Ajans Bizim – Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, küresel ölçekte basın özgürlüğünün son çeyrek yüzyılın en düşük seviyesine indiğini ortaya koydu.
Rapora göre, Türkiye, 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer alarak, geçen yıla kıyasla dört basamak geriledi. Türkiye, bir önceki endekste 159’uncu sıradaydı.
RSF, endeks tarihinde ilk kez ülkelerin çoğunun “zor” veya “çok ciddî” kategoride yer aldığını belirtirken, Türkiye’ye “çok ciddî” kategorisinde sıralamaya aldı.
Rapora göre, incelenen 180 ülkenin 100’ünde basın özgürlüğünün son bir yılda kötüleştiği.
Otoriter eğilimler güçlendi
RSF, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü raporunda, Türkiye’de otoriter eğilimlerin güçlendiğini ve medya çoğulculuğunun ciddî biçimde sorgulandığını belirtti.
Rapor, Türkiye’de ulusal medyanın yaklaşık yüzde 90’ının hükümet kontrolü altında bulunduğunu ve kamuoyun son yıllarda daha çok bağımsız ve eleştirel yayın organlarına yöneldiğini kaydediyor.
Türkiye: ekonomik ve yapısal baskılar
Rapora göre, Türkiye sıralamada durumun “çok ciddî” olduğu ülkeler arasında yer alırken, genel sıralamada Irak’ın altında, Yemen’in üstünde bulunuyor.
Beş kriter arasında Türkiye’nin en zayıf performansı ekonomik göstergede oldu.
Türkiye bu alanda, 166’ncı sıraya geriledi. Bu kriter, hükümet politikaları, reklam dağılımı ve medya sahipliği gibi faktörleri kapsıyor.
Hukuki göstergede de Türkiye bir sıra düşerek 159’uncu sıraya indi.
RSF, ülkede “otoriterliğin güç kazandığını ve medya çoğulculuğunun sorgulandığını” belirtirken, eleştirel sesleri zayıflatmak için “tüm araçların kullanıldığı” değerlendirmesinde bulundu.
Raporda ayrıca, 1 Ocak 2026’dan bu yana üç gazetecinin gözaltına alındığı veya tutuklandığı bilgisine yer verildi.
Baskı ve gözaltılar arttı
RSF, 2023 seçimlerinden bu yana Türkiye’de gazetecilere yönelik baskının arttığını, özellikle protesto ve mitingleri takip eden medya çalışanlarına karşı şiddet ve toplu gözaltıların yaygınlaştığını belirtti.
Raporda, internet sansürünün sistematik hale geldiği, eleştirel medyaya yönelik yargı süreçlerinin yoğunlaştığı ve yargı mekanizmalarının siyasî amaçlarla kullanıldığı ifade edildi.
Bu uygulamaların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kamuoyu desteğini artırmaya yetmediği de kaydedildi.
Yargı ve mevzuat baskısı
Gazetecilere yönelik “dezenformasyon yayma” suçlamasının sıklıkla kullanıldığı belirtilen raporda, bu suçlamanın yargı yoluyla baskı aracı haline geldiği kaydedildi.
Basın kartlarının iptali gibi ayrımcı uygulamaların yaygın olduğu, bazı hâkimlerin yolsuzluk ve hassas konulara ilişkin içerikleri sansürleyerek kamusal tartışmayı sınırladığı ifade edildi.
RSF ayrıca, gündemdeki “etki ajanlığı” düzenlemesinin gazetecilik faaliyetlerini daha da kısıtlayabilecek yeni bir araç olabileceği uyarısında bulundu.
Ekonomik baskı araçları
Rapora göre, hükümet ve özel sektör müttefikleri, reklam ve kamu kaynakları üzerinden medya üzerinde ekonomik baskı kuruyor.
Basın İlan Kurumu (BİK) aracılığıyla resmî ilan dağıtımının eleştirel gazeteler üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığı belirtilirken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun da yüksek para cezalarıyla eleştirel televizyon kanallarını zayıflattığı ifade edildi.
Artan maliyetler ve uluslararası fonlardaki azalma nedeniyle bazı bağımsız medya kuruluşlarının gazeteci çıkarmak zorunda kaldığı kaydedildi.
Toplumsal baskı ve güvenlik riskleri
Raporda, “hakaret” davalarının gazetecilere karşı sıkça kullanıldığı, özellikle kadın gazetecilerin sosyal medyada hedef gösterilerek nefret kampanyalarına maruz kaldığı belirtildi.
