Yapışkan Enflasyon

Yapışkan enflasyon, inatçı bir şekilde yüksek enflasyonun devam etmesidir. Tüketici fiyatlarındaki sık artışların sürdürdüğü kronikleşmiş bir durumdur. Şu anda yaşadığımız da budur…

Bu durumun birkaç görünmez yüzü vardır. Eğer tüketici geleceğe dair yüksek enflasyonun devamını bekliyorsa onu düşürmek zordur. Burada da en doğru örnek ülkemizde talebin bir türlü düşürülememesidir. Zira sadece sabit gelirlilerin ücret artışlarını sınırlı tutarak enflasyonu durduramazsınız. Bu en fazla talep enflasyonunu frenler. Peki maliyet enflasyonu ne olacak?

Üstelik bunu destekleyen husus, perakendeci tarafındaki spekülatif alım ve fiyatlamadaki bozulma olabilir.

Batı ülkelerinde tek haneli enflasyon oranları düşmesine rağmen, bunun yetersiz olduğu görüşü ile yapışkan olması dert edilmektedir. Bizde ise en şiddetlisi 8 ay gibi uzun bir süre kalıcı olmasına rağmen dezenflasyon sürecinin devam ettiği algısı yaratılmaktadır. Oysa Temmuz- Ekim arasındaki 4 ay yıllık enflasyon yüzde 32-33 seviyelerinde, Kasım- Şubat arasındaki 4 ayda ise yüzde 30-31 seviyelerinde kalmıştır. Malum olduğu üzere bu seviyede bir iki puanlık dalgalanmalar dezenflasyon işareti olarak değerlendirilemez.

Hatta hal böyleyken bir sene sonrası için yüzde 16 gibi düşük bir enflasyon oranını göstermek; tüketici güvenini ve beklentilerini bozmakta, onlar da bir yıl sonrası için 2-3 katını baz almaktalar. O zaman da beklentileri düşürmeden enflasyonu düşürmek mümkün olamamaktadır. İşte henüz üçüncü ayın içindeyiz ve geçen ay Mehmet Şimşek Londra görüşmelerinde yüzde 16’yı yüzde 19 yapmıştı. Yani tahmin daha yılın başında yukarı doğru yüzde 18 revize edilmiş oldu. Geriye de yılın kalan kısmında daha kaçar puanlık revizelerin geleceğini tahmin etmek kaldı. Bu şekilde beklentileri düzeltmek kolay olmaz.  

Halk arasında yanlış anlaşıldığı üzere düşen enflasyon, fiyatlarda düşüş demek değildir. Sadece fiyatlar genel düzeyindeki artış hızının yavaşlamasıdır. Hatta enflasyon oranı sıfırlansa dahi fiyatlar çıktığı tepe noktada aynen kalacak demektir. Örneğin tereyağı kilogram fiyatı 800 TL iken fiyat artışı dursa, eğer gelirler artmıyorsa satınalma gücü de artmayacak, enflasyonun yıkıcı etkisi de sürecektir. Yani yüzde 32 olan bir enflasyonun 6 ay sonra yüzde 28’e düşmesi bile yapışkan özelliğini ortadan kaldırmaz.  

Yapışkan enflasyon sadece bugünün konusu da değildir. Yıllardır bu kalıcı özellik için yapısal sorunlar başta olmak üzere tespitler ve öneriler gelse de bir türlü eyleme geçilemiyor. Bunlar yapılmadıkça, 3 sene sonra da enflasyon tek hanelere düşemez. Bu da karar alıcılara ve piyasalara karşı güvensizliği kronik hale getirir. Böyle olunca da enflasyonun yapışkan özelliğini sürdürmesi kaçınılmaz olur.

