DÜNE BAKMA DURAĞI
Babasını kaybedince Langaza’daki çiftliğe gidiyor Mustafa, annesi ve kız kardeşiyle birlikte. Dayısı Hüseyin, çiftlikte kâhya. Kent hayatından epeyce farklı burası Mustafa için. Dayısı ava götürüyor onu da ara sıra. Bir gün avdan epeyce bir kargayla dönüyor eve Mustafa. Eti yenmez ki diyenlere – iyi ama zararlı diyip durmaz mısınız? Onun için öldürdüm. Acımadım mı? Acıdım. Ne yapsınlar. Açlık bu, o yüzden aşırıyorlar yiyeceklerimizi- diyor. Doğanın kurallarını bir bir öğreniyor dayısıyla kaldığı o çiftlikte Mustafa. Zararını bilmesine biliyor ama günlerden bir gün kanadı kırık bir yavru karga görünce koşup dayısını çağırıyor. “Gel bak nasıl da çırpınıyor. Ben bunu öldüremem.”
HACI VE AĞAÇ
“Baksana bu çaresiz dayı, aman diliyor gibi” diyerek yaralarını sarıyor karganın. Günlerce besliyor onu. İyileştiriyor. Adını Çiftlikteki Hacı’dan esinlenip Hacı koyuyor. Sabah uyanır uyanmaz onun yanında alıyor soluğu. “Hacı gel” diyince koluna konan bir kargası var artık Mustafa’nın. Derken bir sabah gün doğar doğmaz Mustafa’nın elleriyle yaptığı kulübeye uçuyor Hacı, Mustafa’yı görecek ya. Çiftliğin köpeği Kleo öldürüveriyor kargayı oracıkta; Mustafa daha gelemeden. Hacının kanatları daha iyileşemeden. Üzülüyor Mustafa diyor ki dayısına, “Dayı ben öbür gün çiftlikten ayrılacağım. Senden bir ricam var. Hacıyı gömdüğüm yere bir ağaç diksen. O’nun sevdiği ağaçlardan biri olsun ama…” Sahi biz neden bu hikâyeyi değil de karga kovalayan Mustafa hikayesini biliriz sadece.








