MSCI (Morgan Stanley Capital International), dünya genelindeki borsaları, ülkeleri ve şirketleri belirli kriterlere göre inceleyen ve yatırımcılar için endeksler hazırlayan ABD merkezli uluslararası bir finans kuruluşudur. En kolay anlaşılır şekliyle; Borsa İstanbul için ‘BIST 100’ ne ifade ediyorsa, küresel finans dünyası için de MSCI Endeksleri onu ifade ediyor. Yaptığı iş dünyadaki ülkeleri ekonomik gelişmişliklerine göre Gelişmiş Piyasalar (ABD, Almanya, Japonya gibi) ve Gelişmekte Olan Piyasalar (Türkiye, Brezilya, Hindistan gibi) şeklinde kategorilere ayırmasıdır. Ardından bu ülkelerin borsalarındaki en büyük, en güvenilir ve en kolay nakde çevrilebilir şirketleri seçerek özel listeler (endeksler) oluşturmasıdır. Örneğin, yabancı dev fonların doğrudan pozisyon aldığı, Türkiye’nin büyük ağırlığını oluşturan ana endeks, MSCI Global Standart (Büyük ve Orta Ölçekli) Türkiye Endeksi’dir. Bu endekste piyasanın yaklaşık % 85’ini temsil eden 11 ana şirket; Aselsan, Tüpraş, BİM, Akbank, THY, Koç Holding, Ereğli Demir ve Çelik, Yapı Kredi Bankası, Turkcell, Türkiye İş Bankası ve Sabancı Holding bulunur. Bunun yanında daha geniş sepet sunan MSCI Small Cap (Küçük Ölçekli Şirketler) Endeksi bulunmaktadır. Bu endeks ise piyasanın % 14’ünü temsil eder. Yukardaki iki endeks dışında kalan daha da küçük ölçekli şirketlerimiz MSCI Global Micro Cap (Mikro Ölçekli Şirketler) Endeksi içinde yer alırlar. Bu endeks ise piyasanın sadece % 1’ini temsil eder.
Bizi doğrudan ilgilendiren tarafı; yaşadığımız fon vurgunu ardından gelen MSCI uyarısıdır. İstenen de; bazı küçük ölçekli şirketlerdeki fonların koordineli hareket ederek gerçek halka açıklık yapısını bozmalarının tespit edilmesi ile bu şeffaflık sağlanana kadar aşağıdaki düzenlemelerin yapılmasıdır.
İşte bunun için MSCI’ın Türkiye hisse senetleri için belirli endeks değişikliklerini ikinci bir duyuruya kadar dondurması çok önemsenmesi gereken bir uyarıdır.
Bu durum, borsadaki hisselerin alım satımını engellemez ama yabancı yatırımcı gözünde kaybolan imajı yeniden tesis etmek üzere, denetim reformu yapılana kadar bekleme odasına alınan finansal bir yaptırım sayılabilir. Örneğin, endekse yeni hiçbir şirket veya hisse senedi dahil edilmez. Şirketler sermaye artırsa bile endeksteki payları büyütülmez (Bloomberg).
Peki ne zamana kadar?
MSCI, Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme görülmemesi halinde Türkiye endekslerinin Gelişmekte Olan Piyasa statüsünden Sınır Piyasası veya Bağımsız Piyasa statüsüne yeniden sınıflandırılması konusunda görüş alma süreci başlatabileceğini bildirdi (foreks.com). Bu iki piyasa türü bizim asla layık olmadığımız şekilde küresel yatırım liginin alt basamaklarını temsil eder.
- Sınır Piyasası; gelişmekte olan piyasalara kıyasla ekonomik büyüklüğü daha küçük, borsasındaki işlem hacmi daha düşük ve yabancı yatırımcılar için bazı erişim kısıtlamaları barındıran piyasalardır (Reuters). Örneğin bu grupta Vietnam, Pakistan, Fas, Romanya ve Kazakistan bulunmaktadır (Fiera Capital).
- Bağımsız Piyasa; finansal ve yapısal olarak ciddi bir gerileme yaşayan ya da şeffaflık/güven kriterlerini tamamen kaybeden ve bu nedenle küresel endeks sepetlerinin (Gelişmiş, Gelişmekte veya Sınır) tamamen dışında bırakılan izole piyasalardır. Örneğin bu grupta da, Arjantin, Ukrayna, Panama bulunmaktadır.
- Alt lige düşmeyi engelleyecek ilk beklentiler; denetim süreçlerinin “bağımsız bir şekilde doğrulanabilmesi” ve kuralların tavizsiz uygulanmasıdır.
- SPK ve BDDK kararlarının siyasi iradeden veya yürütmeden tamamen bağımsız, öngörülebilir ve şeffaf olması şart koşulmaktadır (MSCI).
- Erken uyarı sistemlerinin aktif kullanılması, Borsa İstanbul ile SPK arasındaki bilgi akışının hızlandırılması isteniyor.
Sonuç olarak; bu fon vurgununun gerçek hasarı 5 yıldan önce anlaşılamaz. Dolayısıyla kamuoyunda bugün belirtilen rakamlar afakidir. Çünkü en kolayı 455 bin yatırımcının ana para kayıplarının ve fon varlıklarının reel erimesidir. Bu bile SPK tarafından, Mart 2027 sonuna kadar uzatılan sürenin (6 ay) bitiminde netleşecektir.
- Mağdurların açacağı tazminat davalarında, her bir aracı kurum yöneticisinin ve sanığın ne kadar menfaat elde ettiğinin somut olarak hesaplanması en az 1 yıl süre alacaktır. (Hukukçular Evi Ankara)
- Yabancı sermaye çıkışlarına ve dolaylı piyasa zararlarına etkisi ancak 2-3 yıllık bir projeksiyonda ölçülebilir. Para aklama ağlarının ve sisteme sızan siyasi/ticari figürlerin dolaylı sistemsel maliyetlerinin sonuçlanması; hukukçulara göre mahkeme kararlarının kesinleşmesine kadar geçecek süre 5 yılı bulacaktır.
- Yurt dışına kaçırılan paraların izini sürmek, teknik olarak mümkün olsa da; o paraya yabancı bir ülkede hukuken el koymak, dondurmak ve Türkiye’ye geri getirmek uluslararası labirentler nedeniyle işin en zorlu kısmıdır.
- Fon vurgununun en büyük dolaylı hasarlarından biri de, olayla hiçbir ilgisi olmayan sağlam şirket hisselerinin uğradığı büyük kayıplardır. MSCI uyarısı ile daha da olumsuz etkilenmeleri ihtimal dahilindedir. Bu hasarın ölçüsü de; ekonomi yönetiminin Haziran 2027’ye kadar MSCI’ın talep ettiği piyasa şeffaflığı kriterlerini ne ölçüde yerine getireceğine bağlıdır.
- Fon vurgununun ve ardından gelen MSCI şokunun en haksız faturası, manipülasyondan uzak durup rasyonel çarpanlara sahip sağlam şirketlere yatırım yapan uzun vadeli yatırımcılara yansımıştır.
- Ekonomi yönetiminden istenenleri özetlersek; tam şeffaflık ve ortaklık yapısının netleşmesi, şüpheli fon hareketlerine karşı etkili denetim, kuralları ihlal edenlere sert ve caydırıcı yaptırımlar, düzenlemelerin bağımsız kurumlarca kontrol edilebilmesi en önemli konular olarak öne çıkıyor.
Sonraki yazımın konusu, bir örnek üzerinden benzer durumda yapılanlardır.





