Ömer Seyfettin’in Kaşağı adlı öyküsünü çoğumuz okumuşuz. Bir zamanlar ortaokul Türkçe ders kitaplarının ilk okuma parçası Kaşağı olurdu. Öyküde, iftira atma en ince ayrıntılara kadar anlatılır. Çocuk yaşlardaki okuyucuları müthiş etkilerdi. Yaşamımda bunca yıla karşın unutamadığım bir öyküdür Kaşağı. Ne zaman “iftiracı” sözünü duysam bu öykü aklıma gelir. Öyküde, bir çocuğun kaşağıyı kendisi kırdığı halde dayak yememek için suçu başkasına atması vardır. Sonra sonra suç, vicdanında büyür de büyür! Gece uyuyamaz, düşlerini böler. Bu suçluluk çocuğun temiz yüreğine bir hançer gibi saplanır, aklına geldikçe kanatır!
“İftiracı” sözcüğü şimdilerde havalarda uçuşuyor. İftiracıların sayısı belli değil. İftirasız adım atılmıyor! Yaşamın her alanında iftira! Yakalanınca da savunma hazır: “Yanlış anlaşıldım!” Bugün söylenen yarın yalanlanıyor.
İftira, en sinsi, en acımasız, en alçak bir saldırıdır.
İçte de, dışta da iftira! Irak, bir iftira sonrasında ABD tarafından işgal edilip, ülkenin altı üstüne getirilip, bir milyondan fazla kişi öldürülmedi mi? Suriye’nin yıkımına aynı yoldan gidilmedi mi?
Siz hiç Atatürk’ün, İnönü’nün bir iftirasını duydunuz mu? Ancak onlara da türlü iftira atıldı. İftiracılar işi, Atatürk’ün ‘’sünnetsiz olduğu’’ düzeyine düşürdüler! S.A. adlı kadın gazeteci (!), çok kesin konuşuyordu: “Atatürk’ün sünnetsiz olduğunu hepimiz biliyoruz!” İsmet Paşa’ya “asker kaçağı” yakıştırması yapmadılar mı? Kişilikleri zayıf olanlar iftiraya sarılır. Söyleyecek sözü olmayanların işidir bütün bunlar.
1955 yılının 6/7 Eylül günleri yakın tarihimizin en kara sayfasından biridir. İstanbul’un önemli bir bölümü yakılır, yıkılır, yağmalanır! Suçu Aziz Nesin’e yıkarlar iyi mi? Bir benzer iftira örneği de, yapımı 23 yıl süren İstanbul Taksim’deki Kültür Sarayı’nın açılışından aylar sonra,28 Kasım 1970 günü, kültür düşmanlarınca yakılması oldu. Her zaman olduğu gibi sanık diye yakalananlar kültürü savunanlardan seçildi!
Ergenekon, Balyoz vb. davalar ne idi? Baştan aşağı iftira. Açılan kimi davaların içeriği ortaya çıkınca toplumdan şu sesler yükseliyor: “Bu iddianame değil, iftiraname!” Şimdilerdeki çoğu iftiralar toplum tarafından nefretle karşılanıyor, yapılan çirkinlikler ters tepiyor. Bizim avunmamız da bu.
İftirası kesinleşenlere törenle, birer Kaşağı kitabı verilmeli, okuyup özetlemeleri istenmeli.







