Bu konuyu seçme nedenim; “Ekonomi iyiye gidiyor” şeklinde temeli olmayan söylemlerin rahatça gündeme gelebilmesidir. Yüzde 30’lara takılı kalan enflasyona rağmen “dezenflasyon süreci”nden bahsedilmesidir. Bu konuda çok yazdığım için bugün sıra Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verisindedir.
PMI ekonomide en fazla önem verilen ve takip edilen göstergelerin başında gelir. Her ayın ilk günü açıklanması bu veriyi öncü gösterge konumuna taşır. Yani bir nevi özel sektördeki hava durumunu bildirir…
İmalat ve hizmet sektörlerindeki ekonomik eğilimleri ölçer, özel sektör şirketlerindeki üst düzey yöneticilerin aylık anket verilerine dayanır.
- 50,0 eşik değerdir, genişlemeyi de daralmayı da ifade etmez.
- 50,0 üzeri ekonomik aktivitede artışa ve sektörde genişlemeye işaret eder.
- 50,0 altı ekonomik aktivitede düşüşe ve sektörde daralmaya işaret eder.
- İmalat Sanayi PMI endeksi hesaplanırken beş temel bileşene yer verilir. Yeni siparişler (% 30), üretim (% 25), istihdam (% 20), tedarikçilerin teslim süreleri (% 15), satın alınan ürün stoku (% 10) şeklinde ankete yön verilir. Parantez içindeki oranlar dikkate alınan ağırlıklardır.
- Matematiksel formülü;
PMI = (Olumlu cevap oranı x 1) + (Değişmedi cevap oranı x 0,5) + (Olumsuz cevap oranı x 0) şeklindedir…
Olumsuz cevapların 0 ile çarpıldığı için formüle bir katkısı yoktur. Bu bakımdan sadeleştirelim…
PMI = İyiye gidiyor diyenlerin %’si + (Değişmedi diyenlerin %’si / 2)
Yani iyileşme bildirenlerin yüzdesi ile değişmediğini bildirenlerin yarısı toplanır. Örneğin; bir ayda 100 satın alma yöneticisine “yeni siparişler” durumu sorulmuş olsun.
40 yönetici; “geçen aya göre iyi” dediyse % 40,
30 yönetici “geçen aya göre değişmedi” dediyse % 30,
30 yönetici “geçen aydan daha kötü” dediyse % 30 dikkate alınır. Formülde yerine koyacak olursak; PMI= 40 + (30/2) = 55 çıkar…
Bu şekilde elde edilen 5 ayrı bileşen skoru, önceden belirlenmiş sabit ağırlıklarla (yukarıda belirttim) çarpılarak tek bir manşet PMI rakamına ulaşılır.
- Onu da ayrı bir örnekle açıklayayım. Yukarda “yeni siparişler”i bulmuştuk.
Şimdi de diğer alt endekslerin ağırlıklarını (parantez içindeki) ve örnek endeks puanlarını birlikte görelim.
Yeni siparişler (% 30) için 55, üretim (% 25) için 53, istihdam (% 20) için 48, tedarikçi teslim süreleri (% 15) için 50, stoklar (% 10) için 45 alt endeks puanları bulunmuş olsun…
Ağırlıklarla çarpınca;
Yeni siparişler 55 x 0,30 = 16,5
Üretim 53 x 0,25 = 13,25
İstihdam 48 x 0,20 = 9,6
Tedarikçi t. süresi 50 x 0,15 = 7,5
Stoklar 45 x 0,10 = 4,5
PMI = 16,5 + 13,25 + 9,6 + 7,5 + 4,5 = 51,35 çıkar.
Peki bunu nasıl okuruz?
Endeks 51,35 olarak büyümeye işaret etse de; istihdamda 48,0 ve stoklardaki 45,0 puanları daralmaya dikkat çeker. Bunun da anlamı; talep artmasına rağmen üretim artışının stokları eriterek karşılandığı ve temkinli davranılması gerektiğini ifade eder.
PMI’lar, bir sektörün (imalat, hizmet, inşaat) durumuna ilişkin gerçek zamanlı tespitler sunar. Resmi veriler ise en az üç ay gecikmeli geldiğinden, PMI anlık fotoğraf yerine geçer. Zira daha sonraki istatistikleri öngörmek ve işletmelerin planlarını ve kararlarını etkileme işlevi bulunduğundan çok değerlidir.
Örneğin Mayıs ayı küresel İmalat PMI 52,6 seviyesiyle yaklaşık 5 ayınzirvesindedir. Küresel ortalamanın üzerindeki ülkeler; Tayvan, Hollanda, İrlanda, ABD, Hindistan, Güney Kore, japonya, Birleşik Krallık, Yunanistan, İtalya, Kanada, Vietnam…
Eşik değer (50) üzerindeki ülkeler; Tayland, Çekya, Kolombiya, Avusturya, İspanya, Pakistan, Filipinler, Avustralya, Almanya…
Eşik değerin altındaki ülkeler;Türkiye, Meksika, Polonya, Myanmar, Brezilya, Kazakistan, Rusya, Romanya…
Dünyada durum buyken; ülkemizde İSO PMI verilerine göre imalat sanayinde 27 aydır süren zayıflama Haziran ayında 47,1’e gerileyerek derinleşmiştir.
Sonuç olarak; kulaktan dolma bilgilere dayanarak ekonomi hakkında fikir edinilemez. Geçenlerde yetkili bir ağızdan, “vatandaşı enflasyona ezdirmedik” cümlesini duyunca inanamadım. Zira matematik ve istatistik tersini söylüyordu. Çarşıda, pazarda gördüğümüz manzaralardan bahsetmiyorum bile…
Örneğin Haziran ayı itibariyle yıllık TÜFE % 32,11 çıktı diye bunu alt ve orta gelir grubunun enflasyonu olarak göremeyiz. Zira bu gelir gruplarının harcamalarında gıda ve konutun ağırlığı % 70 iken, TÜFE sepetindeki karşılığı % 35,84’dür (gıda % 24,44+ konut % 11,40). Üstelik haziran ayında ortalama enflasyon % 32,11 iken, Gıda ve alkolsüz içecekler enflasyonu % 35,45, konut enflasyonu % 45,14 çıkmıştır. Dolayısıyla bu iki kategorinin enflasyonu hem ortalamasının çok üstündedir hem de sepet ağırlıkları yaklaşık 2 katıdır. Bu durumda sabit gelirli ve emeklinin enflasyon karşısındaki alım gücü kaybı en küçük bir tereddüde yer bırakmaz.
Son altı aydır % 31-32 seviyesinde seyreden yıllık enflasyon oranları, “dezenflasyon sürecindeyiz” sözlerini tekzip etmiyor mu?
PMI verileri de daha kapsamlı şekilde geleceği tarif ettiğine göre geriye merak edilecek bir şey kalıyor mu?







