Türkçe titizliğiyle de bilinen değerli ozan ve yazar dostum Nahit Kayabaşı, uzunca bir süre önce gönderdiği mektupta, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin adının İzmit Körfezi üzerindeki köprüde neden “Osmangazi” diye bitişik yazıldığını sormuştu. Nahit kardeşim daha sonra telefonla da arayıp bu konudaki sorgulamasında ısrarlı olduğunu söylemişti.
Türkiye’de yapı ve kurumlara verilen kişi adlarının yazımındaki karmaşa, arkadaşımızın mektubunda ayrıntılı biçimde irdeleniyordu. Sorgulama yerindeydi. Ne var ki ülkemizin çok hızlı değişen sıcak gündemleri yüzünden bu konuya bir türlü sıra gelmedi. Epey gecikmeli de olsa Kayabaşı’nın mektubuna bugün yer vermek istiyorum:
“Merhaba Sevgili Aşut,
Bir televizyon programında, Çanakkale Köprüsü ile Osman Gazi Köprüsü’nün maliyetleri, geçiş ücretleri tartışılıyordu. Biraz izledim. Ekranın altındaki KJ bandında Osman Gazi’nin adı ‘Osmangazi Köprüsü’ biçiminde, bitişik yazılmıştı. Bu köprünün adı, 2016’da hizmete açıldığından bu yana, yazılı ve görsel medyada bitişik yazılıyor ve öylece yerleşti.
Daha önce konuyu gündeme getiren, tartışan oldu mu anımsamıyorum ama olduysa eğer, tekrar tartışmakta yarar var. Yapı, yapıt ve kurumlara verilen kişi adlarını ayrı yazmak gerekmiyor mu? Yazım kılavuzlarındaki bu kural artık geçersizleşti de bizim mi haberimiz yok? Örneğin Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü ayrı yazılırken ‘Osmangazi Köprüsü’ neden bitişik yazılıyor? İzmit Körfezi’ndeki bu köprüye Bursa Osmangazi ilçesinin mi adı verildi, yoksa Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin adı mı?!
Üniversite adlarının yazılışında da benzer bir karmaşa görülüyor. Örneğin Süleyman Demirel Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ayrı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi bitişik yazılıyor. Logosunda, kurumsal kullanımlarında da bitişik. Neden? Bu üniversitenin adı Odunpazarı’ndaki Osmangazi Mahallesi’nden geliyor olamaz herhalde! Nitekim üniversitenin tanıtım videosu ‘Adını Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’den alan üniversitemiz…’ sözleriyle başlıyor.
Ayrıca ülkemizin hemen her ilinde Osman Gazi, Orhan Gazi ya da tarihteki büyük kişilerin adlarını taşıyan yüzlerce okul var. Bunların adlarının yazılışında da tam bir keşmekeş söz konusu. Örnek: Adana / Kozan Osmangazi İmam Hatip Lisesi, Ağrı / Hamur Osmangazi Ortaokulu, Kocaeli / Gebze Osmangazi Ortaokulu, Kırıkkale Osmangazi Fen Lisesi bitişik yazılırken; Aksaray Osman Gazi Anadolu Lisesi, Osmaniye / Kadirli Osman Gazi Anadolu Lisesi, Adıyaman Osman Gazi Ortaokulu ayrı yazılıyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nin amblemi

Adıyaman Osman Gazi Ortaokulu
Milli Eğitim Bakanlığı ya da illerdeki Milli Eğitim Müdürlükleri bu konunun önemini bilmiyor mu acaba? Biliyor da önemsemiyor mu yoksa? Bu okulları bitiren öğrencilerin diplomalarında da aynı yanlışlar sürüp gidiyorsa –ki büyük olasılıkla öyledir–, orada duralım!
Sevgili Aşut, ‘Bu ne ki! Bin beteri var!’ diyeceksin. Haklısın. Eğitim bu denli bozulunca yazım yanlışları da ayyuka çıkmaya başladı. Türkçeyi sevenler, anadili bilinci olanlar dışında kimseyi ilgilendirmiyor böyle konular. Kanıksanmışlık, bilgisizlik, umursamazlık, vurdumduymazlık diz boyu. Bakıyorsun, en iyi gazetelerimizin manşetlerinde bile hayret verici yanlışlar görülebiliyor. Örnekse, Cumhuriyet’in 10 Ağustos 2021 günlü manşeti: ‘Çift maaşa HALK TOKATI’.

Cumhuriyet (10 Ağustos 2021)
Görüldüğü gibi, ‘p, ç, t, k ünsüzleri ile biten sözcüklere ünlü ile başlayan ek geldiğinde bu ünsüzler yumuşar ve b, c, d, ğ’ye dönüşür’ kuralı burada hiçe sayılmış; ‘tokadı’ olması gerekirken ‘tokatı’ yazılmış! (Tabii bu kuralın kuraldışı olanlarını ayrı tutuyorum: anıt / anıtı, bulut / bulutu, vb.)
Bizim dilimizde yazım sorunları bitmez sevgili Aşut. Biri bitse, yenisi eklenir! Sen, ben, bizim oğlan da böyle yazar dururuz işte. Ha, yaratıcı yazıda kuralları bükmek ayrı. O tür yazılar kuralları her zaman aşar zaten. Kuralların, daha çok yaratıcı yazılardaki, yazınsal yapıtlardaki kullanımlardan oluşması doğaldır. Ama bu, yaratıcı yazıya, kuralları gerekçesiz bozma hakkı vermez elbet.
Evet sevgili Aşut, Niyazi Berkes’in 1960’larda sorduğu o büyük soru, ‘İki yüz yıldır neden bocalıyoruz?’ sorusu hâlâ yanıtını bulmuş değil. Sorudaki ‘neden’i biliyor olsak da her alanda ‘bocalamayı’ sürdürüyoruz!
Sağlık ve iyilikle kal…”
***
Sevgili Nahit Kayabaşı’nın sözlerine ekleyecek fazla bir şey yok. Fakat mektuptaki yazım karmaşası örneklerini zenginleştirmek bakımından, Osman Gazi adının hem bitişik hem ayrı yazıldığı iki okulu da ben anımsatayım. Üstelik ikisi de aynı kentin aynı ilçesinden: Osman Gazi İlkokulu (Ankara / Keçiören), Osmangazi Anadolu Lisesi (Ankara / Keçiören).
Neyse ki Bursa’da Osman Gazi Türbesi’nin adı doğru yazılmış…
Bir de Tokat’ta “Gaziosmanpaşa Üniversitesi” var! Ama onun adı, semt adı gibi bitişik! Yerini bilmese insan, Ankara’nın Gaziosmanpaşa semtinde sanacak! Çünkü kişi adları ancak yerleşim yerlerinde bitişik yazılır.
Hadi şu soruyla bağlayalım yazıyı:
Rize’de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde ayrı yazılan kişi adı, Eskişehir’deki Osmangazi Üniversitesi’nde neden bitişik yazılıyor?







