yıldız daha eksildi göğümüzden…
YALVAÇ DA VEDA ETTİ…

Hasan Hüseyin Yalvaç
Yazar, ozan ve yayıncı Hasan Hüseyin Yalvaç’la Bilgesu Erenus’un ölümü aynı güne denk geldi. O yüzden ikiye katlandı acımız.
Yalvaç’la çok eskiden tanışıyorduk. Siyah Beyaz gazetesinde yazılarını yayımlamıştım. Öykü-Şiir dergisi kurucusu İbram Erdem’in oluşturduğu Enver Gökçe Şiir Ödülü’nün Seçici Kurul Üyesi idi. İki yıl önce Enver Gökçe Dostları ile Enver Gökçe’nin doğum yeri olan Kemaliye’nin Çit köyüne giderek büyük ozanımızın büstünü dikmişlerdi.
Hasan Hüseyin Yalvaç, toplumcu-gerçekçi bir ozandı. BirGün Kitap’ta (23 Ağustos 2018) Kadir İncesu’nunsorularını yanıtlarken “İlk kitabımda, inşaatlara taşıdığım harcın teri var” demiş ve kendisini “Sevginin Evliya Çelebisi” diye tanımlamıştı. Enver Gökçe Ödül Töreni için her yıl Ankara’ya geliyordu. Geçen yıl Oran’daki Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde yapılan törende bir aradaydık. Coşkulu, sağlıklı bir insandı. Ne yazık ki beklenmedik bir anda yitirdik onu da…
SANATA EMEK VERMİŞ BİR İNSAN…

Ruhi Türkyılmaz
Trabzon’da adını taşıyan bir sanatevinin kurucusuydu Ruhi Türkyılmaz. Ozandı, yazardı. Otuza yakın kitabı vardı. Sanat etkinliklerini destekler; şiir yarışmalarıyla genç yetenekleri özendirirdi. Bir dönem Kıyı dergisinin basımına da katkıda bulunuştu. Almanya ile Türkiye arasında bir kültür köprüsü kurmaya çalışıyordu. 11 Ağustos günü, geride onca kitabını ve sıcak dostluğunu bırakarak uzun yıllardır yaşadığı Almanya’da yaşama veda etti…
VE TAYLAN ERTEN…

Taylan Erten
Ortak dostumuz Vecdi Seviğ verdi acı haberi: Yıllar önce Ajans TÜBA‘da birlikte çalıştığımız gazeteci arkadaşımız Taylan Erten‘i de yitirmiştik. Vecdi, Taylan ve İsmail Bayer‘le “TÜBA Grubu” olarak sık sık bir araya gelirdik. Önce İsmail’i uğurladık öte yakaya, şimdi Taylan eksildi masamızdan… Üzüntümü anlatamam…
Taylan, uzun süre Dünya gazetesinin Ankara Temsilciliğini yapmış; ekonomi gazeteciliğinde uzmanlaşmıştı. Eşi Seva da gazeteciydi. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Sürekli Basın Kartı sahibi olan Taylan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de Ankara Temsilcisiydi. Onu, çok sayıda gazetecinin katıldığı bir törenle 18 Ağustos’ta Karşıyaka Gömütlüğü’nde toprağa verdik. Acımız çok büyük. Ama Yahya Kemal’in dediği gibi, “Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi / Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.”
Çevremizde o kadar çok yaşayan “siyasi mevta” var ki! Bu yazıda adlarını andığım arkadaşlar ise ölümün bile öldüremeyeceği değerlerimizdi. Ne mutlu onlara!





