Son yıllarda kırmızı ette görülen fahiş fiyatlara rağmen (hem karkas hem de perakende) spekülatörlerin hâlâ bu seviyeyi yeterli görmeyip, “Hayvanlar kesime gidiyor, et ve süt krizi kapıda” şikâyetlerinin boş olduğunu, istatistiki verilerle ve yaptığımız araştırmalarla sizlere sunmaya çalışacağım.
Önce senelerdir “İki ülkede iki alışveriş” yazı dizimizle ortaya koyduğumuz kıyaslamalı küresel fiyatlara göre perakende kırmızı et ve süt fiyatlarındaki durumdan başlayalım. Bugüne kadar dünyada euro veya dolar bazında bizim seviyemizde veya bizden daha yüksek et ve süt fiyatlarına rastlayamadım.
Aşağıdaki ülkeler için verdiğim oranların ilki perakende kırmızı et, ikincisi perakende süt fiyatlarındaki farkımızı gösteriyor.
İtalya’dan % 30 / % 38 pahalıyız. Macaristan’dan % 23 / % 23 pahalıyız. Tayland’dan % 104 / % 33 pahalıyız. Hollanda’dan % 64 / % 15 pahalıyız. İran’dan % 124 / % 62 pahalıyız. Kazakistan’dan % 155 / % 80 pahalıyız. Yunanistan’dan % 36 / % 91 pahalıyız. ABD’den % 65 / % 59 pahalıyız. Daha onlarcası ile satırları doldurmak istemiyorum. Arşivde kıyaslamalı fiyatları görmek mümkündür. Tüketiciyi ilgilendiren raflardaki süt fiyatlarımızın dolar ve euro bazında yüksek olmasıdır. Ayrıca on gün önce de, “Eğer iddia edildiği gibi ülkemizdeki çiğ süt fiyatı Avrupa’dan ucuz ise, raflardaki süt ve süt ürünlerimizin o ülkelerden daha pahalı olması arızalı bir duruma işaret eder” demiştim. Şimdi duyuyoruz ki; Rekabet Kurumu devreye girmiş durumdadır. Elbette arızanın hangi halkada olduğu bulunacak ve onarımı yapılacaktır.
İlk satırda belirttiğim “karkas fiyatlarda da pahalıyız” sözümün altını da doldurmalıyım. Almanya’da 5,7 euro olan dana karkas fiyatı bizde 9,7 euro dur. Almanya’da 10,5 euro olan orta yağlı bir dana kıymanın fiyatı bizde 18 euro dur. Böylece dana karkas fiyatında % 70, dana kıyma fiyatında yüzde 71 bu ülkeden pahalı olduğumuz görülebilir. Güncel euro kuru olarak 48.5 TL dikkate alınmıştır.
Şimdi de karkas ve perakende fiyat artış hızlarını karşılaştıralım. 2023-2025 Eylül arası 2 senelik ortalama dana karkas fiyat artış oranı % 94 iken (242,66/471,51 TL), aynı dönemde ortalama dana kıyma perakende fiyat artış oranı % 126 dır (400 / 904 TL). Ortalama fiyatlara göre perakende fiyat artış oranının, karkas fiyat artış oranından yüksek olduğu görülüyor.
Hal böyleyken, daha yazının başında “fiyatların yetersizliği” iddiası çöküyor ama hayvan sayısının ve çiğ süt miktarının eksilmediğini, tersine arttığını da görmek gerekiyor. TÜİK tarafından yayımlanan 2025 Haziran ayı verilerine göre, Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı 2023 Aralık ayından bu yana % 3,65 artışla 17,2 milyon, küçükbaş hayvan sayısı ise % 11,6 artışla 58,2 milyon olarak kayıtlara geçmiştir.
Süt hayvanları kesime gidiyorsa, bu durumda sadece hayvan sayısı azalmaz, çiğ süt miktarı da azalır. Hayvan sayısının azalmadığını yukarda gördük. Şimdi de süt miktarına bakalım.
