2025 Nobel Ekonomi Ödülü ve Yaratıcı Yıkım

Joel Makyr, Philippe Aghion, Peter Howitt adlı üç ekonomist, teknolojik yeniliklerin ekonomik büyümeyi nasıl şekillendirdiğine dair derinlemesine ve dönüştürücü çalışmaları nedeniyle Nobel Ödülü’ne layık görüldüler.

1992’de geliştirdikleri “Yaratıcı yıkım” modeli ile ekonomik büyüme teorilerinde çığır açtılar. Yaratıcı yıkım; yeni fikirlerin ve teknolojilerin, eski üretim yöntemlerini ve iş modellerini ortadan kaldırarak, yerlerine daha verimli ve yenilikçi alternatifler getirilmesi sürecini tanımlar. Bu modelde girişimciler ve firmalar daha iyi ürünler ve süreçler geliştirdikçe ekonomideki verimlilik artar. Ancak bu yenilik süreci aynı zamanda mevcut firmaların, teknolojilerin ve istihdam biçimlerinin devre dışı kalmasına da neden olur. Model ekonomik büyümenin yalnızca daha fazla üretmekle değil, daha yenilikçi ve verimli üretim yolları bulmakla mümkün olduğunu savunur. Ayrıca kamu politikalarının eğitim, Ar-Ge destekleri ve rekabet düzenlemeleriyle bu süreci hızlandırabileceğine veya yavaşlatabileceğine vurgu yapar. (Forbes)

Dolayısıyla Nobel Ekonomi Ödülü çok değerli bir çalışmaya verilmiştir.

Çünkü;

  • Kuru kuruya büyümenin önemli olmadığına dair vurgu vardır. Yani büyümenin sadece rakamsal veri olmadığı, katma değeri artırmadan ister ülke yönetiminde isterse şirket yönetiminde tek başına işe yaramayacağı belirtiliyor. Örneğin geleneksel büyüme modellerinde, “enflasyonla mücadelenin de kazanılacağı” söyleniyorsa, bunun da o kadar kolay olmadığı anlaşılıyor.
  • Kamu politikalarının öncelikle eğitim ve Ar-Ge destekleri ile sürece olumlu ya da olumsuz etkisinin altı çizilmektedir. Ülkemiz yıldan yıla bu konularda ilerleme kaydetse de gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Ar-Ge harcamaları hâlâ çok düşük seviyededir. Kaliteli insan kaynağımızı önce ülkede tutmak, sonra da özgür çalışma ortamı sağlayarak yaratıcılığı teşvik etmek gerekiyor.
  • Verimlilik bu sürecin olmazsa olmazıdır. Çünkü bu olmadan maliyetlerin düşürülemeyeceği ve rekabetçi olunamayacağı çok açıktır. Verimsizlik son zamanlarda birçok ülkeden daha pahalı kalmamızın ana nedenleri arasındadır.
  • Bu süreçte sürekli yaratıcılık yanında yıkımın da olağan sonuç olduğunun altı çizilmektedir. Teknolojik gelişmeye ve yaratıcılıkla desteklenen yatırıma önem vermeyen şirketlerin sistem dışında kalacağı hatırlatılmaktadır.
  • Gerçek rekabetin eski üretim modellerini terk etmekten geçtiği belirtilmektedir. Bu konuda devletin yönlendirici rolü önemsenmelidir.

‘Yaratıcı yıkım’ın temelleri çok eskiye dayanıyor. Her ne kadar çalışma övgüye değer olsa da, hangi noktadan itibaren geliştirildiğini de bilmemiz gerekiyor. Avusturyalı Amerikan ekonomist Joseph Schumpeter’in (1883-1950) bir ekonomik inovasyon ve iş döngüsü teorisi olarak popülarize ettiği ekonomideki bir konsepttir. Teknolojik inovasyonun ekonomik büyüme konusundaki önemine vurgu yapan ilk kişidir. Schumpeter’e göre piyasada asıl önemli olan rekabet, aynı malları üreten firmalar arasındaki fiyat rekabeti değil, mevcut firmaların varlıklarını tehlikeye düşüren rekabettir. (Wikipedia)

Elbette ülkemizde sayıları az da olsa ikinci tercihi uygulayan şirketler vardır. Örneğin Migros’un perakende sektöründe hep ‘ilkleri uygulayan şirket’ özelliği tesadüf olmayıp, yukardaki anlayıştan kaynaklanmaktadır. Burada amaç pazar payı peşinde koşmak yerine, pazarın bütününü hedef almaktır. Yakında başka bir yazıda ölçek ekonomisinin şirketleri nasıl diri tuttuğunu ve buna ulaşmak üzere sağlıklı büyümenin nasıl sağlanacağını konu edeceğim.

