Satın alma gücü paritesi (4)

Satın alma gücü paritesi (SAGP), uluslararası finans literatürünün en tartışmalı konusu olmayı sürdürüyor. Ancak diğer yandan da sanki doğruluğu kesinleşmiş gibi Dünya Bankası ve IMF tarafından ülkelerin kişibaşı gelir hesaplarında araç olarak kullanılmaya devam ediyor. Bunun tuhaflığını çok fazla yazıda gerekçeli olarak dile getirdim. Bu aşamadan sonra da bazı akademisyenlerin birim kök testleri sonuçlarından özetler sunarak yorumlamaya devam edeceğim.

Bir ekonomide iktisadi birimlerin mevcut gelirleriyle satın alabilecekleri mal ve hizmet miktarı satın alma gücü olarak ifade edilmektedir. Satın alma gücünün yükselmesi ekonomik anlamda bireylerin refah düzeyinin arttığının işaretidir. Bu yüzden SAGP ülkeler arasında refah düzeylerinin karşılaştırılmasında kullanılan değişkenlerden biridir. Benzer şekilde kullanılan diğer değişken ise reel kişi başı gelir düzeyi olarak tanımlanmaktadır. Bunun artması da refah düzeyinin yükseldiği anlamına gelir. Sonuç olarak iki değişken de refah düzeyi göstergesidir. Ve teorik olarak biri artıyorsa diğerinin de artması, düşüyorsa diğerinin de düşmesi beklenir. Bu bağlamda Türkiye’de 2000-2016 yılları arasında SAGP ile kişi başına Reel GSYH değerleri karşılaştırılmak istenmiş, bu iki değişken arasında bir ilişki olup olamadığını sınamak amacıyla Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Çıkan sonuçlara göre; teorik beklentilerin aksine incelenen dönem için Türkiye’de SAGP ile Reel GSYH arasında bir nedensellik ilişkisi bulunamamıştır. Bunun nedeni, toplam gelirden kişi başına düşen gelirin hesaplandığı gibi çıkmadığı gerçeği olabilir.

(Kaynak: Yrd. Doç. Rıdvan Karacan – Kocaeli Üniversitesi).

Nitekim bu çalışmanın kapsadığı zaman diliminden hemen sonra, 2017 yılında 10 bin 597 dolar olan kayıtlı kişi başı gelirimizin 2018 yılında 9 bin 632 dolara indiğini, buna karşılık SAGP’ye göre 2017’de 27 bin 878 dolar olan sanal gelirimizin 2018’de 28 bin 815 dolara yükseldiğini yazmış ve şaşkınlığımı belirtmiştim. Çünkü bu 2 senede yaşananların refah artışı ile nasıl bir ilişkisi olabilirdi?

Gelirler reel olarak azalmış, tasarruf potansiyeli düşmüş, yüksek enflasyon ekonominin enerjisini boşaltmış ama SAGP marifetiyle kişibaşı gelir (refah düzeyi) artmış görünüyordu!

SAGP teorisi, dünyada benzer malların benzer fiyatlardan satılması ilkesini (Tek Fiyat Kanunu) temel alır. Bir malın fiyatı ortak bir paraya çevrildiğinde bütün dünyada eşittir. Bir başka ifadeyle, bir birim ulusal para dünyanın her bölgesinde aynı satın alma gücüne sahiptir. Bu Mutlak SAGP teorisidir.

Biz bunun ne kadar gerçek olduğunu temel ihtiyaç alışverişleriyle test ettik…

“İki ülkede iki alışveriş” yazı serilerinde ele aldığımız aynı ürünlerin onlarca karşılaştırmalı alışverişinde; TL’nin 1 birim ulusal para olarak, dolar, euro, Kanada doları, Avustralya doları, frank ve sterlin karşısında aynı satın alma gücüne sahip olamadığını gördük. Üstelik bu örnekler arasında bazen 1 sene, bazen de 2 sene arayla aynı alışverişi aynı birim ulusal parayla yapabilen ülkeleri de izledik. Bizimkini söylemeye gerek olmadığını zannediyorum…

Nispi SAGP teorisinde ise, nominal döviz kurlarındaki değişmeler enflasyon farklılıklarını yansıtmaktadır. (Doğanlar ve Özmen, 2000: 112).

Bursa Teknik Üniversitesi (Dr. Cevat Bilgin, İTBF) tarafından, yukardaki iki SAGP yaklaşımı, 1986-2017 dönemi çeyrek yıllık verileriyle Türkiye için zaman serisi uygulamaları yapılarak ele alınmıştır. Adı geçen alt dönemlerde mutlak anlamda SAGP için kanıt bulunamazken, nispi SAGP’nin varlığına ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.

Tek fiyat kanunu, çok sayıdaki mal ve ağırlıklara dayalı fiyat endekslerine uymayabilir. İstatistiklerde, her ülkenin enflasyon oranını doğru biçimde hesaplamak için en uygun olan ağırlıklar kullanılır. Bu da ülkeler arasında farklılıklar doğurur. Yine mallarda önemli kalite farklılıkları bulunması yanında, ülkeler arasında fiyat eşitliğini önleyecek pek çok yapay engeller vardır. Bunun gibi her ülkede önemli bir mal ve hizmet grubu fiyat endekslerinin kapsamına girmekle birlikte uluslararası ticarete konu olmamaktadır. Bunların fiyatları da farklılıklar göstermektedir. Bütün bu sayılanlar ülkeler arasında fiyat endekslerinin karşılaştırılabilme özelliğini sınırlamaktadır (Dornbusch, 1985).

