2026 Nasıl Bir Yıl Olacak?

En son söyleyeceğimi en baştan söylemeliyim; siyasilerin çok sık kullandığı “en kötüsü geride kaldı” sözü fazla iddialıdır. Zira enflasyon düşüş eğilimi gösterse de gönülsüz yapılan mücadele önümüzdeki yılın randımanını düşürebilir. Nitekim Mehmet Şimşek ile geçen 2.5 senede; enflasyon % 38.21’den ancak % 31.07’ye düşmüştür. Dolayısıyla 2026 içinde de yüzde 31’den yüzde 27’ye inecek bir enflasyon yeterli gerilemeyi göstermez. Tersine inatçı bir direnç olduğuna ve yapışkan hale geldiğine işaret eder.   

‘Gönülsüz enflasyon mücadelesi’ tanımıma açıklık getireyim. Ülkemizde enflasyonun düşmesini istemeyen ve buna uygun fiyatlama yapan bir kesimin varlığını en başa alalım. Sonra da, hem resmi hedef olan % 3,8 büyümenin (yetersiz de olsa) hem de enflasyonu % 16’ya birlikte düşürmenin neredeyse imkansız olduğunun altını çizelim. Büyüme öne alındığına göre de enflasyon mücadelesinin kolay netice veremeyeceği gayet açıktır.        

2024 yılı biterken (1 sene önce) bu yıl sonu için enflasyonun hedeflenen seviyelere düşmeyeceğini yazmıştım. Mart ayında da yıl sonuna dair enflasyon tahminimi yüzde 37 olarak açıklamıştım. OVP’de yer alan enflasyon tahminleri ise; bir sene önce % 17,5’ten başlayarak, yıl başında % 24’e, Ağustos ayında % 27’ye, Eylül ayında % 28,5’e revize edilmişti. Bunu önce kenara not edelim.

2026 yıl sonu için % 36’lık enflasyon tahminimi şimdiden belirtip, sonra da bunun altını doldurayım. Ben tahminimi yaparken; önce hazinenin ileriye dönük borçlanma için vermeyi taahhüt ettiği faize bakarım. Siz olsanız; 2026 yıl sonu için MB enflasyon tahmini yüzde 16 iken, yüzde 38 faizle borçlanır mısınız? Elbette hayır. Peki aradaki bu 22 puanlık fark neyi gösterir? Daha önceleri de olduğu gibi 2026 yılı içinde yüzde 16’nın sık sık revize edilerek yukarda yer alan benim tahminime yaklaşacağını…

Bunu dayandırdığım bir başka önemli husus; üretimde gerileme sebebiyle MB üzerinde artan faiz baskısıdır.  Ancak enflasyon yeterince düşmeden yapılacak faiz indirimleri, enflasyon beklentilerinde bozulma yaratır.

Buraya kadar ki tahminlerimin kötümser olduğu zannedilmesin. Zira henüz diğer yapısal sorunlar bu tahminlerin içinde yoktur. Muhtemel bir erken seçim durumunda terkedilecek sıkı para politikasının olumsuz sonucu da dikkate alınmamıştır. Siyasetteki ısınmanın ekonomiye olumsuz yansıma ihtimali de hesap dışıdır. Kaldı ki, bir başka husus; MB’nin kuru tutmak için döviz satması ve bunun karşılığında rezervleri artırmak için de yüksek faizle borç almak zorunda kalmasıdır. Bu da sürdürülebilir değildir. Zira bir yıl içinde 226 milyar dolarlık dış borcun ödenmesi ve cari açığın finansmanı da gerekiyor. 

Son faiz indirimi ile birlikte reel faiz eksidir. Bazı meslektaşlar stopajı yok sayarak ortaya reel faiz çıkarıyorlar. Oysa reel faiz hesabı net nominal faiz (gelir vergisi kesintisinden sonraki faiz) ve beklenen enflasyon dikkate alınarak yapılır. Bugün mevduat faizinin politika faizi ile aynı seviyede (% 38) olduğunu varsayarsak; net nominal faiz yüzde 32,3 dür. Beklenen enflasyon olarak da şimdiye kadar hiç tutmamış resmi tahmin yerine, reel sektörün önümüzdeki bir yıl için yüzde 35’lik tahminini (MB anketi) esas almak daha gerçekçi olur. Zira onların beklentilerini sattıkları ürüne yansıtma güçleri vardır. Ayrıca şimdiye kadar gerçeğe en yakın tahmin de onlarınkidir. Dolayısıyla iş programları bu tabloya uygun yapılmalıdır.

