Faiz Dışı Fazla Tek Başına Fikir Vermez

Faiz dışı fazla moral veren göstergelerden biridir. Ancak devamında büyük resme bakmayı da gerektirir. Yani sadece buna takılı kalmanın mahsurları vardır. Çünkü esas yük kenarda durmaktadır. Yani faiz harcamalarını hesaba dahil etmeden gerçek görülemez. Faiz dışı fazla, devletin topladığı bütün gelirler ile faiz giderleri dışındaki tüm harcamaları arasındaki farkın pozitif olmasıdır.

Formül;

“Faiz dışı denge= Toplam kamu gelirleri – Toplam faiz dışı kamu giderleri” şeklindedir. Neticede, gelirler giderlerden büyükse faiz dışı fazla, küçükse faiz dışı açık ortaya çıkar. Eğer bir devlet faiz dışı fazla veriyorsa; borcunun ve faiz yükünün bir kısmını kendi ürettiği gelirlerle karşılayabiliyor demektir.

Ancak buradaki önemli husus, bu fazlalığın borç ana parası ve faiz yükünün ne kadarına yeteceğidir. Eğer çıkan fazlanın onlarca katı gibi borç ve faiz ödenmesi gerekiyorsa, bu yetersizliğin ilacı olamayacağı açıktır. Kaldı ki; yüksek faiz de giderilmesi zor olan önemli bir sorundur. Zira yüksek enflasyon, yüksek faizin nedenidir. Yüksek enflasyon da yönetim hatalarının sonucudur…

Bu bakımdan, bazılarının dile getirdiği. “Faiz dışı fazla, devletin borçlanma ihtiyacını düşürüp, piyasalara güven verir” görüşü eksiktir. Güven o kadar çok kritere bağlı bir kavramdır ki, yazının son bölümünü buna ayıracağım.   

Ancak buradaki durum faiz dışı fazlanın borçların ve faiz yükünün ne kadarını karşılayabileceğinin ve bir başka ifade ile borçların çevrilebilme kabiliyetinin ölçülmesidir. Yani önce buradan olumlu sonuç çıkması gerekir!   

Şimdi buna bakalım. Hazine Ocak- Mayıs döneminde 1 trilyon 239,6 milyar lira faiz ödemesi yapmış. Faiz dışı denge ise aynı 5 aylık dönemde 129 milyar lira fazla vermiş. Şimdi rekor sayılabilecek tüm yılların en yüksek faiz ödemesi ortadayken, faiz dışı fazla ile moral bulmak mümkün mü?

Dolayısıyla ‘faiz dışı fazla’ çabalarından önce yüksek enflasyonla ve onun getirdiği yüksek faizle olan mücadele kazanılmalıdır. Yoksa yıllardır olduğu gibi faiz dışı fazla verilmesine rağmen borç stoklarının artışını izler dururuz…

Bütçe açıklarının faizler nedeniyle sürekli yükselmesi, ancak sıkı maliye politikası uygulanarak engellenebilir. Bunun da eksiksiz uygulandığını söyleyemeyiz. Sıkı maliye politikası, yüksek enflasyonu kontrol altına almak ve aşırı ısınan ekonomiyi soğutmak amacıyla kamu harcamalarının kısıldığı ve vergilerin artırıldığı, ekonomiyi daraltıcı bir stratejidir. Ancak kamuda tasarruf yetersiz kalırsa, vergi artışı da dolaylı vergilere ağırlık verilerek öncelikle alt ve orta gelir gruplarının sırtına yüklenirse, haliyle netice almak kolay olmaz.

Devlet, özel sektör gibi sermaye artırımı ile borcunu azaltamaz. Yeni borç almak dışında tek çare özelleştirmedir. Ancak önce bu varlıkların tam değerini tespit etmek, sonra da buradan gelen gelirlerin tamamını sadece borç ödemelerine kanalize etmek gerekir. Bu ihmal edilir de gelirin bir kısmı yeni harcamalara giderse, borç da katlanarak artmaya devam eder. Resmi kaynaklardan edindiğim bilgiye göre, bugüne kadar 72 adet kamuya ait kurum ve fabrika elden çıkarılmış. Ancak bu büyük değerlerin satışına rağmen borç azalmamıştır.

İşte esas sorun buradadır ve faiz dışı fazlanın tek başına çare olamadığı ortadadır. Dünyada borçsuz devlet hemen hemen yoktur. Yani bu durum normaldir. Önemli olan o borcun imkanlarınızı aşmadan çevrilebilmesidir. Bunu sağlamak için önce faiz dışı fazla vermek gerekir. Yetmez, çünkü işi bozan baş aktör faizdir. Eğer bir ülkenin borçlanma faizi yükselmişse (örneğin yüksek enflasyon ve CDS nedenleriyle) faiz dışı fazlanın borç ödemek için yeterli olması zordur. Bu şekilde kamu borçları milli gelirden hızlı artar ki, lastiğin patladığı yer tam da burasıdır. Dolayısıyla bir taraftan daha çok faiz dışı fazla vermek, diğer taraftan da daha düşük faiz ödemenin yolunu açmak şarttır. Bu da yetmez, böyle bir sorunu yaşamayan ülkelerden daha yüksek oranda milli geliri artırmak gerekir. Elbette birbirinin nedeni olan bu kadar sorunu aynı anda çözmek mümkün olmasa da buna niyetlenmek bile iyi bir şeydir…

Sonuç olarak; faiz dışı fazlaya gereğinden fazla önem atfedilmesi, yüksek faiz harcamalarının dikkatlerden kaçmasına neden oluyor. Ve de görüldüğü gibi faiz dışı fazla, borç stoklarını tek başına eritmeye yetebilecek sihirli bir araç olamıyor.  Bunun için de bizde çok kullanılan, “faiz harcamamız olmasaydı bütçe fazla verirdi” söylemi doğru olsa da bu günümüzü yansıtmıyor…

Zira devlet vadesi gelen borcu ödemek için yeni borç aldığına ve o borç için de faiz ödediğine göre bu kısır döngüden kurtulmanın zorluğu ortadadır.

Yani “hadi faizleri düşürelim” diyerek faizler düşmez. Nedenlerini ortadan kaldırmak gerekir. Bu da; içerde ve dışarda güveni artırmak üzere; şeffaf ve doğru bilgi akışı sağlamak, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüne önem vermek, israfı önlemek, fırsatçılığı engellemek, vergi kayıplarını asgariye indirmek ve vergi tabanını genişletmekle olur. Aksi durumda faiz dışı fazla verilebilmesine rağmen; enflasyon ve faiz yükü artmaya, iç ve dış borçlar dert olmaya devam eder gider…      

Taze bir örnekle bitireyim. Çinli otomobil üreticisi BYD’nin, Manisa’da kurmayı planladığı 1 milyar dolarlık fabrika projesinden vazgeçerek yatırımı askıya alması ve önceliği Macaristan tesisine verdiğini açıklaması da aynı çerçevede düşünülmesi gereken önemli bir gelişmedir.

Öne Çıkanlar

Gross Market Modeli Nereye Koşuyor?

Altı yıl önce bu formatın gücünü nereden aldığını ve...

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

Gündemden

Gross Market Modeli Nereye Koşuyor?

Altı yıl önce bu formatın gücünü nereden aldığını ve...

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

“Abbas Yolcu” alarmı… (3)

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani...

“Zincir Market Alışveriş Alışkanlıkları”

MindStation Ajansı’nın 29 ilde gerçekleştirdiği bir rapor önüme gelince;...

Aydınlık bir sabah

Ajans Bizim / Safa Tekeli - Atatürk, 28 Ekim...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img