Sözcüklerin anlamları bazen çalınıyor, içi boşaltılıyor; “etkin pişmanlık” bunun son örneği. Gerçek anlamının dışında kullanılıyor. “Pişmanlık”, kişinin kendisiyle ilgilidir. Görünen ise, onun, bunun yaptıklarını, çıkar sağlamak amacıyla başkası hakkında bilgi verme temeline dayanıyor. Söyledikleri doğru mudur, yanlış mıdır, bilemeyiz. Aslında “pişmanlık” önemli bir sözcüktür; bir tür özeleştiridir. Ancak, burada başka bir şey var, nesnellik yok, baştan sona kişisellik sırıtıyor; temiz bildiğimiz “pişmanlık” sözcüğü kirletiliyor!
İş orada kalmıyor. Bu haberi milyonlar dinliyor. Ben özellikle çocukları, gençleri düşünüyorum. Yanlış kullanımın gençler üzerindeki etkilerini ölçen var mı acaba?
Bilge Konfüçyüs’ün devlet yönetimine çağrılması durumunda, bir koşulu vardı:
“İlk önce dili düzeltmekle işe başlarım!” diyordu.
Şimdiki yöneticilerde bu kaygıyı gören var mı? Ne yaptılar şimdikiler? Atatürk’ün kurduğu, bilimsel çalışmalarıyla önemli yönlendirmede bulunan Türk Dil Kurumu’nu Kenan Evren kafası kapadı!
“Etkin pişmanlık” sözü, düşünce yönünden tartışılmaz derecede yanlıştır. Genellikle “etkin pişmanlık”la birlikte kullanılan bir başka yanlışlık daha göze çarpıyor; suçla uzak yakın ilişiği olmayanların bile görev aldığı “gizli tanık” adıyla ispiyonculuk yapanlar var! Onların kimileri ki, verdikleri ifadelerin yanlışlığından dolayı vicdan azabı çekip, uykuları kaçıyor, gidiyor “gizli tanık”lıktan çekilme dilekçesi veriyor! Adalet bunlarla gerçekleşiyor öyle mi? Bunu duyan gençlere acıyorum ben. Ne çirkin örneklerle büyütüyoruz gençleri!
Bir zamanlar okullarda müdür başyardımcısı başkanlığında “Haysiyet (Onur) Kolu” vardı. O kola her sınıftan gizlice bir öğrenci seçilirdi. Öğrencinin bu görevi aldığını, en yakın arkadaşı bile bilmeyecekti. O öğrenci, arkadaşlarını gözleyecek, suç sayılabilen davranışında bulunanları okul yönetimine gizlice bildirecekti. Çoğu öğrenciler bu görevi almak istemezdi. Çünkü adı duyulursa arkadaşlarının bakışı değişir, onu oyuna bile almazlardı. Şimdi neredeyse “gizli tanıklık” özendiriliyor! Güzelse, çıksın adını açıklasın!
Bir şey yaparken, bir söz söylerken “çocuklar, gençler ne der” diye düşünülmeli. İsteyen onlara sorabilir, görüş alabilir. Cesareti olan varsa…





