Bütün dünyada olduğu gibi bizde de motorin (mazot) fiyatlarından sürekli ve haklı şikâyetleri dinliyoruz. ABD – İran savaşından sonra daha da fazla…
Ancak buna rağmen hâlâ Avrupa’nın euro bazında en düşük mazot fiyatının iki ülke ile birlikte bizde olduğunu biliyor muyuz? Bunun yanında gıda fiyatlarında da Avrupa şampiyonu olduğumuzu izliyor muyuz?
Peki en önemli bir gider kaleminde; maliyeti sizden oldukça fazla olan ülkelerden daha pahalı fiyat seviyelerine ulaşılmasında bir tuhaflık yok mu?
Elbette var, ancak mazot şikâyeti aynı zamanda çok da kullanışlı geliyor!
Buradaki tek gerçek, giderin daha düşük ama gelirin daha fazla olmasıdır…
Elbette burada tedarik zinciri içinde mağdur olan halkalar vardır ama zinciri bir bütün olarak ele aldığımızda ise durumun vahameti ortadadır. O zaman doğru teşhisi koymak için, mazota takılmadan önce dağıtım kanallarındaki kalabalığa odaklanmalıdır. Bizim yaptığımız araştırmalarda; üretici hariç bu zincirin her halkasında haksız ilave edilmiş kârlar olduğu görülüyor…
Önce 10 Ağustos 2026 tarihi itibariyle Avrupa mazot fiyatlarını görelim. (Kaynak: Cargopedia)
Türkiye 1,45 €, Arnavutluk 2,16 €, Avusturya 1,97 €, Belarus 0,79 €, Belçika 2,13 €, Bosna Hersek 1,72 €, Bulgaristan 1,74 €, Hırvatistan 1,89 €, Çekya 1,84 €, Danimarka 2,47 €, Estonya 1,73 €, Finlandiya 2,28 €, Fransa 2,17 €, Almanya 2,18 €, Yunanistan1,99 €, Macaristan 1,82 €, İzlanda 1,72 €, İrlanda 1,85 €, İtalya 2,08 €, Malta 1,21 €, Moldova 1,61 €, Hollanda 2,43 €, Norveç 1,96 €, Polonya 1,88 €, Portekiz 1,97 €, Romanya 2,05 €, İspanya 1,81 €, İsveç 1,81 €, İsviçre 2,32 €, Ukrayna 1,82 €, İngiltere 2,13 €, Sırbistan 1,93 €.
Görüleceği üzere Avrupa’da mazotun en ucuz olduğu 3 ülkeden biriyiz (Malta ve Belarus ile birlikte). Buna rağmen gıda fiyat seviyesi en yüksek ülkeyiz.
Yukarda işaretli 20 ülke ile son 1 yıl içinde yapılan fiyat kıyaslamaları ülke adı üzerine tıklandığında görülebilir.
Şimdi de bu çarpıklığın gerçek nedenlerini biraz daha genişletelim…
- Türkiye’de tarım arazileri çok parçalıdır. Bu yüzden küçük işletmeler ölçek ekonomisinden faydalanamazlar. Gerçek anlamda kooperatifleşme yetersizdir.
- Yukarda da belirttiğim üzere tarladan sofraya kadar olan zincir çok uzundur.
- Arz talep dengesi iyi yönetilememektedir. Planlama olmadığından bir sene ürün fazlası, ertesi yıl ürün kıtlığı yaşanırken, fiyat istikrarı sağlanamamaktadır.
- Ülkedeki genel yüksek enflasyonist ortam, satıcıların sürekli fiyat artırma eğilimine, yani beklenti enflasyonuna yol açmaktadır.
Fırsatçı enflasyonu ile mücadele kazanılmadan, dağıtım kanalları sadeleştirilmeden nihai tüketici fiyatları istikrara kavuşturulamaz.
Yanlış teşhis, tedaviyi geciktirmesi yanında hastaya da boşuna ümit verir…
İşte bir başka örnek:
Merkez Bankası üçüncü enflasyon raporunda, bu yıl sonuna ait gıda fiyatlarına dair artış tahminini, bir önceki rapora göre 2 puan artırarak yüzde 28,5 olarak revize etti (önceki yüzde 26,3). Buna gerekçe olarak da arz sorunu gösterildi. Bu teşhis yanlıştır. Bunu da devletin bir başka resmi kurumu olan TÜİK tarafından açıklanan “Bitkisel Üretim Birinci Tahmini” raporundan görelim…
2026 kış ve ilkbahar yağışlarının normalin ve geçen yılın üzerinde gerçekleşmesiyle, hububat başta olmak üzere bitkisel üretimde rekor beklentisi güçlendi. Geçen yıla kıyasla tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 12,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 57,8 artış bekleniyor. Meyve grubunda elmada yıllık yüzde 93,6, şeftalide yüzde 88,6, nektarinde yüzde 107,7, kirazda yüzde 255,7, üzümde yüzde 53 üretim artışı öngörülüyor (AA).
Peki burada arz sorunu görülüyor mu?
Gerçek nedenleri yukarda maddeler halinde belirttim. Bu konulara ilgisizlik sürdükçe, gıda maddelerinde şaşırtan fiyat artışları sürecektir. Hem de Euro Bölgesi’nde yıllık gıda enflasyonu % 1,2 seviyesindeyken…
Gıda enflasyonunun olmadığı, hatta 1 yıl sonra fiyatların gerilediği 14 ülkeyi görelim. Yıllık ve Temmuz ayı itibariyle; Bosna- Hersek (% – 0,5), Çekya (% – 3,1), Danimarka (% – 1,6), Estonya (% – 1,6), Macaristan (% – 4,4), Letonya (% – 3,1), Litvanya (% – 0,3), Hollanda (% – 0,4), Polonya ( % – 0,4), Sırbistan (% – 6,1), Slovakya (% – 2,1), Slovenya (% 0,4), İsveç (% – 7,2), İsviçre (% – 1,3).
(Kaynak: Trading Economics)
Dünyada da % 37,53’lük gıda enflasyonumuzla en yüksek üçüncü ülke (Venezuela ve İran’ın arkasından) durumunda olduğumuzu hatırlatayım…
Demek ki “Jeopolitik gelişmeler” sadece bizde şiddetli tahribat yapıyor!
Sonuç olarak; evet mazota gelen her zam bütün ürünlere yansır. Ancak halk arasında zannedildiği gibi (veya öyle bilinmesi isteniyor) tamamı yansımaz. Diyelim ki; Ağustos ayı motorin fiyatı % 15 artmış olsun (ay bitmediği için tahmin), TÜFE içindeki ağırlığı % 1,39 olduğu için enflasyona etkisi sadece 0,21 puandır.
Motorin etkisi = 1,39 x 15 / 100 = 0,21 çıkar.
Bütün dünyanın bunu bile çok önemsemesi, enflasyonun yarım puan bile artmasını dert edinmelerinden kaynaklanmaktadır. Bizde durum aynı mı?
İşte tüm boyutlarıyla yukarda açıkladım; fahiş fiyatların nedeni mazot fiyatlarındaki artış olabilir mi?




