Gazeteciler Cemiyeti’nin 9. Köy Projesi kapsamında düzenlenen “Dijital Tekellere Karşı Gazetecilik Mücadelemiz” başlıklı söyleşi, Basın Evi’nde gerçekleşti. Söyleşide, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’nde gazetecilik mesleğinin dijital çağda karşı karşıya olduğu tehditler masaya yatırıldı, mayıs ayında düzenlenen Medya Konferansı’nın sonuç deklarasyonu çerçevesinde çözüm yolları ele alındı.
Gazeteciliğin dijital çağda karşılaştığı yeni tehditler ve çözüm yollarının tartışıldığı söyleşinin konukları Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici ve Dr. Çağrı Kaderoğlu Bulut oldu.
24 Saat Gazetesi’nden Cemre Polat’ın haberine göre; Yapay zekâ teknolojilerinin medya üzerindeki baskılarının ve olumsuz etkilerinin ele alındığı söyleşinin moderatörlüğünü ise Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci Zeynep Gürcanlı yaptı.
Faruk Bildirici: “24 Temmuz, sansüre karşı direnmenin günü”
Haber sitelerinin algoritmalar nedeniyle görünürlüğünü yitirdiği, reklam gelirlerinin büyük kısmının platformlara aktığı, gazeteciliğin sürdürülebilirliği için dijital ortamlarda da hak temelli bir yaklaşımın şart olduğu ifade edilen söyleşide, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, 24 Temmuz’un anlamına dikkat çekti.
Bildirici, “24 Temmuz, aslen gazetecilerin sansüre karşı direnmesinin günüdür. Bugün sansür memurları yok belki ama ‘Dezenformasyon Yasası’nın baskısı altında gazetecilik yapıyoruz. Sansürün bin bir türlüsü uygulanıyor. Biz de bu ortamda nasıl daha iyi gazetecilik yapılabilir diye kafa yoruyoruz” dedi.
“Yeni tür bir sömürgecilik: Ulus aşırı dijital şirketler”
Bildirici, Medya Konferansı’nın sonuç bildirgesine atıfta bulunarak dijital platformların habercilik üzerindeki kontrolünü yeni bir sömürü biçimi olarak tanımladı. Bildirici, “Gazetecilik örgütleri olarak bir araya geldik, ortak sorunlarımızı belirlemeye çalıştık. Karşımızda uluslararası medya kuruluşlarından bile daha güçlü, bütün üretimlerimize el koyan dijital platformlar var. Bu, yeni tür bir sömürgecilik. Artık insanlar haber sitelerine doğrudan gitmiyor; yapay zekâlar üzerinden bilgiye ulaşıyorlar. Bu durum, sitelerin ilan ve reklam gelirlerini tehdit ediyor” sözlerini aktardı.
Bildirici, Medya Konferansı’nda oluşturulan sonuç deklarasyonunun bu dijital dönüşümle nasıl baş edileceğine dair önemli bir yol haritası sunduğunu belirtti.
“Devlet dijital telif yasasıyla bizi korumalı”
Bildirici ayrıca dijital telif hakkı yasasının önemine dikkat çekerek, bu konuda Meclis’te yürütülen temasları da aktardı:
“Devletin bizi dijital telif yasasıyla koruması gerekiyor. Ulus aşırı platformlar bizim haber ürünlerimizi izinsizce alıyor ve yayıyor. Şeffaf değiller, denetlenemiyorlar, her şeyi kendileri belirliyorlar. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’ndan Tuncay Özkan’la bu konuyu görüştük. Gazetecilik ürünlerinin eser sayılmaması üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Bir şey çıkar mı bilmiyorum ama taleplerimizi iletmiş olduk.”
“Yapay zekâlar haber servis edecek”
Yapay zekânın habercilik sürecine etkilerine de değinen Bildirici, özellikle arama motorlarının bağımsız habercilik üzerinde kurduğu baskıya dikkat çekti.
Bildirici, “Yapay zekâ ve arama motorları, gazetecilerden topladıkları bilgileri yeniden derleyerek servis edecek. Bu durumda insanlar artık bizim ürünlerimize hiç uğramayacak. Bu, gazetecilik için büyük bir tehdit” ifadelerini kullandı.
Dr. Çağrı Kaderoğlu Bulut: “Gazetecilik, ifade özgürlüğü alanıdır”
Dr. Çağrı Kaderoğlu Bulut konuşmasında teknoloji şirketlerinin medya üzerindeki etkilerini yorumladı. Google gibi şirketlerin tüm dünyada bir otorite haline geldiğini vurgulayan Kaderoğlu Bulut, “Bu platformlar hayatımızın her alanında hâkimiyet kurmuş durumda. Küresel ölçekte haber dolaşımına yön veriyor, hangi haberin görünür olacağına karar veriyorlar. Google reklamları üzerinden haber sitelerinin trafiklerini belirliyor, reklamverenle doğrudan ilişki kurulmasını engelliyorlar” diye konuştu.
Bulut konuşmasında dijital medya çağında telif sorununa da dikkat çekerek, “En önemli sorunlardan biri telif. Bu şirketler topladıkları verilerle özel çıkar sağlıyor ama bu içerikler üzerinden gazetecilere hiçbir gelir yansımıyor. Gazetecilik, diğer mesleklerden farklı olarak bir ifade özgürlüğü alanı. Haber kamusal değer taşır. Rutin haberler ücretsiz olmalı ama özel haberlerin değeri tanınmalı” dedi.
“Gazetecilikte nitelikli eğitime ihtiyaç var”
Kaderoğlu Bulut, yakın zamanda elde edilen verilere dikkat çekti, yapay zekâ destekli haber aramalarının oranının çok yükseldiğini paylaştı. İletişim fakültelerinin sayısının artmasına karşın istihdam alanının daraldığının Altını çizen Bulut, “İstihdam bu kadar azalırken bu kadar çok iletişim fakültesi açılması maalesef durumu daha da kötüleştiriyor. Fakülte sayısını azaltıp niteliği artırmak şart” dedi.
“Yerel medya, büyük olaylarda hatırlanıyor”
Söyleşide yerel medya konusuna da değinildi. Dr. Kaderoğlu Bulut, “Deprem ve yangın gibi felaketlerde yerel medya çok kritik rol oynadı. Ancak bu bölgelerde uzun süre gazetecilik yapılamadı, hâlâ da yapılamıyor. Yerel medya güçsüz durumda” dedi.
Faruk Bildirici de yerel medyanın değerinin genellikle büyük krizlerde anlaşıldığını ifade etti. Bildirici, “Maddi gücü olan medya kuruluşları bile sahaya muhabir göndermek yerine masa başında haber yapıyor. Ancak büyük olaylar olduğunda ajansların ve yerel medyanın önemi ortaya çıkıyor. Yerel medyada üretilen haberlerin yaygın medyada isimsiz olarak kullanıldığı örnekler de çok. Yerel medya ve ajanslara destek şart” dedi.
24 Saat Gazetesi’nden Cemre Polat’ın haberine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
“Dijital Tekellere Karşı Gazetecilik Mücadelesi” Basın Evi’nde konuşuldu










