Resmî kurumlarca açıklanan enflasyon verileri genel bir ortalamayı yansıtsa da; bireylerin harcama alışkanlıkları, gelir düzeyleri ve yaşam tarzları birbirinden farklı olduğu için kişisel enflasyon oranları büyük değişiklik gösterir. Aynı gelire sahip bireylerin enflasyonu da birbirine yakın çıkar. Ancak ülkede enflasyon yüksekse; bunun yanında dar gelirlinin harcamaları içinde büyük yer tutan (ağırlığı fazla olan) kategorilerin enflasyonu da ortalamanın üzerinde ise bu grubun enflasyonu (TÜFE) daha yüksek yaşaması kaçınılmazdır.
Her ay TÜİK tarafından açıklanan TÜFE’yi, sepet ağırlıklarını, grupların yıllık fiyat artış oranlarını ve grupların enflasyona katkısını aynen alalım ve Haziran 2026 ayına ait tablo üzerinden izleyelim.
| Harcama Grubu | Sepetteki Ağırlık % | Grup Fiyat Artış % | Enflasyona Katkı % |
| Gıda ve alkolsüz içecekler | 24,44 | 35,45 | 8,66 |
| Konut, su, elektrik, gaz | 11,40 | 45,14 | 5,15 |
| Ulaştırma | 16,62 | 31,15 | 5,18 |
| Lokanta ve oteller | 11,13 | 31,61 | 3,52 |
| Mobilya, ev aletleri | 7,92 | 22,32 | 1,77 |
| Giyim ve ayakkabı | 7,90 | 14,18 | 1,12 |
| Eğlence ve kültür | 4,34 | 25,39 | 1,10 |
| Sağlık | 2,79 | 33,62 | 0,94 |
| Haberleşme | 3,10 | 25,57 | 0,79 |
| Eğitim | 2,02 | 46,10 | 0,93 |
| Alkollü içecekler | 2,75 | 34,15 | 0,94 |
| Sigorta ve finansal hizmetler | 1,07 | 28,07 | 0,30 |
| 100,00 | TÜFE | 32,11 |
- Bu tablo üzerinde, harcama gruplarının TÜFE’ye etkisinin (enflasyona katkısının) nasıl hesaplandığını görelim…
Grup etkisi = Ağırlık x Yıllık fiyat artışı / 100
Burada, Haziran ayı Ulaştırma harcama grubunu örnek alalım ve formüle yerleştirelim.
Grup etkisi = 16,62 x 31,15 / 100 = 5,18
Tüm grupların katkıları bu şekilde bulunduktan sonra toplanır ve o ayın (Haziran) yıllık enflasyonuna ulaşılır.
Buraya kadarı ülkemizin ortalama enflasyonudur (TÜFE). Ancak birçok kişinin seslendirdiği gibi bu oran alt gelir grubunun enflasyonunu yansıtmaz.
Ben diyorum ki; yukardaki gerçek tablo üzerinden Haziran ayının % 32,11’lik enflasyonuna etki eden sepet ağırlıklarını değiştirirsek (bilinen gerekçelerle), bu grubun yaşadığı enflasyona yaklaşabiliriz. Şimdi de o uygun bulduğumuz yeni ağırlıkları tespit edelim:
Alt gelir grubunun sepetteki gerçek gıda ağırlığını % 24,44 yerine asgari % 40,00 alıyoruz. Konut ağırlığını % 11,40 değil asgari % 25,87, Ulaştırma ağırlığını % 16,62 yerine % 14,62, Lokanta ve otel ağırlığını % 11,13 değil en fazla % 1,13, Mobilya ağırlığını % 7,92 yerine % 2,92, Giyim ağırlığını % 7,90 yerine % 2,90, Çeşitli mal ve hizmet ağırlığını % 4,49 yerine % 2,49 alıyoruz. Eğlence ve kültüre bütçe ayırma imkanı hiç olmadığı için bu ağırlığı % 4,34 yerine % 1,34 alıyoruz, Sağlık ağırlığını % 2,79 olarak aynen bırakıyoruz. Haberleşme ağırlığını % 3.10 yerine % 2,10 alıyor, Eğitim ağırlığını % 2,02 olarak aynen bırakıyoruz. Alkol ağırlığını % 2,75 yerine % 0,75 alıyor, Sigorta ve finansal hizmetler ağırlığını % 1,07 olarak aynen bırakıyoruz. Toplamı 100 olan yeni ağırlıkların yukardaki formül yardımıyla tek tek hesaplanması durumunda da değişen enflasyona katkı oranlarını buluyoruz. Son olarak; 13 katkı rakamını toplayarak dar gelirlinin tahmini ortalama enflasyonuna ulaşıyoruz. O zaman aynı sırayla toplayalım…
14,18+11,68+4,55+0,36+0,65+0,41+0,57+0,34+0,94+0,54+0,93+0,26+0,30 = 35,71
Ağırlıklar değişince, % 32,11 olan yıllık TÜFE’nin, nasıl % 35,71’e çıkabildiğini göstermek istedim. Fark 3,6 puandır ve önemsenmelidir. Zira ekonomiyi yönetenlerin, “vatandaşı enflasyona ezdirmedik” sözünün temelinde resmi enflasyon vardır. Ancak enflasyonu farklı yaşayan geniş halk kitlelerinden gelen itirazın temelinde de, enflasyondan başka bir şey olan hayat pahalılığı bulunmaktadır. İşte ağırlıklara etki eden gelir seviyelerini işin içine dahil etmemizin sebebi de budur. Eğer benzer çalışmalar yapılmazsa, enflasyon düşürülse bile hayat pahalılığı baki kalır. Üstelik gerçek satın alma gücü de hiçbir zaman ölçülemez. Bu durumda da dış güçlerin (IMF, Dünya Bankası), sadece fiyat seviyelerini esas alarak uydurduğu SAGP (Satın Alma Gücü Paritesi) sıralamasını kabullenmek zorunda kalırız.
Sonuç olarak; düşük gelirli haneler, harcamalarının çok büyük bir kısmını gıda, konut ve temel ihtiyaçları için harcarlar. Eğer bir de gıda ve konut enflasyonu genel enflasyonun (TÜFE) üzerindeyse (% 35,45 ve % 45,14), alt gelir grubunun yaşadığı enflasyon üst gelir grubuna göre daha yüksek çıkar.
Gelir artmadıkça sinema ve tiyatroya gitmek, dışarda yemek ve tatile çıkmak dar gelirli için hemen hemen yok hükmündedir. Bunun için yukarda bu harcama ağırlıklarını değiştirdim ve hiç de azımsanmayacak fark çıktığını göstermeye çalıştım. Elbette bunlar benim tahminlerimdir ve başka görüşlere göre aşağı ve yukarı bir miktar oynayabilir. Burada anlatmak istediğim; gerçeğe yakın ağırlıklar alındığında tablonun ne kadar değişebileceğidir…
TÜİK, resmi enflasyonu hesaplarken uluslararası standartlara uygun olarak Zincirleme Laspeyres Endeksi formülünü kullanıyor. Ancak TÜFE hesabında fiyatları ve kaynaklarını bilmiyoruz. Bu bakımdan aynen alıp kabul ediyoruz. Ve sadece ağırlıklar üzerinden gerçeğe yaklaştıkça, muhtemel değişimin ne olabileceğini görüyoruz.
Bunun yanında, aynı formülle perakende şirketlerde sıfır hata ile enflasyonun nasıl hesap edilebileceğini birkaç hafta içinde bilgilerinize sunacağım…