Bir mal ne kadar homojen ise tek fiyat kanunu o mal için o kadar geçerlidir. Altın, döviz, buğday, ham petrol gibi. Ticaret dışı malların fiyatları değiştikçe fiyat endeksleri değişir, fakat döviz kurlarında bir değişme olmayabilir. Çünkü bunların fiyatlarındaki değişme dış ticaret akımını ve döviz arz ve talebini etkilemez. SAGP daha çok nispi anlamda ele alınsa da uluslararası kişi başı gelir karşılaştırmalarında mutlak satın alma gücü yaklaşımından hareket edildiği görülmektedir. İşte benim süregelen itirazımın dayanak noktası da budur. Ayrıca reel döviz kurunun sabit kalmasını varsaymak, rekabet gücünü sabit varsaymaktır. Bu ne derece gerçekçi bir varsayımdır?

Petrol şokları, tasarruf ve yatırım eğilimlerindeki değişimler gözlendiğinde rekabet gücü ne derece sabit kalabilir?

Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalında tamamlanan, “Gelişen Piyasa Ekonomilerinde Uluslararası Parite Koşulları ve Piyasa Etkinliği” isimli doktora tezinden Yrd. Doç. Faruk Mike’nin türettiği çalışma:

SAGP modeli için 2003- 2015 yılları arasında, çeyreklik ve yıllık dönemler itibariyle zaman serisi ve panel veri analizlerine yer verilmiştir.

  • Geleneksel birim kök testlerine göre, 15 gelişen ülke için SAGP genel olarak geçerli bulunmamıştır. Yapısal kırılmaların dikkate alınması durumunda bile 12 ülke için geçerli olmadığı görülmüştür.
  • Gelişen piyasa ekonomileri sahip oldukları yapısal problemler nedeniyle makroekonomik performanslarını beklendiği ölçüde gerçekleştirememektedir. Teknoloji düzeyinin yetersiz olması, hammadde kullanımında dışa bağımlılık, ekonomik ve siyasi risklerin bu ülkelerin büyüme süreçleri önündeki en önemli engeller olduğu söylenebilir. Küresel rekabetin zorunlu bileşenleri haline gelen bu faktörler, ülkelerin ihracat gelirlerinin yeterince artış gösterememesindeki en önemli neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum gelişmiş ülkelerden yönelen ithalat girdilerinin yoğunluk kazanması dış ticaret açıklarını beraberinde getirmektedir. İthal girdilere bağımlı olan gelişen piyasa ekonomilerinde; bu nedenle döviz kuru ve fiyat düzeyleri arasında mutlak bir ilişkinin sağlanması oldukça zor görülmektedir.

SAGP teorisinin geçerliliğindeki en önemli şart, karşılaştırma yapılan ülkeler arasındaki fiyat endekslerinin aynı bazda olmasıdır. Fiyat seviyelerini (toptan eşya fiyat endeksi ve tüketici fiyat endeksi) oluşturan mal çeşitlerinin farklılığı arttıkça, ele alınan ülkeler arasında sağlıklı karşılaştırma yapma olanağı ortadan kalkmaktadır (Karluk, 1991: 639).

SAGP tutarsızlığının sebeplerini özetleyelim:

  • Fiyat endekslerinin ülkeler arasında içerik ve ağırlık bakımından farklılıklar göstermesi,
  • Taşıma maliyetleri, tarifeler, kotalar, gümrük vergisi farklılıkları,
  • Ticareti yapılmayan malların endeks kapsamı dışında tutulması,
  • Ülkeler arasında verimlilik farkları,
  • Ülkeler arasında kalite seviyesi farkları,
  • Ülkeler arasında gelir seviyesi farkları,
  • Gelişmekte olan ülkelerin yurtiçi fiyatlarının sürekli şoklardan etkilenmesi,
  • Gelişmekte olan ülkelerde teknoloji düzeyinin yetersiz olması,
  • Gelişmekte olan ülkelerin hammadde kullanımında dışa bağımlı olmaları,
  • Ekonomik ve siyasi risklerde büyük farklar yaşanması.

Daha ne olsun?

Sonuçta; düşük fiyat seviyesinin nedeni düşük gelir seviyesidir. Buradan satın alma gücü artışı çıkmaz. Tam tersine reel gelirin azalmasıyla tüketim sepetindeki miktar da azalır. Yani satın alma gücü düşer.

Öne Çıkanlar

Gross Market Modeli Nereye Koşuyor?

Altı yıl önce bu formatın gücünü nereden aldığını ve...

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

Gündemden

Gross Market Modeli Nereye Koşuyor?

Altı yıl önce bu formatın gücünü nereden aldığını ve...

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

“Abbas Yolcu” alarmı… (3)

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani...

“Zincir Market Alışveriş Alışkanlıkları”

MindStation Ajansı’nın 29 ilde gerçekleştirdiği bir rapor önüme gelince;...

Aydınlık bir sabah

Ajans Bizim / Safa Tekeli - Atatürk, 28 Ekim...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img