Eğer çekirdek enflasyon da yapışkan hale gelirse bahane üretecek başka malzeme kalmaz. Zira çekirdek enflasyon; tütün, alkol ve enerji gibi MB tarafından doğrudan kontrol edilemeyen kalemlerin manşet enflasyondan (TÜFE) ayrılması ile elde edilir. Merkez Bankaları sadece kendi performanslarını değerlendirmek için sık sık çekirdek enflasyona bakabilirler. Ancak buna bakarak hedefleme yapamazlar. Çünkü vatandaşın satınalma gücünü belirleyen manşet enflasyondur. Eğer Merkez Bankaları sık sık daha düşük çıkan bir çekirdek enflasyona vurgu yapıyorsa, faiz indirimine gerekçe arıyorlar demektir. Elbette yukardaki sebepten dolayı da geçerliliği yoktur.    

Tüketicileri ilgilendiren tarafına gelirsek; enflasyon yapışkan hale geldiğinde, birçok mal ve hizmet gerçek değerinin üzerinde fiyatlanır. Zira herkes kendi beklentisini esas alır veya bazı kötü niyetlilere gerekçe oluşturma imkânı verir.

Örneğin döviz kuru yıllık yüzde 35 civarında artarken, kendi ürettiği veya sattığı ürüne yüzde 70 zam yapan fırsatçı, aklımızla alay edercesine artan kuru bahane edebilir. Bu şekilde de normal enflasyona eklenen fırsatçı enflasyonu yapışkanlığın süresini daha da uzatabilir.  

Nitekim dışardan bakan bir göz olarak, S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill’de, “yüzde 30 civarındaki enflasyonun yapışkan hale geldiğine yönelik bazı işaretler gördüklerini” Kasım ayı içinde açıkladı.

Haklı çıktığını kabul etmeliyiz. Zira açıklamanın ardından Kasım, Aralık, Ocak, Şubat enflasyonları açıklandı. Yine yüzde 30’un altına inilemedi…  

Oysa tam 14 ay önce TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, “’Enflasyon yüzde 30’larda takılır, inmez’ söylemleri hurafedir” demişti. Evet aynı tarihlerde (13 ay önce), ben de yüzde 30 üzerinde kalacağını belirtmiştim. İşte mevcut durum ortadadır… 

Sonuç olarak; bunu boşuna söylemiyorduk, yapısal sorunlar halledilmeden, fırsatçı enflasyonu önlenmeden ve kamu tasarrufu sağlanmadan bu yapışkanlığın geçmeyeceğini artık kabul etmek zorundayız.

Merkez Bankaları üzerindeki baskıların enflasyon açısından ciddi risk oluşturduğu bilinen bir gerçektir. Zira enflasyonla mücadele ve yabancı yatırımcılara güven veren bir ortam yaratmak, öncelikle merkez bankası bağımsızlığı ile başlar.

Bu konuda da; aralarında ABD’nin üç eski Merkez Bankası (Fed) Başkanı ve beş eski Hazine Bakanı’nın da bulunduğu, ekonomi dünyasının tanınmış 14 ismi çok sert ve ders niteliğinde aşağıdaki açıklamayı yaptılar.

“Fed Başkanı hakkında bildirilen cezai soruşturma, savcılık yoluyla merkez bankası bağımsızlığını zayıflatmaya yönelik, eşi benzeri görülmemiş bir girişimdir. Bu tür müdahaleler, kurumları zayıf olan gelişmekte olan piyasa ekonomilerine özgüdür ve ‘hukukun üstünlüğüne dayanan’ ABD’ye yakışmaz.

Bu durum enflasyona ve ekonomik işleyişe ciddi zararlar verir” diyorlardı.

Üzerimize alınmayalım ama yine de bu görüşlerden faydalansak iyi olur…   

Öne Çıkanlar

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

“Abbas Yolcu” alarmı… (3)

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani...

Gündemden

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

“Abbas Yolcu” alarmı… (3)

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani...

“Zincir Market Alışveriş Alışkanlıkları”

MindStation Ajansı’nın 29 ilde gerçekleştirdiği bir rapor önüme gelince;...

Aydınlık bir sabah

Ajans Bizim / Safa Tekeli - Atatürk, 28 Ekim...

İspanya’da Yüksek Hızlı Tren Kazasında Bilanço Ağırlaşıyor: Ölü Sayısı 64’e Yükseldi

İspanya’nın Toledo vilayeti sınırlarında iki yüksek hızlı trenin karıştığı...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img