Savaş başlar başlamaz; henüz mart ayı başında olacakları tahmin ettiğim için “Savaş öncesine ait ekonomik tablo” başlıklı bir yazıyı uygun bulmuştum.
Daha sonra siyasetin içinden de benzer sesler gelmeye başladı…
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “’Savaş çıktı, mazot arttı, o yüzden enflasyon düşmüyor’ diyecekler” açıklamasından hemen sonra bir başka açıklama daha geldi…
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bu sene de çok iyi başladık, maalesef savaş önemli belirsizlik kaynağı, enflasyon ve cari açık etkisi olacak. Dış şokla karşı karşıyayız” dedi…
Bu durumda bize de savaştan önceki verileri daha detaylı yorumlamak düştü…
- Önce yine Şimşek’in “Uygulanan dezenflasyon programı sonuç verdi” beyanının gerçekliğine bakalım. Dezenflasyon, “enflasyon oranının zaman içinde azalması” olduğuna göre savaş öncesine ait 4 ayın oranlarına göz atalım.
TÜFE yıllık, Kasım’da % 31,07, Aralık’da % 30,89, Ocak’ta % 30,65, Şubat’ta % 31,53 şeklinde devam edip gidiyordu. Burada dezenflasyondan bahsedilemeyeceği gibi savaştan önceki son ayda 1 puan da artış vardı.
- Dünyada gıda enflasyonu düşerken, bizim gıda ve alkolsüz içecekler grubunun enflasyonu Ocak’ta % 6,59, Şubat’ta % 6,90 çıkmıştı. Bu 2 aydaki toplam % 13,5 oranına küresel genişlikte rastlayabilmek kolay değildir.
- Cari açık, Ocak’ta 7 milyar dolar, Şubat’ta 7,5 milyar dolar değil miydi?
- Politika faizi, Ocak ayında % 38’den, % 37’ye inmişti. Yılın ikinci faiz kararı 12 Mart’ta açıklandı ve oran % 37’de sabit bırakıldı. Burada da savaş etkisi yok. Çünkü zaten Ocak ile Şubat arasındaki 1 puan fazlalık (yıllık enflasyon), savaştan bağımsız olarak TCMB’nin faizi en azından sabit bırakmasını gerektiriyordu.
- 2026 Ocak-Şubat aylarında, CDS’nin en düşük seviyesi 5 Ocak tarihinde 203 baz puan olarak gerçekleşti. 200 baz puan Türkiye’nin önceki seviyelerine göre makul sayılsa da, gelişmiş ülke CDS’lerine göre yüksek bir risk primine işaret eder. Örneğin, 100 dolarlık tahvilin CDS’i 200 baz puan civarında ise 2 dolar da sigorta bedeli eklenecek demektir. Dolar bazında % 2 yüksektir ve borçlanma maliyetini artırmaya devam eder.
- İstihdam oranı, toplam istihdam edilen kişi sayısının, çalışma çağındaki toplam nüfusa bölünmesi ile bulunur. Bu oran, ülkenin refah düzeyini göstermesi bakımından çok önemlidir. Savaş öncesine ait istihdam oranımız % 49 iken, üyesi olduğumuz OECD ülkelerinin ortalama istihdam oranı % 70,3’dü. Bu oranımız OECD ülkeleri içindeki en düşük orandır.
- Ocak 2026 itibariyle geniş tanımlı işsizlik oranımız % 29,9 iken, işsiz sayımız 12 milyondu. AB ortalaması % 12 olup, aradaki fark 2,5 kattır.
- Dünyada % 30’un üzerinde çok az ülke vardır (Güney Afrika, Cibuti, Bostvana, Esvatini gibi).
- Şimdi de gösterge niteliğindeki TCMB kurlarına bakalım…
Dolar kuru 2 Ocak’ta 42,88 TL iken; % 1,23 artışla 2 Şubat’ta 43,41 TL, buradan % 1,08 artışla 2 Mart’ta 43,88 TL, buradan % 1,20 artışla da 2 Nisan’da 44,41 TL olmuş. Görüleceği üzere savaş etkisi yok…
Euro kuru 2 Ocak’ta 50,29 TL iken; % 2,36 artışla (henüz savaş yok) 2 Şubat’ta 51,48 TL, buradan % 0,02 azalışla 2 Mart’ta 51,47 TL (hemen hemenaynı), buradan % 0,56 azalışla 2 Nisan’da 51,18 TL olmuş. Yani adeta savaş TL’ye yaramış…
- “Kuru tutmak için döviz satılıyor, rezervler azalıyor” diyebilecekler için de toplam rezervlere baktım. 27 Şubat 2026 tarihinde, TCMB toplam brüt rezervleri 210 milyar dolar iken, 10 Nisan 2026 tarihinde 171 milyar dolar olmuş. Rezervlerde azalış oranı % 18. Bu dalgalanma alışık olmadığımız bir şey değil. Zira 2025 yılı içinde de % 12 düşüş olmuştu. 14 Şubat 2025 tarihinde 173 milyar dolar iken, 30 Mayıs 2025 tarihinde 153 milyar dolara düşüş yaşanmıştı.
- Türk- İş’in Şubat 2026 için açıkladığı, dört kişilik ailenin açlık sınırı 32.365 TL idi. Bunun sadece gıda harcaması tutarı olduğunu not edelim. Gıda ile birlikte diğer tüm harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) 105.425 TL’dir. Artık asgari ücretliyi (28.075 TL), emekliyi (ortalama 28.000 TL), hatta ortalama gelirliyi (40.000 TL civarı) henüz savaş şartları etkilemeden önceki tablo buydu…
- İmalat sanayinin öncü göstergesi olan PMI verileri uzun süredir eşik değer olan 50’nin altındaydı…
- Tüketici Güven Endeksi (TGE), çok uzun zamandır eşik değer olan 100’ün altındaydı….
- Mart 2026 sonu itibariyle ‘takipteki kredi alacakları’ 666,7 milyar TL’ye ulaşarak bir yılda yaklaşık ikiye katlanmıştır. Bu veri de bankaların 90 günden uzun süre tahsil edemediği kredileri ifade ettiğinden savaşla ilgisi yoktur.
Nedeni yüksek enflasyon, reel gelirlerin düşmesi, borçla yaşama mecburiyetinin kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarını artırmasıdır. Kurumsal kredi kartı borçlarında ise daha çok küçük işletmeler tarafında yoğunlaşma görülüyor.
Sonuç olarak; elbette başlıktaki soru ve cevapları bizim ülkemize özeldir.
Zira Şubat 2026’da savaş halinde olan ülkelerden; Ukrayna’nın enflasyonu % 7,6, Rusya’nın enflasyonu % 5,9 (aylık değil yıllık), İsrail’in % 2, İran’ın % 68,1 olup, İran Çalışma Bakanı Ahmet Meydani, asgari ücrete de % 60 zam yaptıklarını açıkladı. (Euronews).
Elbette savaş şartları bütün dünyayı olumsuz etkileyecektir. Ancak kime ne kadar yansıyacağı önemlidir. Örneğin bizde en fazla sorun yaşaması muhtemel sektör turizm olacaktır. Tekstil sektörü zaten sıkıntıdaydı, biraz daha üzebilir.
Savaşın, kırılganlıkları fazla olan ülkelerin ekonomilerini daha fazla etkileyeceği bir gerçektir ama bunun sebebi de savaş öncesindeki düşük performanslarıdır.











