“Hz. Muhammed’in tasvir edildiği bir karikatürde dini değerlerin alenen aşağılandığı” gerekçesiyle LeMan dergisine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma açıldı. Soruşturma kapsamında derginin dört çalışanı gözaltına alınıp tutuklandı.
Tam da Sivas kıyımının yıldönümünde, dergideki karikatürü yanlış yorumlayıp ortalığı karıştırmak isteyenler boş durmadı. “Risale-i Nur talebesi” olduklarını söyleyen ve kendilerini “Aczmendi” diye tanıtan gerici bir grup, Fransa’daki Charlie Hebdo olayını çağrıştırırcasına LeMan’ın Beyoğlu’ndaki binasına saldırmaya kalktı. IŞİD militanlarını andıran uzun saç ve sakalları; sarıklı, cüppeli giyimleri ve ellerinde sopalarıyla Taksim’deki dergi bürosu önünde toplanan güruh, “Kahrolsun Kemalistler, Yaşasın Şeriat!” diye bağırarak çevrede terör estirdi. Grubun elebaşısı ise kameralar önünde, “Kemalistlerin sonu geldi. Kemalistleri Allah’ın izniyle bu topraklardan sileceğiz. Kemalist köpekler tek tek hesap verecek!” diyerek Atatürkçüleri tehdit ve tahrik etti. Güvenlik güçleri bu sapkınları izledi ama kimseyi gözaltına almadı. Çünkü onların cumhuriyetçilere, laiklere özgürce sövme hakları vardı! Ama saldırganlara tepki gösteren akademisyen Aslı Aydemir hemen gözaltına alınıp tutuklandı!
* * *
LeMan’a düzenlenen operasyon sırasında gözaltına alınanlar arasında derginin “müessese müdürü” de vardı! 70 yıla yakın basın dünyasının içindeyim. Çok iktidarlar, hükümetler, darbeler gördüm ama böylesini ilk kez duyuyordum! İdari görevlilerin yayın sorumlulukları yoktur; onlar bir yayını ancak basıldıktan sonra görürler. İçerikle ilgili bir konudan dolayı “müessese müdürü”nün tutuklanması, AKP’nin yeni yargı düzeninin “ileri demokrasi”mize bir armağanı olmalı! Öyle anlaşılıyor ki bu olağanüstü önlemler de muhalif yayınları susturmaya yetmezse sıra herhalde okurların tutuklanmasına gelecek!
Olayın bir başka dehşet verici yanı da LeMan dergisi çalışanlarının gözaltına alınış biçimi! Şu fotoğrafa bakıp da utanmamak olanaklı mı? Yere yatırılıp ters kelepçe takılan insanlar uyuşturucu baronları ya da terör örgütü üyeleri değil, yasal bir yayın organının emekçileri! Utanın yahu!

LeMan dergisi çalışanları gözaltına böyle alındı!
* * *
Din, diyanet, türban vb. sözkonusu olduğunda “kutsallarımıza dokunamazsınız!” diye ortalığı ayağa kaldıran siyasal İslamcılar, başkalarının kutsalları konusunda son derece duyarsızdırlar. İkide bir “ortak değerlere saygı”dan söz edenlere sormak gerekir: İyi, güzel de Cumhuriyet hepimizin ortak değeri değil mi? Öyleyse önüne gelen, bu ülkenin kurucu önderine ve değerlerine nasıl bu denli pervasızca saldırabiliyor? Saldıranlar neden cezalandırılmıyor? AKP’den vazgeçtik, milliyetçiliği kimselere bırakmayan iktidar ortağı MHP bile böyle durumlarda neden dut yemiş bülbüle dönüyor?
* * *
Son günlerde bir “Yeliz vakası” yaşandı bu ülkede. Bir dönem Erdoğan kontenjanından Meclis’e giren bu adam, durduk yerde “Kanlı 1923 darbesiyle hesaplaşmak”tan söz etmeye başladı. Ne bir “Cumhuriyet Savcısı” ifadeye çağırdı onu ne de AKP kendi içinde disiplin soruşturması başlattı. MHP ise Cumhuriyeti aşağılayan bu densiz adam karşısında yine susmayı yeğledi.
Savcılar olur olmaz konularda “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla insanları gözaltına alıyor. Oysa bakıyoruz, böyle durumlarda o paylaşımlardan dolayı kimse tahrik olup sokağa çıkmış değil! Demek ki suçlamaların nesnel bir dayanağı yok! Oysa Aczmendi yobazlarının ve Yeliz denen eski AKP’li milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın açıklamalarından aşırı derecede tahrik olan milyonlarca yurttaşımız var! O halde Cumhuriyeti ve anayasal düzeni korumakla görevli Cumhuriyet Savcıları, bu provokatörler için yasaları neden işletmiyorlar?
Adalet Bakanı ağzını her açtığında “Türk yargısı bağımsız ve tarafsızdır” diyor… Öyleyse ne duruyor savcılar? Talimat beklemeden gereğini yapsalar ya!
Bu arada bir görev de Meclis’e düşüyor: “Yeliz” denen Cumhuriyet düşmanı eski vekilin yasama organındaki özlük hakları askıya alınmalı ve halkın kesesinden emekli maaşı alması engellenmeli!
* * *
OKURDAN
Triyaj Üstüne
Merhaba Sayın Aşut,
“Triyaj” sözcüğü madencilikte de kullanılan bir terim. Anlamı, “ayırma”. Örneğin bir mineral zenginleştirme tesisinde, kırıcı öncesinde, taşıma (konveyör) bandı kenarında duran işçiler, önlerinde ilerleyen banttaki değerli olmayan ve fiziksel özellikleri (renk, şekil, parlaklık vb. açılardan) farklı olan malzemeleri (yan taş, gang) elleriyle alıp kenara koyabilir. Bu işleme triyaj denir. (Ayırma yöntemine de “tavuklama” yöntemi denir. Elle olması şart değil. Gelişen teknoloji ile otomatik tavuklama da yapılabilmekte.)
Maden Mühendisleri Odası’nda yapılan bir çalışmayı TDK, 1979 yılında “Madencilik Terimleri Kılavuzu” adıyla yayımlamıştı. Bu kılavuzda “triyaj bantı” teriminin Türkçe karşılığı olarak “ayırma kayışı” yazılmış.
Bilgilerinize sunar, esenlikler dilerim.
Saygılarımla.
Mehmet KAYADELEN (Maden Mühendisi)