TÜİK açıklamasına göre çiğ süt üretim miktarı 2024’te % 4,7 artarak 22,5 milyon tona ulaşmıştır. Bir önceki yıla da bakalım. 2022’de 21 milyon 563 bin ton olan çiğ süt üretimi 2023’de % 0,4 azalarak 21 milyon 481 tona gerilemiş. Yani neredeyse aynı kalmış. Ancak malum çevreler bunun da üzerine atlamış, “işte hayvanlar kesilince, süt üretimi azaldı, et üretimi arttı” algısını pompalamaya başlamışlardı. Oysa bir sene arayla aynı kalan çiğ süt miktarı, % 8,8 artan et üretimini açıklayamazdı Nitekim ithalat kaynaklı olduğu öğrenildi.
Üstelik et üretimindeki artışa rağmen fiyatların hız kesmemesi, belli bir payın suni olarak ilave edildiğini gösterir.
Elbette hayvan sayıları da çiğ süt miktarı da yıldan yıla dalgalanma gösterebilir. Küçük oynamalar, bu fahiş fiyat artışlarının gerekçesi olamaz. Kaldı ki daha geçmiş yıllara da giderek büyük resme bakma imkânımız var.
- TÜİK verilerine göre 2015 yılında 14,1 milyon olan büyükbaş hayvan sayısı 2024 yılında 17,2 milyona ulaşmış. Artış oranı %22.
- 2015 yılında 41,9 milyon olan küçükbaş hayvan sayısı 2024 yılında 58,2 milyona ulaşmış. Artış oranı % 39 olmuş.
- 2015 yılında çiğ süt üretim miktarı 18,7 milyon ton iken, 2024 yılında 22,5 milyon tona ulaşmış. Artış oranı % 20 olmuş.
- Bu arada nüfus artışına da bakmazsak olmaz…
2015 yılında 78.7 milyon olan Türkiye nüfusu 2025 yılında 85,7 milyona ulaşmış olup, % 9’luk artış “artan nüfusa yetmiyor” savını da geçersiz kılıyor.
- Küresel fiyat rekorunun bize ait olduğunu her söylediğimde, “o ülkelerin yetiştiricilerine verilen destek” gündeme geliyor.
Buyurun hiç eksik kalmasın, buna da bakalım…
Resmî Gazete’de yayımlanan son hayvancılık desteği kararları:
- Buzağı desteği, hayvan başına % 40 artışla 1.400 TL,
- Malak desteği, hayvan başına % 180 artışla 2.800 TL,
- Kuzu / oğlak desteği, % 50 artışla hayvan başına 300 TL,
- Çoban desteği, 100 baş anaç hayvandan 150 başa çıkarılarak % 125 artışla 81.000 TL.
“Desteklerin yetersiz kaldığı” şikayetlerini anlayabiliyorum. Ancak dolar ve euro bazındaki maliyetlerin yüksekliğini anlayamıyorum. Avrupa’nın göbeğindeki zengin ülkelerin bizden oldukça ucuz olan perakende fiyatları içinde bu maliyetler yok mu? Kaldı ki işçiye de dolar veya euro mu ödeniyor?
Veteriner hizmetleri, su, enerji ve barınak bakımı da dövize mi endeksli?
Üretim maliyetinin en büyük kalemini yem oluşturuyor. Tamamı için dolar veya euro ödendiği söylenebilir mi? Hiç kendi yemini üreten veya yerli ekonomik yem kaynaklarını kullanan yetiştiriciler yok mu?
Dolayısıyla mantığa ve matematiğe aykırı olduğunu da pas geçsek ve ülkemizdeki maliyetin, diğer ülkelerle aynı olduğunu varsaysak bile bu bizdeki fahiş fiyatların gerekçesi olamaz. Geriye sadece verimliliği artırmak kalıyor ki, herhalde bu da tüketicinin sorunu olmasa gerek!
Et ve Süt Kurumu’nun piyasa regülasyon faaliyetlerinin de netice vermediğini söylersek eksik bırakmamış oluruz.
Sonuç olarak; bu fiyatlarımız sadece yerli tüketicinin alım gücünü aşmıyor, bir Amerikalı veya Hollandalı için de pahalı geliyor. Üstelik Hollanda’nın İsviçre’den sonra Avrupa’nın en pahalı ülkesi olduğunu da unutmayalım.