Gazetecilerin güvenliği konusunda ise, iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi üyelerinin eleştirel haberlere tepki gösteren tehditlerde bulunabildiği, protestoları takip eden muhabirlerin güvenlik güçlerinin hedefi haline geldiği ifade edildi.
Ayrıca laiklik, dinî yapılar veya bölgesel silahlı gruplarla ilgili haber yapan gazetecilerin gittikçe artan tehditlerle karşı karşıya kaldığı uyarısı yapıldı.
RSF, dünya genelinde basın özgürlüğünün gerilediğini ve siyasi baskıların birçok ülkede arttığını belirtirken, Türkiye’nin “çok ciddi sorunlar” kategorisinde yer almaya devam ettiğine işaret etti.
Küresel basın özgürlüğü baskı altında
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü raporu, gazetecilerin çalışma koşullarının dünya genelinde gittikçe kötüleştiğine dikkat çekti.
RSF, 25 yıldır hazırlanan endekste 2025 yılının genel tablo açısından “en kötü yıl” olarak kayda geçtiğini belirtti.
RSF’nin 180 ülkeyi kapsayan endeksine göre, basın özgürlüğü, siyasi baskılar, ekonomik kırılganlık ve güvenlik tehditleri nedeniyle küresel ölçekte gerilemeye devam ediyor.
Endeks, gazetecilerin bağımsız ve güvenli şekilde çalışabilme düzeyini ölçüyor.
Küresel eğilim: Siyasi baskı artıyor
RSF raporu, dünya genelinde basın özgürlüğünün gerilediğini ortaya koyuyor. Birçok ülkede hükümetlerin medya üzerindeki etkisinin arttığı, bağımsız gazeteciliğin ekonomik olarak daha kırılgan hale geldiği ve dezenformasyonun yaygınlaştığı belirtiliyor.
Özellikle seçim süreçleri ve jeopolitik krizler, medya üzerindeki baskıyı artıran başlıca faktörler arasında sayılıyor.
Raporda, Avrupa’nın bazı bölgelerinde de gazetecilerin güvenliğinin “sürekli baskı altında” olduğu ifade edilirken, Sırbistan ve Bulgaristan gibi ülkeler olumsuz örnekler arasında gösteriliyor.
RSF’ye göre, küresel basın özgürlüğü görünümü, demokratik kurumların işleyişi açısından kritik bir eşik oluşturuyor.
Kuruluş, hükümetlere gazetecilerin bağımsız çalışmasını güvence altına alma çağrısı yaparken, mevcut eğilimin tersine çevrilmemesi halinde medya özgürlüğündeki gerilemenin kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel eğilim
Kuruluş, bağımsız gazeteciliğin korunması için hükümetlere çağrıda bulunarak mevcut eğilimin demokratik sistemler açısından risk oluşturduğunu kaydetti.
Raporda, 2001 yılından bu yana özellikle ulusal güvenlik politikalarıyla bağlantılı yasal düzenlemelerin yaygınlaşmasının, demokratik ülkeler de dahil olmak üzere bilgiye erişim hakkını aşındırdığı belirtildi.
Beş temel kriterden biri olan “hukuki gösterge” 2025 yılında en sert düşüşü kaydederken, RSF bu durumu “gazeteciliğin gittikçe daha fazla kriminalize edildiğinin açık göstergesi” olarak nitelendirdi.
Norveç
Küresel sıralamada Norveç üst üste 10’uncu kez ilk sırada yer alırken, Hollanda ve Estonya onu izledi.
Listenin son sırasında ise Eritre bulunurken, Kuzey Kore, Çin, İran ve Suudi Arabistan en kötü performans gösteren ülkeler arasında yer aldı.
ABD ise yedi sıra gerileyerek 64’üncü sıraya düştü.
Endekste en büyük ilerlemeyi Suriye kaydetti. Ülke, geçen yıla göre 36 basamak yükselerek 141’inci sıraya çıktı.
Raporun editörü Anne Bocandé, gazetecilerin korunmasına yönelik etkili önlemlerin hayatî önem taşıdığını belirterek, bunun “gazeteciliğin kriminalize edilmesine son verilmesiyle başlayacağını” ifade etti.
RSF’ye göre, dünya genelinde ülkelerin ortalama puanı tarihinin en düşük seviyesine inerken, ülkelerin yüzde 52’sinden fazlası ilk kez “zor” veya “çok ciddî” kategoride sınıflandırıldı.












