Artvin’den bir dörtlük aldım:
“Posta yolda kalmıyor
Neden mektup gelmiyor
Yazacaksan mektup yaz
Gözlerim kan ağlıyor”
Mektup, yazı türleri arasında en içten olanıdır. Mektupla duygular, düşünceler aracısız sahibine ulaşır. Mektubu yazanla yazılan arasında sarsılmaz duygusal bağlar vardır. Bu nedenlerle Artvin’e mektup yazmaya karar verdim.
Artvin doğumlu ozan Ruhan Odabaş Artvin adına sesleniyor:
“Ben Artvin’im Dostlar Bensiz Olmaz
Ben özgürlüğüm, ben bağımsızlık
Ben Kaçkar Dağıyım, ben deli horon
Atatürk olurum Kocatepe’de
Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz”
Artvin ve Artvinli. Birbirini tamamlayan iki varlık.1968/69 öğretim yılında Artvin Lisesi müdürlüğü yapan, Artvin’i karış karış gezen felsefe öğretmeni, yazar Vecihi Timuroğlu diyor ki:
“Artvin’in doğası güzeldir ama Artvin’in insanı doğasından da güzeldir.” Mektubum, o güzel insanlara, o güzel doğayadır.
Artvin’e girişinizle sizi sıcak bir yazı karşılar: “Cumhuriyet Kentine Hoş Geldiniz.”
Artvin, Cumhuriyet’in tüm değerlerini benimsemiş, aydın insanlar kentidir. Bu, önemli bir kimlik bilgisidir. Artvin,1950’lere gelindiğinde okullaşmasını kendi olanaklarıyla tamamlamış, okumayla birlikte bilinç düzeyi yükselmiş ilk sırada anılan bir ilimizdi.1960’lı yılların başında, örneğin benim köyümde (Ardanuç Aşağı Irmaklar’da) okumamışa kız vermezlerdi. Kız da, oğlan da evde kalırdı. Kız erkek ayrımı olmadan okullara koşulurdu. Köy yerinde bile evin tüm çocukları okumuş çok aile vardı. Artvin’e, ’’Öğretmen fabrikası’’ derlerdi. Ben 1963 haziranında öğretmen oldum. O yıl, sadece Ağrı iline köyümüzden giden beş öğretmendik. Artvinli olarak kurtuluşu aydınlıkta bulmuştuk. İlimizde yatır ve tarikatların izi yoktu o yıllarda. Okumuş olanların çoğu ilk sırada Cumhuriyet gazetesi okurdu, sonra Milliyet, Akşam… Çarşıya gidene köydeki yurttaşlar önce gazete ısmarlardı. Her evde kesinlikle kitap, gazete bulunurdu.
Belleğimdeki dizeler eğiliyor, bükülüyor; Artvin’e yer açıyor:
“Yaşıyorum Artvin’i gönlümde duya duya!”
Behçet Kemal Çağlar,1935 yılının temmuz ayında Başbakan İsmet İnönü ile birlikte Ardahan’dan kalkarlar Bilbilan yaylası, Ardanuç üzerinden Artvin’e doğru yol alırlar. Behçet Kemal Çağlar orada gördüklerini şiir diliyle söyler:
“Karanlık Meşe’de yalnız çam gören
Tahta kiremitten örtük dam gören
Kirazı tepede demin ham gören
Derede şeftali soyup geliyor”
Artvin’de aynı günün birkaç saati içinde dört mevsimi yaşayabilme olanağı vardır. Görenler böyle söylüyor.
Şair, duygularını sevgilisine şiir yazarak iletir. Hikmet Akkaya, Artvin sevdalısı, Ardanuç doğumlu bir eğitimciydi, şairdi. Bir dörtlüğünde sevgilisine şöyle sesleniyor:
“Ressam olsam seni yazar çizerdim
Mimar olsam adın taşa kazardım
Seni bu sevdalı başa yazardım
Olmasaydım dağlar ardında Çoruh”
Artvin’in “Kültür Elçisi” Şahver Karasüleymanoğlu, “Şiirimizde Artvin” adıyla, içinde değişik şairlerce yazılmış beş yüzü aşan şiir bulunan ,486 sayfalı bir kitabı 2004 yılında yayımladı. Oradan anlıyoruz ki, ülkemizde adına en çok şiir yazılan ilimiz İstanbul. İkinci ise, Artvin ilimiz geliyor. İlk bakışta, Artvinli olmayan Artvin’e kimler mi şiir yazmış? Ceyhun Atuf Kansu, Nâzım Hikmet, Ömer Bedrettin Uşaklı, Behçet Kemal Çağlar, Nejat Uygur, İlhan Demiraslan, Kemal Özer… Daha kimler kimler.
Gurbetteki Artvinlileri en çok duygulandıran bir Artvin türküsünün çalınması, bir oyun havasının sesinin gelmesidir. Artvinli o an o türküye katılır, kalkar oyuna girer:
“Bahçası var, bağı var
Ayvası var, narı var
Atamızdan yadigâr
Bizde atabarı var”
Artvin’in en canlı yanı Çoruh ırmağıdır. Ancak, bir gün geldi ki “baraj” adıyla Çoruh’a kelepçeler vuruldu, ırmağın doğallığı baraj göllerinde boğuldu! Çoruh’un tutsak edildiği o ilk günlerde kalemimle Çoruh dile geldi:
“BEN ARTIK ÇORUH DEĞİLİM
Nerde gençliğim, deliliğim
Kişiliğiyle yaşar varlık
Kayaları katardım önüme
Akardım bozbulanık
Sevdayı bilirim vefayı da
Ne olur beni böyle anın
Tutsaklıklara bozulurum
Sesiydim bir koca ilin
Artvin’in aydınlığını
Yurduma götüreceğim
Budur en büyük sevincim
Yeniden doğacağım
Artvin’de arama Çoruh’u şimdi
Bağlandım bentlerle
Başım darda
Ben artık Çoruh değilim
Işık olacağım yurda”
Yargıç sanığa sormuş:
“Eşinizi neden öldürdünüz?”
Sanık:
“Onu çok seviyordum!”
Biz sevdiğimizi öyle severiz ki, onu öldürürüz!
Bağışla bizi Artvin! Artvin’in şurasına, burasına kıyanlar oldu.
Dünya, Artvinlinin Cerattepe’deki orman ve doğa savunmasının da tanığıdır. Oradaki Artvinliler öyle bir savundular ki herkesin ilgisini çekti. Birileri devlet gücüyle güzelim doğa harikası Kafkasör’ü “Kelkasör” yaptı! O günlerde her yerde Artvin ve Artvinli konuşuluyordu. Büyük kentlerden otobüslerle Cerattepe’ye Artvin’e özel seferler düzenleniyordu.
Teşekkürler sevgili Artvin, teşekkürler sevgili Artvinli.
Cahit Külebi, dizeleriyle bize katılıyor:
“Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin!”
Sana sevgiler, sana saygılar Artvin.





