Dünyada gıda fiyatları düşerken bizde artışın sürmesi artık alıştığımız bir durum oldu. Ancak bazı ürün kategorileri var ki; ne mantıkla ne de matematikle bağdaşmayan fiyat şişmeleri yaşanıyor. Kırmızı et ve çikolatayı yazmıştım, şimdi sırada ayçiçek yağı var…
Üzerinde çok konuşulduğu halde hiçbir şey söylenmeyen kategoridir bu…
- İki yıl önce Trakya Birlik Başkanı Şafak Kırbiç’i dinleyince fiyat artışlarının devam edeceğini anlamıştım. Zira Başkan fiyatların konuşulmasından rahatsızdı ama yukarda belirttiğim fiyat şişmelerini sektör adına da savunamıyordu.
“Yağ fiyatları piyasada çok konuşulmakta ama aslında pahalı değil” diyordu. Yani döviz bazında diğer ülkelere göre ikiye katlanan raf fiyatlarımızı pahalı bulmuyordu. Üstelik tüketiciye tavsiyeleri de vardı. “Her nedense yağ fiyatları her zaman televizyonlarda yer alıyor, bu büyütülecek bir olay değildir. Bir kişinin ülkemizde yıllık yağ tüketimi 12 litre. Bunu da aylığa vurduğumuzda bir kişinin aylık tüketimi 1 litre yağ, güne böldüğümüzde ise bir kişinin günlük 1 TL bile yağ gideri yok” diyebiliyordu Başkan…
Yani üretici yerine tüketicinin maliyet hesabını yapıyordu…
Elbette zaman zaman başka görüşleri de dinliyoruz…
- Ülkemizin bu üründe dışa bağımlı olduğunu biliyoruz. Yani ihtiyacın yaklaşık yarısı iç üretimden, diğer yarısı da dışardan geliyor. Ancak dünyada tamamını ithal eden ülkelerde bile fiyat bizimkinin yarısı. Demek ki; içerdeki pahalılığın sebebi dışa bağımlılık olamaz. O zaman bu gerekçeyi geçelim.
- Farklı maliyeti olan piyasalardan tedarikte söz konusu değildir. Zira dünyanın en büyük iki üreticisi Rusya ve Ukrayna olduğuna göre bütün ithalatçı ülkelerin kullandığı kaynak hemen hemen aynıdır. Zaten diğer ithalatçı ülkeler arasındaki raf fiyatları benzerliği de bunu teyit ediyor. O zaman bizdeki şişmenin nedeni olarak bu şık da devre dışı kalmış oluyor…
- Efendim son yıllarda Trakya’da kuraklık sebebiyle verim düşmüş. Evet bu üreticinin sorunu olsa da destek vermesi tüketiciden beklenemez. İthalat bunun için yapılıyor zaten. Bölgeye devletin sulama yatırımı yapması bekleniyor, haklı bir istektir ama bu da aşırı şişmiş tüketici fiyatını izah etmez. Zira kullanılan başka kanallar mevcuttur.
- Diyelim ki; bu ürün ülkemizde hiç yetişmiyor ve tamamını dışardan alıyoruz. Raf fiyatları daha çok artar mı? Elbettehayır. Tersine düştüğünü izleriz.
Ancak bazı çevrelerin sihirli dokunuşları olmazsa…
- Zaman zaman yüzde 30-36 olan ayçiçek yağı gümrük vergileri, 4 Mart 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla sıfırlanmıştı. Fiyat artışı durdu mu?
Fiyat istikrarının sağlanması için alınmış bir karardı ama tersine stokçuların frene basması sebebiyle yok satmalar ve sonrasında da fiyat artışları sürmüştü.
Demek ki; vergi konusu da bu kadar büyük farkı azaltmıyor….
Geçtiğimiz yıl içinde de son yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile ham ayçiçek yağı ithalatında gümrük vergisi yüzde 36’dan yüzde 30’a indirildi, Karar 1 Ekim 2025’ten geçerli oldu ve Kosova’dan yapılacak ithalat ise sıfır gümrükle yapılacaktı. Raflara yansıdığını gördük mü?
