Eksi reel faize geçildiğini ben söylemiyorum, TÜİK Eylül ayı için söylüyordu. Açıklamada, “TÜFE ile indirgendiğinde mevduat faizi (brüt) yatırımcısına % 0,06 oranında kaybettirdi” deniyordu.
Bu haftaki PPK toplantısında politika faizi 100 baz puan daha indirildi ve eksi reel faiz dönemi resmen başladı. Yeni faiz oranı % 39,5 oldu.
Bunun hesabını önceki yazımda yapmıştım.
Mevduat sahibini brüt getiri ilgilendirmiyor, çünkü % 15’de vergi kesintisi var. Memlekette alışkanlık olmuş; Merkez Bankası’nın politika faizi veya bankaların verdiği nominal faiz (brüt) ile güncel enflasyon oranı arasındaki farka bakılıyor. Oysa bunların yerine net nominal faiz ve beklenen enflasyon formüle yerleştirilir. Sonra da ne çıkarsa bahtına!
Son 100 baz puanlık indirimden önce bulduğum reel faiz – % 2,81 idi. Bunun için durum netleştiğinden, eksi reel faiz de tartışılamayacağından yeni bir hesap yapmıyorum.
Reel faiz yoksa, iç talebi sınırlayamaz, enflasyonu tutamazsınız. Bunları MB yönetimi çok iyi bilmesine rağmen demek ki baskılara direnememiş.
Yastık altındaki altın durup dururken piyasaya çıkmaz. Ancak TL’nin reel getirisi bu yatırım aracını saklandığı yerden çıkarabilir. Dolayısıyla suçu yastık altındaki altına yüklemek kolaydır ama anlamlı değildir.
Burası çok önemli!
Ekim ayı ortalarında (PPK toplantısından önce) ekonomi ağırlıklı yayın yapan bir gazetenin yazarı şöyle söylüyordu; “300 baz puanlık bir indirim daha yapılması bekleniyor. Hali hazırda % 40,5 olan politika faizinin % 37,5 seviyesine çekilmesiyle enflasyonla faiz arasındaki yaklaşık 7 puanlık reel faiz farkının korunması hedefleniyor.”
Baştan sona kadar yanlış olduğu için neresini düzelteyim?!
- Politika faizi % 40,5 iken mevduata verilen faiz % 39 idi. Yazarın senaryosuna göre politika faizi % 37,5’e düşseydi mevduat faizi en iyi ihtimalle % 36,5’e düşecekti (çok büyük meblağlar hariç). Bu nominal faizdir…
- Bunun üzerinden % 15 stopaj düşüşüyle net nominal faiz yaklaşık % 31 olacaktı.
- Diyelim ki yanlış da olsa, güncel enflasyona göre bu hesabı yaptınız, reel faiz yine eksidir.
- Doğru olan beklenen enflasyona göre yapmaktır ama kimin beklediği enflasyona göre bu hesabı yapacaksınız?
Herhalde şimdiye kadar hiç tutmayan tahminleri referans alamazsınız. Bana göre 12 ay sonraki enflasyon tahminim (az sapmalı tahminlerim arşivde görülebilir) % 37’dir. Buna göre de yaklaşık eksi reel faiz % 6’dır. Gerekçelerine sonuç kısmında yer vereceğim.
İki hafta önceki yazımda, % 39 nominal faize göre bile bulduğum eksi reel faiz oranı % 2,81 idi.
Normal şartlarda bu ay faiz indirimi beklenen bir şey değildi. Ancak iktisadi kurallar kenara konursa, umumi arzu üzerine değişik tercihler de gündeme gelebiliyor, bedelini de hep beraber ödemiş oluyoruz.
Sonuç olarak; varsayımlar isabetli olduktan sonra, matematiğin “sana göresi, bana göresi” olmaz. Bir ekonomi için en kötü durum; bankalardaki tasarrufun altına ve dövize yönelmesidir. İşte eksi reel faiz bu kapıyı aralar. Üstelik yabancı yatırımcılar da reel getirinin olmadığı ülkeye yatırım yapmazlar. Oysa hem tasarrufları artırmak hem de ekonomik istikrarı sağlamak için TL’nin korunması tercih edilmeliydi.
Sanayi üretimi konusunda sıkı para politikasının olumsuz etkisi düşünülürse, bunu sınırsız sürdürmenin mümkün olmadığı bilinmelidir. Şifa veren birçok ilacın yan tesirleri de olduğu unutulmamalıdır. Bu da enflasyona dair iyimser tahmin yapmayı engelliyor. Artık geciken yapısal reformları ve kamunun yapmadığı tasarrufları tekrarlamaya bile gerek yoktur.
Kaldı ki ufukta seçim ihtimali vardır ve hükümetler seçime giderken, sıkı para politikasına veda ederler.
Bir kurum adına ne söylendiğine değil ne yapıldığına bakmak daha doğrudur. Bizimle aynı fikirde olmayan hazine Ekim ayı içinde beş yıl vadeli borçlandı. Bu beş yıl boyunca her yıl % 37 bileşik faiz ödenecek. Diğer yandan son OVP’de enflasyon hedefleri, 2025 için % 28,5, 2026 için % 16, 2027 için % 9, 2028 için % 8 tahminlerini içeriyordu. Burada bir çelişki yok mu?
Örneğin ben vatandaş olarak bankadan kredi alacak olsam, beş yıl içinde enflasyonun tek haneye ineceğini göre göre bu kadar yüksek faizle uzun vadeli borç almam. Devlet hiç almaz…
Acaba enflasyonun düşmeyeceği konusunda bizimle aynı fikirdeler mi?
MB, Eylül ayında politika faizini 250 baz puan indirince, bir başka iktisatçı, “Benim beklentim daha yüksek faiz indirimi yapılmasıydı. Zira Arjantin’den sonra en yüksek faizi veren ülke biziz” diyebildi. Herhalde yazar en yüksek enflasyona da sahip olduğumuzu bir an unutmuş olacak. Sanki yüksek faiz durup dururken o seviyede bulunuyormuş gibi…
Faizin çok kötü bir şey olduğunu kabul etmekle (aynı fikirdeyim), faizin aynı zamanda enflasyonu kontrol etmek için kullanılan bir ilaç olduğunu kabul etmek çelişki değildir.
Sonuç olarak; enflasyon yüksekken faiz indiriminin riski sabit gelirlilerde, nimeti de tekrar yükselecek enflasyondan ek gelir elde edenlerdedir.
Üstelik politika faizinin inmesi piyasa faizinin ineceğini garanti etmez. 2021 Eylül’de bunu yaşayarak gördük. Tahterevalli gibi biri inerken diğeri yükseliyordu. Kaldı ki politika faizini ne kadar düşürürseniz düşürün, kredi ucuzlamadıktan veya krediye ulaşılamadıktan sonra bir önemi kalır mı?