Üçüncü çeyrek büyüme oranının (% 3,7) bazı çevreleri tatmin ettiği görülüyor. Oysa bu büyümede bile nitelik sorunu vardır. Tüketerek büyüdüğümüz çok açıktır. Yani yüksek enflasyona ilaç olacak şekilde iç talebin düşürülmesi de sağlanamamıştır. Ayrıca ideal büyüme modelinde; dış ticaret açığının küçülmesi, istihdam artışının sağlanması ve en önemlisi gelir dağılımındaki eşitsizliğin azalması nihai sonuç olmalıydı. Maalesef bunları da göremiyoruz…

Sadece tekstil ve hazır giyim sektörünü ele alacak olursak; bu yılın ilk 9 ayında 4 bin 319 şirket kapanırken, son 1 yıllık istihdam kaybı ise 103 bin 111 olarak gerçekleşmiş. TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat; “Yeni belirlenecek asgari ücret, kıdem tazminatı ve ihbar yüküne maruz kalmak istemeyen ve bu nedenle son çeyrekte küçülmeyi sürdürecek olan sektörün, 2026’nın ilk ayları için alınan sipariş miktarlarının çok kötü olduğunu” belirtmiştir. Geçen yıla göre % 12,7 küçülen tarım sektörü de alarm veriyor. Gıdasız kalma riskinden daha tehlikeli bir şey yoktur. Bu sebeple destekler konusunda ilk sıraya alınması gereken bu sektördür. 

Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) anketleri Şubat- Kasım arasında hep eşik değer olan 50’nin altındaydı. Bunun anlamı sektörde kötüleşmeye işaret etmesidir. Nitekim firmalar yeni siparişlerdeki düşüşe bağlı olarak üretim hacimlerini azaltmaya Kasım ayında da (48) devam ettiler. Bu da en azından 2026 yılının ilk çeyreği için iyimser olmayı engelliyor.

Sonuç olarak; faiz indirimlerine hiç ara vermeden devam edileceğinin belli olması nedeniyle döviz talebi artabilir. Üstelik ocak ayından itibaren kurun baskılanması da sona erebilir. Zira kur artışı sağlanmadığı takdirde turizm sektörü başta olmak üzere tüm ihracatımız pahalı hale gelecektir. İşte bunun için baskılama sürdürülebilir değildir. Bu beklentinin, reel sektörün fiyatlama davranışlarını etkileyerek, enflasyonu yukarı yönlü hareketlendirme ihtimali vardır. Bu durumda; 2026 yılında vatandaşın yüksek enflasyon sıkıntısı, reel sektörün de yüksek faiz şikâyeti sürebilir.

Sabit gelirliye gelen mesaj da Bakan Şimşek’in 2026 için müjde gibi açıklamasıydı. “Özellikle dar ve sabit gelirli insanlarımızın güçleneceği bir yıl olacak” sözünün üzerinden daha 1 gün geçmeden; açlık sınırının ve resmi enflasyonun altında yeni asgari ücret açıklandı. Dolayısıyla net asgari ücretin 22.104 TL’den % 27 artışla 28.075 TL’ye çıkması ile alım gücü korunamaz. Zira önce 2025 yılı içinde eksilen alım gücünün yerine konması gerekirdi. Yine de sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yıl dilerim…

Öne Çıkanlar

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

“Abbas Yolcu” alarmı… (3)

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani...

Gündemden

Akın Gürlek fon soruşturmasının bilançosunu açıkladı: 30 milyar liralık iade yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmalarına ilişkin...

TÜİK’te Ekim enflasyonu yüzde 2,58

Ajans Bizim - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2026...

İki Ülkede İki Alışveriş (49) İrlanda

İrlanda Adası, Avrupa anakarasının kuzeybatısında ve Büyük Britanya’nın batısında...

Sussam Gönül Razı Değil

Türkiye’de gözaltına alınmak ve tutuklanmak, artık çok kolay ve...

“Abbas Yolcu” alarmı… (3)

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani...

“Zincir Market Alışveriş Alışkanlıkları”

MindStation Ajansı’nın 29 ilde gerçekleştirdiği bir rapor önüme gelince;...

Aydınlık bir sabah

Ajans Bizim / Safa Tekeli - Atatürk, 28 Ekim...

İspanya’da Yüksek Hızlı Tren Kazasında Bilanço Ağırlaşıyor: Ölü Sayısı 64’e Yükseldi

İspanya’nın Toledo vilayeti sınırlarında iki yüksek hızlı trenin karıştığı...
spot_img

İlgili İçerikler

Kategoriler

spot_imgspot_img