Şimdi de elimizdeki son ürün bilgilerine bakalım…
- 2023/24 üretim sezonunda üretilen 1,9 milyon ton yağlık ayçiçeğinden 758 bin ton ham yağ üretimi gerçekleşti. Böylece 2023/24 üretim sezonunda Türkiye’nin 2,4 milyon ton olan toplam ayşiçek ham yağ arzının yüzde 32’si yerli üretim ile geriye kalan kısmı ise tohum ve ham yağ ithalatı ile karşılanmış oldu. İthalatımızın yüzde 95’i Rusya ve Ukrayna’dan yapılmıştır. (Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü)
- TÜİK verilerine göre 2023/24 sezonunda Rotterdam üretici fiyatı 483 $/ ton, Türkiye fiyatı ise 638 $/ ton olarak gerçekleşmiştir. Rotterdam Avrupa’nın en büyük limanı ve ticaret merkezidir. Avrupa’nın kapısı da diyebiliriz. Dolayısıyla bildirilen fiyatın kapsama alanı görülsün istedim.
Dünya üretici fiyatlarının yüzde 32 üzerinde olduğumuzu görüyoruz ama bu da yüzde 100’e yaklaşan farklı raf fiyatlarımızı açıklamaya yetmiyor.
- Bunu görmek için de değişik tarihlerde diğer ülkelerle yaptığımız market fiyat kıyaslamalarına bakalım…
Şubat 2026, 1 Litre fiyatı Sırbistan’da 1,53 Euro, Türkiye’de 3,46 Euro,
Şubat 2026, 1 Litre fiyatı K.Makedonya’da 1,56 Euro, Türkiye’de 3,59 Euro,
Aralık 2025, 5 Litre fiyatı Rusya’da 6,45 Euro, Türkiye’de 9,14 Euro,
Aralık 2025, 2 Litre fiyatı Belçika’da 3,99 Euro, Türkiye’de 7,36 Euro,
Eylül 2025, 1 Litre fiyatı İtalya’da 1,59 Euro, Türkiye’de 3,26 Euro,
Eylül 2025, 1 Litre fiyatı Macaristan’da 1,83 Euro, Türkiye’de 3,32 Euro,
Ağustos 2025, 1 Litre fiyatı Tayland’da 2,06 Dolar, Türkiye’de 3,39 Dolar,
Ağustos 2025, 1 Litre fiyatı Hollanda’da 1,48 Euro, Türkiye,de 3,00 Euro,
Temmuz 2025, 1 Litre fiyatı Kazakistan’da 1,56 Euro, Türkiye’de 3,05 Euro,
Haziran 2025, 1 Litre fiyatı Yunanistan’da 1,75 Euro, Türkiye’de 3,04 Euro,
Eylül 2024, 1 Litre fiyatı Bulgaristan’da 1,77 Euro, Türkiye’de 2,63 Euro,
Haziran 2024, 1 Litre fiyatı Macaristan’da 1,11 Euro, Türkiye’de 2,37 Euro olarak tespit etmiştik. Buna göre (2 ila 5 litreler ve dolar kıyaslaması hariç) yurtdışı fiyat ortalaması 1,57 Euro, Türkiye fiyat ortalaması 3,08 Euro olarak karşımıza çıkıyor. Euro bazında yüzde yüze varan pahalılığı normal görmek mümkün mü? Girdi maliyetleri dünyada sadece bizi mi etkilemekte?
Sonuç olarak; üreticimizin yukardaki bütün taleplerini haklı buluyorum. Ancak tüketici de raf fiyatlarına bakıyor ve tedarik zincirinde olanlara ve anlatılanlara bir anlam veremiyor. Esasında üreticiye eline geçen paranın az gelmesi, tüketicinin de raftaki fiyatı fahiş bulması çok şey anlatıyor. Tedarik zincirinin aradaki arızalı halkaları ise denetlenmeyi ve onarılmayı bekliyor!
Yoksa kuraklık, dışa bağımlılık, gümrük vergisi, verimsizlik, desteklerin yetersizliği yukardaki yüksek fiyat farklarını açıklamaya yetmiyor. Çikolata ve birçok üründe olduğu gibi haftalık geçici indirimler de algıyı değiştirebiliyor ama gerçeği değiştiremiyor…