Yaratıcı yıkım projesine göre sistem, daha iyisi geldiğinde mevcut şirketi feda edebilmelidir. Örneğin devlet DVD’ler ortaya çıktığında, DVD üreten firmalara karşı video kaset üreten firmaları korumaya çalışmamalıdır. Ya da polaroid fotoğraf makinasını üreten firmayı dijital fotoğraf makinası üreten firmalara karşı korumamalıdır. Daha iyisi geldiğinde önceki firmalar ortadan kalkabilmelidir. Ne kadar acımasız olduğu kabul görse de, ancak yenilikçi yatırım politikaları ile şirketlerin ayakta kalabileceği anlatılmaktadır.

Burada devletin üstleneceği rol de ihmal edilmemiştir.

Yukarda ülkemizden başarılı bir örnek vermiştim. Küresel genişlikte de hem olumsuz hem de olumlu çok sayıda örnek bulunmaktadır. İşte bir tane de onlardan…

Bir zamanlar fotoğrafçılık denilince akla ilk gelen markalardan biri Kodak’tı.

Yıllar önce fotoğraflar film üzerine çekiliyor, sonrasında bastırılıyordu. Sonradan dijital fotoğrafçılık alanında gelişmeler yaşanırken, Kodak bu alana ilgisiz kaldı. Bunun sonucunda da 2012 yılında şirket iflas başvurusunda bulundu. Günümüzde ise artık marka bilinirliği iyice zayıfladı.

Sonuç olarak; yaratıcı yıkımın temelleri çok eskiye dayansa da, 2025 Nobel Ödülü’nün bunu geliştirerek iş hayatına kazandıran bir çalışmaya verilmesi çok değerlidir.

Önceliğin büyümeye değil değişime verilmesi zaten kendiliğinden o hedefe götürecektir. Güney Kore, Japonya ve ABD modelleri incelenmeye değerdir.

Yıllardır benchmarking (kıyaslama) konusunun üzerinde çok fazla duruyorum. Belki bıktırıcı olmuş olabilir ama hedefin şirketi dinç tutmak ve ayakta kalmak olduğu düşünülürse; ülke içinde bulunamayan yenilikçi hareketleri diğer ülkelerde takip etmek, hatta bu sayede yaratıcı olabilmek de mümkündür. Zira üretici, tedarikçi, perakendeci ve çalışan açısından enkazın altında kalmamak gerekiyor. Devlet politikalarıyla da desteklenirse biz bunu başarırız…

Öne Çıkanlar

Siyasette adam seçmek zor…

9.Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel, 12 Eylül’ün getirdiği siyasi yasakların...

Gıda Fiyatları Türkiye’de Neden Pahalı?

Birçok ülke ile yaptığımız fiyat kıyaslamalarında pahalı çıktığımızı son...

Okullara yeni ders önerisi

“GÖZÜNÜ AÇANLAR ÇAĞI” adlı bir ders, okullardaki her sınıfa...

Ortaya karışık…

Rahmetli 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, İstanbul’da yapılacak Boğaz Köprüsü...

Demiryolu ile Meyve-Sebze Taşımacılığı

Ülkemizde küçük denemelere rağmen bu konuda geç kalınmış olduğunu...

Gündemden

Siyasette adam seçmek zor…

9.Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel, 12 Eylül’ün getirdiği siyasi yasakların...

Gıda Fiyatları Türkiye’de Neden Pahalı?

Birçok ülke ile yaptığımız fiyat kıyaslamalarında pahalı çıktığımızı son...

Okullara yeni ders önerisi

“GÖZÜNÜ AÇANLAR ÇAĞI” adlı bir ders, okullardaki her sınıfa...

Ortaya karışık…

Rahmetli 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, İstanbul’da yapılacak Boğaz Köprüsü...

Demiryolu ile Meyve-Sebze Taşımacılığı

Ülkemizde küçük denemelere rağmen bu konuda geç kalınmış olduğunu...

Boğaz köprüleri ile bazı otoyol ve çevre yolları özelleştirilecek

Ajans Bizim - İstanbul’daki iki boğaz köprüsü ile bazı...

Ölümün Öldüremediği İnsanlar!

Ölüm, yaşamın doğal ve kaçınılmaz bir gerçeğidir. Yaşamı değerli...

Gazeteci Oya Lale Özan Arslan tutuklandı

Gazeteci Oya Lale Arslan, YouTube ve sosyal medya paylaşımları...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img